Electronic Project Company
 
Yazdır  Öner

2 yıldız eğitim noları


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TSSF / CMAS
İKİ YILDIZ DALICI EĞİTİMİ DERS NOTLARI
 

 

 

 

Giriş ve kursun önemi : 

            Değerli dalıcımız bir yıldız dalıcı kursunu başarıyla tamamlayarak sualtı dünyasına adım attınız. Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin sualtı kültürel ve tabii varlıklarıyla tanıştınız. Yetişkin bir dalıcı olabilmeniz için gereken sayıda dalış yaptınız ve bir üst seviyeye geçebilmek için iki yıldız dalıcı kursuna başladınız.

            İki yıldız dalıcı sertifikadan sizlere bazı ek yetki ve sorumluluklar kazandıracak ve aynı zamanda da yanınızda diğer iki yıldız dalıcı ile birlikte dalış planlayabilme ve gerçekleştirebilme hakkını sağlayacaktır.

 

Teorik ve pratik kapsam ve zamanlama : 

            Bu kursun teorik eğitimleri sonunda sizler bir yıldız dalıcı kursu teorik eğitimlerinde öğrenmiş olduğunuz konulara ilave olarak  sualtında belirlenen bir parkurda yön kaybetmeden gezinti yapabilmeniz için gerekli olan tabii ve pusulalı navigasyon tekniklerini  sualtı emniyet kurallarına uyulmaması halinde gerçekleşmesi muhtemel bir takım dalış hastalık ve kazalarını  derin dalış , tekne dalışı , özel eğitim gerektiren uzmanlık dalışları , bulanık su dalışı , gece dalışı , akıntı dalışını ve sualtı  arama kurtarma ve tekniklerini , tehlikeli deniz canlılarını ve dalış bölgesi seçiminde dikkat edilmesi gereken hususları öğrenmiş olacaksınız.

            

            Pratik sualtı çalışmalarınızda ise sizlere navigasyon  derin dalış ve kurtarma dalışı becerilerinizi artıracak eğitimler yaptırılacaktır.

 

Katılım şartları : 

            Bu kursa katılmak için en az 15 yaşını bitirmiş  olmak ( 18 yaşından küçüklerden veli izin belgesi alınacak ) sağlık belgesi ya da eşdeğer bir öğrenim belgesine sahip olmak , federasyonun bir yıldız dalıcı belgesine ya da onaylandığı eş değer bir belgeye sahip olunmalı bir yıldız dalıcı belgesini aldıktan sonra en az 20 açık deniz dalışı yapmış olduğunu dalış kayıt defterinde belgelemek ve bir yıldız dalıcı diploma tarihinden en az 2 ay geçmiş olmak mecburiyetleri vardır.

 

Sertifika düzeyinin tarifi :

            İki yıldız dalıcı , açık deniz dalış deneyimi olan dalıcıdır. Normal koşullarda iki adet iki yıldız dalıcı birlikte dalış yapabilirler. İki yıldız dalıcılar bir yıldız dalıcılara dalış liderliği yapamazlar. ( 18 yaşından küçük iki yıldız dalıcılar en az bir üç yıldız dalıcının liderliğinde dalabilirler. En çok 30 metreye kadar dalabilirler eğitim amaçlı dalışlar ise en çok 42 metreye kadar eğitmen dalıcı nezaretinde yapılabilir.

            Bir evvelki kurs ile ilgili gözden geçirilmesi gereken konular :

         Bir yıldız dalıcı eğitiminin ilk dersinde öğrenmiş olduğumuz Dünya Sualtı Konfederasyonu CMAS  ( Confederation Mondial des Activites Subaquatique ) ve bu kurumun Türkiye temsilcisi olan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu TSSF ile ilgili bilgilerinizi yeniden gözden geçirmenizde ve bu sistem içerisinde dalıcıların derecelendirilme biçimlerini hatırlamanızda fayda görüyoruz. 

            Aynı zamanda bir yıldız dalıcı kursunda öğrenmiş olduğunuz dekompresyon tabloları ve hava hesapları ile ilgili bu kursun başında bir kez daha gözden geçirmeniz gerekmektedir.

            Hepinize yetişkin bir dalıcı olmak üzere katıldığınız bu kursta başarılar ve iyi dalışlar diliyoruz. 

  

 

2T1  DALIŞ HASTALIKLARI

 

            Sualtı ve dalış söz konusu olduğunda çok sayıda fizik yasasının dalgıç üzerindeki etkisi gündeme gelmektedir. Bunların çoğu basınç ile ilgili kavramlar ve yasalardır. Dalış fiziği bir anlamda basınç fîziğidir. Bu yasaların bilinmesi, dalgıcın sualtında oluşan olayları daha iyi yorumlamasını ve sualtı kurallarına daha bilinçli uymasını sağlayacaktır.

           

Gaz Kanunları :

 

            Gazlar üç faktörün etkisi altındadır ; Isı , basınç ve hacim . Bu faktörlerden birinin değişmesi diğerlerinde de ölçülebilir değişikliklere sebep olur. Bütün gazların ve gaz karışımlarının kinetik davranışları birbirinin aynıdır. Sonuç olarak , gaz kanunları bütün gazlar ve gaz karışımları için geçerlidir.

 

Boyle Mariotte :

 

            1660 yılında Toricelli ve Pascal ’ın ulaştığı sonuçlardan yola çıkan Robert Boyle basınç altında gazların davranışlarını inceledi. Boyle “J“ şeklinde ve ucu kapalı bir cam tüpe iki tarafta da dengeli kalacak şekilde civa doldurdu. 

 

 

            Denge noktasında kapalı kısımda kalan havanın basıncının açık uçtaki hava basıncına  ( 1 atm ) eşit olması gerekiyordu . Boyle tüpe biraz daha civa ilave ederek kapalı uçtaki havanın hacmini yarıya indirdi .Eklediği civanın yüksekliği 760 mm idi . Tüpün kısa ucunda kapalı bulunan hava kütlesine açık uçtan yapılan 1 atm’lik basınç hava kütlesinin ve hacmini yarıya indiriyor ve basıncını iki kat artırıyordu . Bu deneyden çıkartılan sonuç gaz kütlesinin basınç ve hacminin ters orantılı olmasıdır. Diğer bir değişle basınç arttıkça hacim küçülür ve basınç azaldıkça hacim büyür. 

 

 

Solunum ve dolaşım sistemleri :

            Her hücre yaşamını sürdürmek , büyümek ve fonksiyon görmek için enerjiye ihtiyaç gösterir . Bu enerji , besinlerin yanması sonucu elde edilen enerjidir ; oksidasyonla elde edilir. Bunun için de oksijene ihtiyaç vardır. Solunum olayı esnasında oksijen ve karbondioksit yer değiştirirken , enerji ve su oluşur .

Solunum sistemi ; Nefes alma , akciğerlerde oksijen alışverişi , oksijenin tüm vücut dokularına taşınması ve atık gazların dışarı atılması işlemlerini içerir.

 

 

Solunum ve dolaşım sistemleri :

            Her hücre yaşamını sürdürmek , büyümek ve fonksiyon görmek için enerjiye ihtiyaç gösterir . Bu enerji , besinlerin yanması sonucu elde edilen enerjidir ; oksidasyonla elde edilir. Bunun için de oksijene ihtiyaç vardır. Solunum olayı esnasında oksijen ve karbondioksit yer değiştirirken , enerji ve su oluşur .

Solunum sistemi ; Nefes alma , akciğerlerde oksijen alışverişi , oksijenin tüm vücut dokularına taşınması ve atık gazların dışarı atılması işlemlerini içerir.

 

 

 

 

            Dolaşım sistemi kalp , atardamar , toplardamar ve kılcal damarlardan meydana gelir . İşlevi oksijeni , besinleri , hormonları vücudun bütün hücrelerine taşıyıp , oradan karbondioksiti ve atık kimyasal maddeleri alıp uzaklaştırmaktır

 

 

Barotravmalar:

 

Akciğer Barotravmaları :

 

            Vücuttaki hava boşlukları çevre basıncının azalmasıyla birlikte dokulara zarar vermeksizin orijinal boyutlarına dönmeye başlarlar. Bu işlem istemsiz olarak gerçekleşir. Scuba dalgıcının akciğerleri de aynı prensip altında kalacaktır. Düşen çevre basıncı karşısında akciğerlerin özel yapısından dolayı solunumun devamıyla birlikte sürekli olarak aynı hacimde kalırlar. Buna göre belli bir çevre basıncında iken nefes tutma yoluyla veya diğer bir nedenle akciğer içinde (bölgesel olarak) hava sıkışmış durumda (bu olay tüberküloz, kistik hastalıklar ve benzeri çeşitli hastalıklar nedeniyle olabilir) çevre basıncını azaltmak yani yüzeye doğru çıkmakla hapsedilmiş bu hava genişler. Bu genişleme çok küçük olan esneme limitlerini aştığı anda çeşitli akciğer zedelenmelerine yol açar.

            Bu zedelenmelerin hemen hepsi hayati tehlike taşıdığı için Scuba aktivitelerindeki altın kural olan sağlıklı solunum sistemi ile dalış ve dalış sırasında asla nefes tutmama ilkeleri en öncelikli anlatımlardır.

 

Arterial gaz Embolisi :

 

 

            AC ’lerde yüksek basınçtan dolayı meydana gelen en önemli hasar, havanın kan dolaşımı sistemine girmesi ve yırtılmış alveollerden AC kılcal damarlarına geçmesi ile hava embolisi oluşur. Emboli demek her hangi bir yabancı maddenin kan dolaşım sistemine girerek kan dolaşımını engellemesidir. AC ’lere giren hava akciğere ait toplar damar ile kalbe, kalbin sol tarafından aorta yoluyla atardamar sistemine karışır. Böylece vücutta hemen hemen her yerdeki damarları tamamen tıkayabilir ,hayati noktaların tıkanması hayati tehlikeye yol açabilir. Asıl tedavisi dekompresyon hastalığı gibi basınç odası içindedir. İlk tedavi de dekompresyon hastalığı ile aynıdır

 

            Pnömotoraks:

 

            Eğer yüksek basınç altında AC ’in çevresini saran zar yırtılırsa genişleyen hava AC ile göğüs duvarı arasında (plevral hat) oluşur. Bu da o Akciğer kısmının kısmi veya bütünüyle solunum dışı kalması, büzülmesine neden olur.Plevral kavitede hava bulunması nedeni ile büzülmesine pnömotoraks denir. Her ne kadar pnömotoraks durumunda şekline ve ortama göre değişik aciliyetler olabilecekse de ani hayati tehlike oluşabilir fakat solunum zedelenmeyen bölümlerde devam edeceğinden genel olarak ani hayati tehlike oranı uygun tıbbi müdahale göz ardı edilmediği sürece düşüktür.

 


 

 

            Pnömotoraks durumunda hasta şiddetli göğüs ağrısı çekecek ve ileri vakalarda ağızda köpük ve/veya kan görülebilecektir. Pnömotoraks, daha önceden kazanılmış fizyolojik nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Örneğin, küçük hava keseciklerinin (büller) bulunması ve bunların çeşitli nedenlerle patlaması sonucu (şiddetli öksürme, hapşırma, darbe, vb.) spontan pnömotoraks denilen diğer bir cins ciğer zedelenmesi meydana gelir. Spontan pnömotoraks riski olan kişilerin dalış yapması son derece sakıncalıdır, çünkü normal ortamda oluşacak spontan pnömotoraksın sonuçlarını kaldırabilecek olan vücut aynı olay çevre basıncının yüksek olduğu ortamda yani sualtında meydana gelirse yükselme sırasında genleşen havanın etkisi ile tabloyu çok ciddileştirecektir.Pnömotoraks gelişmesinde Plevral zarın yırtılma şekli oluşturacağı aciliyet açısından çok önemlidir. Eğer Plevral kaviteye doğru tek yönlü kapak şeklinde bir valf oluşursa alınan her nefes sonucu kaviteye geri dönüşümsüz hava dolacak ve o taraftaki AC hacmi artan hava ile birlikte küçülerek azalacak ve yukarıya doğru toplanacaktır. Bu durumda faal olan taraf boşalan alana dolayısıyla kalbe bası yapacak ve ani hayati tehlike yaratabilecektir. Durumun şiddeti arttıkça morarma, soluma güçlüğü ve hava açlığı ortaya çıkar. Acil olarak oksijen solutulmalı ve bir hastaneye başvurulmalıdır.

 

 

            Mediastinal amfizem:

 

 

 

            Akciğer’de havanın yaptığı bir diğer hasar, mediastende hava birikimidir. Mediastenum, iki akciğer arasındaki göğüs boşluğudur. Mediastinal amfizem gerek hava embolisinden gerekse pnömotorakstan hafif seyreden bir tablo meydana getirir. Mediastinal amfizemde biriken hava kalbi ve ana damarları sıkıştırarak dolaşım bozukluğuna yol açar. Dalgıç kısa kısa nefes alma durumundadır ve baygınlık hissedebilir Durumun şiddeti arttıkça morarma, soluma güçlüğü ve hava açlığı ortaya çıkar. Acil olarak oksijen solutulmalı ve bir hastaneye başvurulmalıdır.

 

            Subcutan amfizem :

 

                        

 

 

            Havanın cilt altına kaçması sonucu ortaya çıkan tablodur. Genellikle Mediastinal amfizem ile birlikte oluşur. Hava mediastenden boynun alt kısımlarına ve yumuşak dokulara kaçar. Doğrudan cilt altına kaçan hava nedeni ile dalgıç boynunda dolgunluk hisseder ve sesinde değişiklik olur. Dokunma ile ciltte çıtırtılar hissedilir. Durumun şiddeti arttıkça morarma, soluma güçlüğü ve hava açlığı ortaya çıkar. Acil olarak oksijen solutulmalı ve bir hastaneye başvurulmalıdır.

 

 

            Sinüs Barotravması :

 

            Bütün sinüsler içi boş boşluklardır, kafatasında içlerinde mukus zarları devam edecek biçimde burun boşluğu ile birleşirler. Sinüsler küçük hava paketleridir, burun boşluğuyla dar yollarla bağlantıdadır. Basınç uygulaması esnasında, sinüslerdeki bir tıkanıklık, mukusla dolu olma ve yeni doku oluşumları, sinüslerin kapsadığı alanlarda ağrıya neden olurlar. Bu durum ortakulaktaki gibi tanımlanabilecektir. Bir sinüs ostimunun blokajında dalış sırasında dış hidrostatik basınç artarken sinüsteki gaz volümünün azalması nedeniyle sinüs sıkışması ortaya çıkar. Çünkü sinüs duvarları serttir, relativ bir vakum oluşması mukozal konjesyon ve hemorajiye neden olur.

 

            Tüm sinüslerin etkilenmesine karşın frontal (ön) ve maksiller (çene kemiği) sinüsler daha fazla etkilenirler. Sinüs ostium blokajı sinüzüttür, konjesyon, üst solunum yolu enfeksiyonu, alerji mukajel polipler sonucunda oluşabilir.

 

            Sinüs sıkışması semptomları, basınç eşitlemesi ile giderilebilir, iniş sırasında gözlerin arkasında, üst veya alt kısmına vuran dolgunluk hissi ve keskin ağrı dalıştan sonra saatler boyunca kalabilir. Önleme yolu, üst solunum yolu enfeksiyon ,sinüsitis ve rinitus durumunda dalıştan kaçınılmalıdır. Yavaş yavaş yapılan bir dalış semptomları minimize edecektir.

 

            Sinüs sıkışması, nazal konjesyon veya soğuk algınlığının giderilmesi sonucu önlenebilir. Dalış sırasında ortaya çıkan ağrılarda, birkaç metre yukarı çıkmak yararlı olabilir. Bu durum basınç dengesinin restore edilmesine yardımcı olur. Eğer ağrıda azalma olmazsa dalış durdurulmalıdır.

 

 

 

 

 

 

            Göz Barotravması :

 

 

 

 

            Vücuda fizyolojik olarak uygulanan hava boşluğu ile vücuttaki doğal hava boşluklarının farkı yoktur. Çünkü artan hidrostatik basıncın bu boşluklarda da eşitlenmesi gerekir. Dalış esnasında basınç maskenin içindeki havayı sıkıştırır. Bunu dengelemek için dalgıç burnu ile havayı maskenin içine iletir ve bu da iç ve dış basıncı dengelemesini sağlar. Yüzeye çıkış esnasında maskede yerleşen hava maskeden kolayca dışarı çıkar ve dalgıcın azalan basıncı dengelemesine ilişkin bir şey yapması gerekmez.

 

            Kulak Barotravması :

 

            Kulağın yapısı hakkında bir hatırlatma yapmak gerekirse kulak üç kısımda incelenebilir.

 

 

 

 

 

            Dış kulak: Kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşur.

 

            Orta Kulak: Kulak zarı ve arkasındaki orta kulak boşluğundan oluşur. İçinde çekiç, örs, üzengi gibi kulak kemikçikleri vardır. Orta kulağın havası genizden(burun arkasından) arta kulağa açılan Eustachi borusundan gelir.

 

            İç Kulak: İşitme hücrelerinin bulunduğu "salyangoz"u (koklea) ve iç kulağın denge kısmını (Vestibül) barındıran ve iç içe iki özel sıvı ile dolu kısımdır

Kulağın hava dolu boşlukları dalgıcı gerek alçalma gerekse yükselme sırasında oluşan basınç değişikliklerinden çok etkilenirler.(Boyle-Mariot Yasası). Böylece oluşan basınç travmalarına barotravma denir.

 

            Dış Kulak Barotravmaları:

 

            Dalgıcın alçalması sırasında oluşabilen bir Barotravması türüdür. Oluşmasında dalgıcın dış kulak yolunu tıkayan bir tıkaç (kulak kiri  yada silikon tıkaç) nedeniyle, tıkaç ile kulak zarı arasında, dış ortamla ilişiği olmayan bir hava cebi oluşması sorunun sebebidir. Dalgıcın dış kulak yolu girişini kapatan çok sıkı bir başlık giymesi de aynı ortamı oluşturabilir.

 

 

 

 

 

            Bu durumlarda, dalgıcın alçalması sırasında, dış ortam basıncı arttıkça, bir yandan kulak kepçesi tarafındaki dış kulak basıncı artarken, diğer yandan da ağız ve burun boşluklarındaki havanın artan basıncı Eustachi borusundan geçerek orta kulak basıncını arttırır. Buna karşın arada hapis kalan hava cebinin basıncı,hala yüzeydeki basınç kadardır.

 

        Dış yandaki tıkaç sert olduğundan sabit kalır, iç yandaki kulak zarı orta kulakta artan basınç nedeniyle dışa doğru itilir. Zarda şiddetli ağrı hissedilebilir. Dalış sonrası muayenede şiddetli kızarıklık, zar yüzeyinde kanamalar ve kanlı su kabarcıkları, dış kulak yollarında kanama ve şişmeler, kulak zarında yırtılmalar görülebilir. Tedavide kulak yolunun kuru ve temiz tutulması, kulak zarı tam olarak iyileşene kadar dalmamak ve enfeksiyon gelişmesi halinde antibiyotik kullanmak yer almaktadır.

 

            Orta Kulak Barotravmaları:

 

            Normal kulakta çevre basıncına eşit bir basınç vardır. Dalış sırasında, dalgıcın alçalma ve yükselmelerinde değişen çevre basıncına uyum sağlamak üzere orta kulaktaki basıncı eşitlemenin tek yolu Eustachi borusudur.

 

 

 

 

            Eustachi borusunun geniz tarafındaki ağzı normalde kapalıdır. Eustachi borusu, genizde basınç artması olursa ya da yutkunma, çiğneme, esneme gibi hareketlerle açılır. Alçalma sırasında Eustachi borusu valf seklinde çalışır ve basınç arttıkça kapalı kalır. Böylece oluşan basınç travmasına orta kulak Barotravması (middle ear squeese) adı verilir. Dalış sırasında Eustachi borusu tıkalı ise bu sorun ilk birkaç metrede oluşur. Çünkü Boyle Yasasına göre gaz hacmi değişikliklerinin en çok en çok etkili olduğu derinlikler yüzeye en yakın derinliklerdir.

            Orta kulak basıncı ile çevre basıncı farkı 80-120 cm. H20 ise "Trapdoor" etkisi olur, Eustachi borusu hiç açılamaz. Bu durumda tekrar yükselip eşitleme yapılması gerekir. Yükselme sırasında orta kulağın hava hacmi arttığından, Eustachi borusu kolay açılır ve böylece hava tahliye olur.

 

 

 

            Eustachi borusunun açılamadığı durumlarda dalgıç yükseldikçe orta kulak basıncı artar ve orta kulak ters barotravması oluşur. Dalgıç ağrı, baş dönmesi, kulakta tıkanıklık hissedebilir. Tekrar alçalıp kademeli yükselmeli ve Toynbee manevrası uygulamalıdır.

 

            Kulak Eşitleme Teknikleri: Dalışın değişik safhalarında değişen çevre basıncına uygun olarak, orta kulak hava basıncının da değişmesi ve çevre basıncına eşitlenmesi gerekir.

 

            İnsanlarda, çok yavaş alçalma ve yükselmelerde doğal olarak oluşabilen bu eşitlenme, dalış koşullarında sıklıkla oluşamaz, bazı manevralarla bu eşitlemeyi geçekleştirmek gerekir. Bu manevraların temelinde yatan prensip, orta kulak havasının basıncının çevre basıncına göre düşük olduğunda(alçalmalarda) burun ve geniz boşluklarındaki havayı Eustachi borusu yoluyla orta kulağa pompalamak ya da orta kulak havasının basıncının çevre basıncına göre yüksek olduğu durumlarda(yükselmelerde) emme yapmaktır. Bu manevraları dalış öncesi karada tekrarlamak, dalış sırasında eşitlemeler için kolaylık sağlar.

 

            Valsalva Manevrası: Ağız ve burun kapalı iken dışa nefes vermeye çalışmak. Bu durumda dışarıya çıkamayan hava eustachi borusuyla orta kulağa gidecektir. Eksik orta kulak basıncını tamamlamak için kullanılır.

 

            Frenzel Manevrası: Ağız ve burun kapalı iken ağız tabanındaki adaleleri kasarak genizdeki havayı Eustachi borusu yoluyla orta kulağa yollamak. Eksik orta kulak basıncını tamamlamak için kullanılır.

 

            Edmons Tekniği: Valsalva ya da Frenzel manevralarını yaparken alt çeneyi öne doğru çıkartmak. Manevraların etkisini arttırır.

 

            Toynbee Manevrası: Ağız ve burun kapalı iken yutkunmak. Fazla orta kulak basancını azaltır. Dalgıçlar sıklıkla Valsalva Manevrasını kullanırlar. Ancak bu teknik aşırı zorlamalı bir tekniktir, kulak zarında ve iç kulakta yırtılmalara yol açabilir. Alçalmada kullanılabilecek en iyi teknik Frenzel Manevrası ya da buna ek olabilecek Edmons Tekniğidir. Valsalva Manevrası son çare alarak kullanılmalıdır. Sorunu olan dalgıçlar için ayaklar aşağıda dik alçalma sorunu azaltabilir. Hava, Eustachi borusundan daha yukarıda olan orta kulağa kendiliğinden daha kolay gidebilir. Baş aşağı dalışlarda ise eşitleme için havayı zorla yollamak gerekir.

 

            Ayrıca, eşitlemeyi dalışın hemen başlangıcında kulakta henüz ağrı hissetmeden ve sık sık yapmak daha yararlıdır ve böylece “Trapdoor” etkisinden kaçınılmış olunur. Yükselmede daha çok Toynbee Manevrası yararlı olacaktır. Tabi ki ilkin basınç ağrısı ortadan kalkana kadar alçalıp sonra tekrar yükselmek daha uygundur. Kulak açmadan dalmaya kalkılırsa orta kulağa sıvı sızarak hacim azalması yoluyla basınç eşitlenir. Ancak yüzeye dönülürken genleşen hava kulak zarına bu kez ters yönde baskı yaparak ağrımasına neden olur. Yüzeye çıkıldığında ise dalış sırasında orta kulağa sızmış olan sıvı dolgunluk hissi, ağrı ve geçici işitme bozukluğuna neden olabilir. Bu durumda doktora görünmekte yarar vardır. Dalış sırasında daha ciddi sıkışma durumunda ise kulak zarı hasar görebilir; hatta yırtılabilir

 

            Vertigo:

            İç kulak gaz içermediği için herhangi bir barotravmaya maruz değildir. Ama iç kulak, ortakulak deliğinin yanında olduğu için, orta kulak sıkışmalarından etkilenir. Orta kulak, tıkanık östaki borusu sebebi ile sıkışmaya maruz kaldığında, nazik iç kulağın sıvısı ve zarı etkilenir ve basınç arttıkça zarda bir yırtılma meydana gelebilir.

            İç kulağın iki görevi vardır; Cochlea, Vestibular apperatusda meydana gelen hasarlar vertigo hastalığına neden olurlar. (Baş dönmesi) vertigo genellikle iç kulağa özel bir durumdur.

 

            Vertigo bazı anlaşılmayan, fark edilmeyen semptomlara sahiptir. Denge kaybı, hızlı göz hareketleri. Vertigo iç kulak sıkışması dışında gaz embolizmi veya Tip-İİ dekompresyon hastalığında da görülebilir.

 

            Ara ara, zor kulak açma ile meydana gelen orta kulaktaki basınç değişimi geçici bir vertigoya (alternobarik vertigo) sebep olabilir. Bu tip vertigo genellikle en zor yapılan yani dibe ulaşıldığı anda yapılan zor valsalva manevrasından sonra olur. Kısa sürelidir.

 

        Bu alternobarik vertigo aynı zamanda yükselme sırasında orta kulağın fazla basınca maruz kalmasından da meydana gelebilir. Bu anda vertigoyu kulakta bir doluluk hissi ya da fazla basıncın dışarı çıkamamasından doğan bir acı hissi takip eder. Bu vertigo birkaç metre alçalmakla hemen geçer.

 

 

 

 

            Orta kulak ve dış basınç arasındaki basınç farkı eğer çok fazla ya da çok ani ise daimi bir hasara sebep olabilir. Bu barotravma da genellikle kulak zarı yırtılır ve iç kulağın pek çok mekanizması hasar görür. Böyle bir durumla karşılaşan dalgıçlar dalış sonrasında mutlaka KBB mütehassısına gözükmeli ve gerekli tedaviyi olmalıdırlar.

 

            Diş barotarvması:

 

 

 

 

 

 

        Dişlerde dolguların altında kalan hava boşlukları, seyrek olmakla birlikte sorun yaratabilir. Diş hekimine başvurarak dolgunun değiştirilmesi sorunu çözer.

 

            Mide ve bağırsak Barotravmaları:

 

            Dalış esnasında bağırsaklarda kalan gaz yükselme sırasında genleşerek rahatsızlık sebebi olabilir o yüzden dalışlardan önce diyetimize dikkat etmeli gaz yapıcı yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıyız

 

 

            HİPOKSİ NEDENLERİ VE TEDAVİSİ

 

            Vücudun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için belirli düzeylerde oksijene gereksinim vardır. Oksijen düzeyi bu değerin altına düşerse oksijen eksikliği anlamına gelen hipoksi oluşur. Oksijenin tamamen tükenmesi durumu ise oksijen yokluğu anlamına gelen anoksi olarak adlandırılır.

 

Çok çeşitli hipoksi nedenlerinden dalışla ilgili olanlar aşağıda yer almaktadır. Tedavileri etkene yönelik yapılmalıdır.

 

Ø        İstemli olarak nefes tutma, özellikle önceden hiperventilasyonlu nefes tutarak yapılan serbest dalışlar.

Ø        Akciğer ve solunum yollarında hastalıkları bulunanların efor gerektiren dalışları.

Ø        İstemsiz olarak dalış kazaları ve özellikle boğulma sonrası soluk alıp vermenin durması hali.

Ø        Kansızlık (anemi), karbonmonoksit zehirlenmesi gibi oksijenin kan yoluyla taşınmasında bozulma.

Ø      Özellikle solunum gazında oksijen miktarında azlık ve regülatörde yetersizlik.

 

 

            KARBONMONOKSİT (CO) ZEHİRLENMESİ, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

           

            Karbonmonoksit (CO) yakıtların yetersiz yanması sonucu oluşan renksiz, tatsız ve kokusuz bir gazdır. Motorların egzost gazında bulunur. Kompresör emiş hortumunun motor egzostuna yakın tutulması tüp içinde CO birikmesinin en bilinen nedenidir. Ancak kompresör emiş hortumunun gereğinden uzun ya da dar olması, kompresör kademelerinden kaçaklar, drenlerden kaçaklar, yetersiz kompresör filtresi nedeniyle de kompresör içindeki yağın yanması sonucu oluşan CO tüp içine doldurulabilir. Bu bağlamda elektrik motorlu bir kompresör ile CO zehirlenmesinin olmayacağı düşüncesi yanlıştır.

 

            Bilindiği gibi oksijen dokulara alyuvarlar içinde bulunan bir protein, hemoglobin, ile taşınır. CO ise hemoglobine oksijenden 300 kat daha büyük bir kuvvetle bağlanır. Böylece dokulara oksijen taşınması bozulur. CO aynı şekilde hücre düzeyinde de oksijen kullanımını engeller. Derinlikle orantılı biçimde artan CO kısmi basıncı nedeniyle dalış sırasında oluşan CO zehirlenmesi karada oluşan zehirlenmeye göre çok daha hızlı ve ağırdır.

 

            Bakımlı bir kompresör, düzenli aralarla değiştirilen filtreler, tüp doldurulurken kurallara uyma ve uygun malzeme kullanımı CO zehirlenmesini önlemede büyük önem taşımaktadır. Tüp havalarının belirli aralarla kimyasal analizlerden geçirilmesi en güvenilir sonucu verir.

 

            CO zehirlenmesi bulguları baş ağrısı, huzursuzluk, hafıza kaybı, bulantı, kusma, soluma güçlüğü, bilinç kaybı gibidir. Bu bulguların çok belirgin olması şart değildir. İleri durumlarda ölümle sonuçlanabilir.

 

            CO zehirlenmesi saptandığında hastaya %100 oksijen solutulmalı, gerekirse kalp masajı ve yapay solunum (CPR) uygulanmalıdır. Hasta en yakın sağlık kurumuna ulaştırıldıktan sonra bu zehirlenmenin tedavisinde basınç odası içinde oksijen solutulması başarılı sonuçlar verdiğinden acilen bir basınç odası merkeziyle iletişim kurulmalıdır. 

 

 

            KARBONDİOKSİT (CO2) ZEHİRLENMESİ, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ

 

            Karbondioksit (CO2) atmosfer havasında çok düşük oranda bulunur. Dokularda ise besinlerin oksijen ile yakılması sonucu normal metabolizma ürünü olarak yer alır. Kanın kimyasal yapısını düzenleyen önemli bileşiklerden biridir. Bu nedenle miktarı belirli değerler arasında sabit tutulmalıdır. Normalin üzerinde ya da altında CO2 düzeyi çeşitli sorunlar oluşturur. CO2 zehirlenmesi SCUBA ve serbest dalışlarda aşağıdaki nedenlerle oluşabilir:

 

            Tüp havasını uzun süre kullanabilmek için aşırı nefes tutma, Hatalı regülatör, Aşırı efor, Derin dalış, Nefes almayı güçleştiren çok sıkı elbise yada ekipman, Solunum ölü boşluğunu arttıran ya da solunumu zorlaştıran -çok uzun veya çok dar şnorkel gibi- durumlar, Solunum havasına dıştan CO2 karışması vb. gibi.

 

            CO2 zehirlenmesi oluştuğunda hızlı soluma, baş ağrısı, bulantı, kusma, algılama ve yargılama güçlüğü, bilinç kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. CO2 zehirlenmesi nitrojen narkozuna ve oksijen zehirlenmesine olan yatkınlığı da arttırır.

 

            Tedavide öncelikle CO2 zehirlenmesine yol açan neden ortadan kaldırılır. Bu durumda solunumun çoğunlukla kolayca normale döndüğü ve belirtilerin kalktığı görülür. Ancak baş ağrısının saatlerce süreceği akılda tutulmalıdır.

 

 

            OKSİJEN ZEHİRLENMESİ, NEDENLERİ, BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ

 

            Her ne kadar oksijen canlılar için yaşamsal öneme sahip bir element olsa da solunum ortamında kısmi basıncının artışı ile zehirleyici etkileri ortaya çıkar. Kabul edilen sınırlar derinlik sınırları içinde dalış yapan bir SCUBA dalıcısı için bir sorun oluşturmaz. Ancak bilindiği gibi ağır efor, gaz yoğunluğu artışı ve hatalı regülatör nedeniyle oluşabilecek CO2 birikmesi oksijen zehirlenmesine olan yatkınlığı da arttırır. Bu şekilde sara nöbeti benzeri nöbetlerin hava ile dalışlarda 43-46 metre'den daha derin dalışlarda oluşabileceği bildirilmiştir. Bundan başka oksijen ile zenginleştirilmiş gaz karışımlarıyla dalış yapan dalıcılar bu derinliklerden daha sığ derinliklerde de oksijen zehirlenmelerine yakalanabilirler. Saf oksijen solunarak yapılan dalışlarda 7 metre gibi sığ derinlikte bile zehirlenme oluşabilir.

 

            Oksijen zehirlenmesi sonucu bulantı, baş dönmesi, görme bozukluğu sersemlik ve çınlama gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Ayrıca bilinç kaybı ve sara nöbeti benzeri nöbetler gelişebilir.  

           

            Oksijen zehirlenmesinden korunmak için derin dalışlardan kaçınmalı, dalış sırasında oksijen kullanmamalı ve gerekli eğitimi almadan karışım gaz dalışı yapılmamalıdır.

 

            Erken belirtilen yüzeye gelmekle önlenebilir. Ancak sualtında nöbet oluştuğunda akciğer barotravması ve boğulma riskini tam olarak ortadan kaldırabilecek bir girişim bulunmamaktadır. Nöbetin nefes tutma anında çıkış yapılmamalıdır.

 

    TÜKENME, HİPOTERMİ VE HİPERTERMİ

 

    Tükenme: Sualtında dalıcıdan, malzemeden ve çevre koşullarından kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkar. Genellikle tükenmiş bir dalıcı doğru karar veremez ve bunları uygulayamaz. İyi bir fizik kondisyon ve eğitim tükenmeyi önlemede en önemli unsurlardır. Malzeme ve dalış koşulları ile ilgili eğitim ve deneyim hangi tip malzeme ve dalış koşullarından kaçınılması gerektiğini dalıcıya vermelidir. Her dalıcı kendi sınırının ve becerisinin farkında olmalıdır. Güvenlik önlemleri ve kurallara uyma ansızın gelişebilecek tükenme nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

 

    Hipotermi: Sıcak kanlı bir canlı olarak insan vücudu işlevlerini sürdürebilmek için sabit bir iç sıcaklığa gereksinim duyar. Bu sıcaklık 37 ºC dolayındadır. İç sıcaklığın bu değerin altına düşmesi hipotermi olarak adlandırılır. Bu dengenin sağlanabilmesi için vücut sıcak ortamlarda dışarıya ısı vermeli; soğuk ortamlarda ise vücutta normal metabolizma sonucu oluşan ısıyı korumak hatta dışarıdan ısı almak zorundadır. Çok soğuk ortamlarda vücut sıcaklığını normalde tutmak için metabolizma ve ısı üretimi artar. Titreme bu duruma verilebilecek güzel bir örnektir. Ayrıca kılların dikleşmesiyle, vücudun baş, gövde ve karın boşluğu gibi yaşamsal bölgeleri dışında kalan uzuvlarına giden kan miktarı damar büzüşmesi yoluyla azaltılarak vücut ısısı korunmaya çalışılır.

 

    Kara ortamında geniş bir sıcaklık diliminde yaşamını sürdürebilen insan için su içinde uzun süre barınabilmek ancak çok dar sıcaklık sınırları içinde olasıdır. Bunun nedeni suyun özgül ısısının havanınkinden 1000 kat fazla olmasıdır. Bunun yanı sıra suyun ısı iletkenliği de havadan yaklaşık 25 kat daha fazladır. Böylece su içinde hipotermi çok daha çabuk gelişir ve daha ciddi sonuçlar doğurur.

 

    Isı kaybının en fazla olduğu bölgeler baş, kasıklar ve koltuk altıdır. Saçlı derinin damarlarının büzülme yeteneği bulunmaz. Diğer bölgelerde de deri çok incedir ve büyük damarlar deriye çok yakındır. Soğuk sularda başlık kullanımının önemi bu şekilde kavranabilir. Alt ya da üst elbiseler tek başlarına giyildiklerinde de sırasıyla koltukaltı veya kasıktan ısı kaybı olacağı unutulmamalıdır. Sığ derinliklerde iyi bir koruma sağlayan ıslak tip elbise derin dalışlarda sıkışacağından ısı yalıtımı da azalır. Çok soğuk sularda ya da derin dalışlarda kuru tip elbise önerilir.

 

    Hipoterminin ilk belirtilerinden biri şiddetli titremedir. Soğuk hissi ile birlikte idrar atılımında artma görülür.  Kalp hızı artmıştır ve el becerilerinde hafif bir azalma görülür. İç sıcaklık 34 ºC 'ye düştüğünde "film kopması" diye adlandırılan durum gerçekleşir. Dalıcı su içinde yön bulma duygusunu yitirebilir. 33 ºC' de kalp atımı anormallikleri oluşabilir. Titreme yerini kasılma ve kramplara bırakır. El becerisi ve konuşma giderek bozulur. 30 ºC 'den aşağıda bilinç kaybı, nabız, kan basıncı ve solunumda azalma ve göz bebeklerinin genişlemesi görülür. 25 ºC 'nin altında ise ölüm gerçekleşir. Su içinde tehlike sınırı genellikle iç sıcaklığın 2 ºC gibi az bir miktar düşmesiyle başlar. Bu sıcaklık genellikle kontrol edilemeyen titremenin başlaması olarak kabul edilir. Dalışın bu aşamada kesilmesinin yaşamsal önemi vardır

 

    Bir hipotermi olgusunda hipoterminin ağırlığına göre kişi değişik durumlarda bulunabilir. Hafif hipotermi olgularında dalıcının bilinci açıktır ve genellikle üşümekten ve şiddetli titremekten yakınır. Ağır hipotermi durumunda ise bilinç kapalı olabilir ya da bilinç açık olsa bile konuşmakta, söylenenleri anlamakta güçlük çekebilir. Çok ciddi olgularda kalp hızı ve solunum o kadar azalmış ve yüzeyselleşmiştir ki yanlışlıkla ölüm tanısı konabilir. Bu nedenle kesin ölüm tanısı bir doktor tarafından konulmadıkça kurtarma girişimleri sürdürülmelidir.

   

    Hipotermi tedavisi acil ancak özenli bir yaklaşım gerektirir. Aktif olarak ısıtma tıbbi bir merkezde doktor gözetiminde olmadıkça uygulanmamalıdır. Teknede veya tıbbi yardımdan uzak bir dalış alanında ilk yapılması gereken dalıcının daha fazla ısı kaybını engellemektir. Bu amaçla dalıcı sudan çıkarılmalı, kuru elbise varsa elbiseleri değiştirilmeli ve bir battaniye vb. ile tekne, yer gibi soğuk zeminlerle teması kesilmelidir. Dalıcı rüzgar, yağmur, ıslak zemin gibi ortamlardan mutlaka uzaklaştırılmalıdır. Baş ve boyunun yalıtımı büyük önem taşır. Bilinci açık hastalara sıcak içecekler verilebilir. Ancak bunlar çay, kahve gibi kafeinli içecekler ve alkol olmamalıdır. Soğukta kalanları ısıtmak için alkol verilmesi gibi öyküleri unutunuz. Hipotermiye yol açan en büyük faktörlerden biri olan alkol alımı, hipotermi oluştuktan sonra da durumu en çok ağırlaştıran unsurlardandır.

 

    Dalıcının solunumu ve nabzı sürekli denetlenmelidir. Dalıcı kesinlikle yatar konumda bulundurulmalıdır. Dalıcının sıcak su ile duş yapması, hareket ettirilmesi, çok sıcak ortamlara sokulması çevre dokulardaki kan damarlarının açılmasına yol açar. Böylece yaşamsal önemi olmayan kollar ve bacaklar ısınırken buralardan gövdeye dönen soğuk kan yaşamsal organların daha da soğumasına neden olur. İç sıcaklık daha fazla düşer ve durum ağırlaşır. Bu nedenle bu tip aktif ısıtmalardan kaçınılmalıdır.

 

    Bir kaza sonucu soğuk sularda uzun süre kalmak zorunda kalan dalıcılar birden fazla sayıda ise bir araya toplanmalıdırlar. Eğer dalıcı yalnız ise bacaklarını ve kollarını karnında kavuşturarak dış yüzeyini azaltmalıdır. Çok yakınlarda ulaşılabilecek bir kara ya da tekne bulunmuyorsa kesinlikle hareket edilmemelidir.

 

    Hipertermi (sıcak çarpması): Dalış uygulamasında su içinde çok sık rastlanılmayan bir problemdir. Dalış bölgesine yolculuk sırasında yüksek sıcaklık ve güneş altında kalma gibi nedenlerle gerçekleşebilir. Bazı durumlarda sıcak havada uzun süre dalış elbisesi giyili olarak kalmak da hipertermi nedeni olabilir.

 

    İlk belirtiler baş ağrısı, bulantı, aşırı bir terleme, kas krampları, güçsüzlük, hızlı ve yüzeysel nabız ile kendini gösterir. Bu aşamada iç sıcaklık normaldir. Giderek durumun ağırlaşması halinde terleme kesilir ve cilt kırmızı, sıcak ve kuru bir hal alır. Bilinç kaybı gözlenebilir ve iç sıcaklık 40 oC 'nin üzerine çıkar. Bu aşamada tedavi edilmeyen dalıcı kaybedilebilir.

   

    Tedavi amacıyla dalıcı serin bir yere alınmalı ve aşırı elbiseleri çıkarılmalıdır. Sırtüstü yatırılan dalıcının ayakları hafifçe kaldırılmalıdır. Islak bir bezle vücudu silinen dalıcıya eğer çok bulantısı yoksa ağızdan sıvı verilebilir. Bilinci bulanık hastalara ağızdan bir şey vermek kesinlikle sakıncalıdır. Ateş düşürücü ilaçların hipertermide bir işe yaramayacağı unutulmamalıdır.

 

 

            BOĞULMA, İLK YARDIM VE TEDAVİSİ

 

    Boğulma hava soluyan bir canlının solunum yollarının sıvı ile dolarak ölümü olarak tanımlanır. Yarı-boğulma ya da boğulayazma (near-drowning) ise bu aşamadaki bir canlının tekrar yaşama döndürülmesi en azından bir süre daha yaşatılabilmesi anlamını taşır. Boğulma dalıcılar dışındaki topluluğun önemli bir kaza nedeni olmasına rağmen dalıcılar arasında sanılanın aksine çok daha seyrektir. Ancak su içi kazaların bir çoğunun sonucunda boğulma oluşabilir. Bu nedenle tüm dalıcılar boğulmada ilk yardım ve kurtarma tekniklerine hakim olmalıdır.

   

    Araştırmaların ortaya koyduğu bir gerçek de boğulma ile alkol arasındaki yakın ilişkidir. Alkol alımı ile gereksiz risk alabilme cesareti artmakta, tehlike anında yargılama yeteneği bozulmakta, damar genişlemesi nedeniyle ısı kaybı artmakta, gırtlak refleksinin bozulmasıyla solunum borusuna su daha rahat girebilmekte ayrıca kusmaya yatkınlık artmakta ve intihara eğilim artışı gözlenmektedir. Alkollü iken suya girmek bir dalıcının yapacağı en son hata olmalıdır.

 

    İnsanlarda gelişmiş gırtlak refleksi nedeniyle bazı boğulma olgularında akciğerler kuru kalabilir. Ancak boğulma olgularında sorun akciğerler yoluyla dokuların oksijensiz kalmalarından başka bir şey değildir. Yüksek oksijen gereksinimi olanlar öncelikli olmak üzere tüm organlar işlev dışı kalırlar. Bunlardan ön sırada gelenleri beyin ve kalp gibi yaşamsal organlardır.

 

    Boğulma olgularında sırasıyla öksürük, soluma güçlüğü, göğüs ağrısı görülür. Şok durumu geliştikten sonra dudaklar ve dil morarır, ağız kenarında pembe-beyaz renkli köpük saptanabilir. Giderek solunum ve nabız ortadan kalkar.

 

    Bilinci açık hasta oksijen verilerek acilen en yakın tıbbi merkeze şok pozisyonu ve kurallarında taşınmalıdır. Tamamen iyileşen hastalar bile 24 saat süreyle bir tıbbi merkezde bulundurulmalıdır.

 

    Solunumu ve dolaşımı bulunmayan hastalar bir sonraki derste anlatılacak yapay solunum ve kalp masajı tekniği ile tıbbi yardım gelene kadar tedavi edilmeye çalışılmalıdır. Özellikle soğuk sularda 1 saatten daha uzun süre dipte kalıp kurtarılan kazazedeler olduğu düşünülerek bu girişim tıbbi yardım gelene kadar asla sonlandırılmamalıdır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T2  İLKYARDIM VE KURTARMA

 

Kurtarma becerisi , bir dalıcının kendi kendinisine yardım edebilme yeteneği ile başlar. Öz yardım dalıcının kendisine olan güvenini arttırır. Böylece  acil durumlarla karşılaşıldığında önemli bir unsurdur.

Öz yardım hazırlık, engelleme ve hareket olarak üç kısma ayrılır.

Hazırlık; bir dalıcının kendisine güvenebilmesi için hem fiziksel hem de ruhsal olarak hazırlıklı olmasını gerektirir.

Engelleme; bir sorunla başa çıkmanın en iyi yolu o sorunun oluşmasına hiç izin vermemektir.

Bunun içinde

. Dalış malzemesinin düzenli bakımı

. Dalış öncesinde malzemenin kontrolü

. Dalış arkadaşı sisteminin etkin  kullanımı

. Olası sorunların önceden düşünülmesi

. Bir sorunun erken farkedilip, emniyeti sağlamak için hemen önlenmesi

Hareket; zor durumla karşılaşıldığı zaman bir dalıcı, durup her şeyden önce normal solunum temposunu sağlamalıdır. Bundan sonra yüzerlik sağlanmalı ve sorunu çözmek düşünülmelidir. Kısaca dur, düzenli nefes al , düşün, hareket et mantığı kurulmalıdır.

 

 

·           KAZA ANALIZI

 

Ilkyardım konusunda eğitimli bir dalıcı herhangi bir kaza durumunda önemli bir çok görev üstlenebilir. Kazaya müdahale eden bir doktor veya yetkili birisi varsa onlara yardımcı olarak, eğer yoksa kurtarıcı olarak sorumluluk üstlenir. Kaza yerine ve kazazedeye yaklaşım hızlı fakat sakin ve kontrollu olmalıdır. Telaş ve gereksiz tartışmalarla zaman yitirilmemelidir.

Kazaya müdahale etmeden önce kaza değerlendirmesi iyice yapılmalı, kazazedeyi, kendisini ve çevredeki diğer bireyleri tehlikeli bir konuma sokmamalıdır.

Kazanın ne şekilde olduğu olanak varsa kazazedeye, değilse çevredekilere sorulmalıdır. Eğer kazazede konuşabiliyorsa bu onun bilincinin yerinde ve solunum yollarının açık olduğunu gösterir.   

.    Önce kazazedeye kendinizi tanıtın ve ona yardım etmek için orada olduğunuzu   belirtin.

.    Ona gün içinde SCUBA cihazı kullanıp kullanmadığını veya basınçlı hava soluyup solumadığını sorun

.    Kazanın ne zaman ve nasıl olduğunu anlattırın

.    Son dalışa ait derinliği ve dip zamanını öğrenin

.    O gün daha önce dalış yapıp yapmadığını, eğer yapmışsa yüzey zamanının ne kadar olduğunu sorun

.    Yaşını, herhangi bir ilaca alerjisi olup olmadığını ve ilk bulguların ne zaman başladığının öğrenin.

Kazazede bilincini kaybetmişse dalış hastalıklarına ait belirti ve bulguları gözleyin. Gerekiyorsa zaman yitirmeden ilkyardım müdahalesine başlayın. Bir sağlık merkezi ile bağlantı kurun ve yardım isteyin.

·           YARDIM MI ?  KURTARMA MI ?

 

Su altında veya üstünde veya kıyıda dikkat edeceğimiz unsur kazazedenin bilincinin yerinde olup olmadığıdır. Eğer kazazedenin bilinci yerinde değilse yapılacak tek şey kurtarma çalışmasına biran önce başlamaktır. Ancak bilinci yerindeyse kurtarma mı?, yoksa yardım mı ? edeceğimize  karar vermemiz gerekmektedir.

Bir dalıcı kazaya neden olabilecek unsurları önceden görebilmeli ve kurtarma gereğini uyarı ve yardımlarla ortadan kaldırmalıdır.

 Dalış kazalarının çoğu yüzeyde yada yüzeye yakın yerlerde oluşur. Yüzerlilikleri pozitif olduğu halde güçlü palet vuran, kollarını ve bacaklarını köpek yüzüşü yapar gibi kullanan, kendini sudan sürekli yükseltmeye çalışan birinin yardıma ihtiyacı var demektir. Fakat maskesini çekip atan, ağzındaki regülatörü atan , kafa arkada ve çene yukarıda olacak şekilde hızlı ve kesik kesik soluyan birinin ise acilen kurtarılmaya gereksinimi vardır. Kısaca bir dalıcının rahat olmadığını, huzursuz olduğunu gösteren her türlü belirti incelenmelidir. ve yardım veya kurtarmanın gerekip gerekmediğine karar verilmelidir.

Sualtında da durum farklı değildir. Hızlı soluyan , sürekli dik durumda duran, hızlı palet vuran dalıcı sıkıntıda demektir. Palet vurmasına karşın sürekli batan bir dalıcının acilen yardıma gereksinimi vardır. Maskesini sıyırıp, regülatörünü atan , hızla yüzeye fırlayan dalıcı olası bir akciğerde hava genişlemesi durumuna girecektir ve yüzeye ulaşmadan kurtarılması gerekmektedir.

Kramp, sualtında bir şeye takılma ve SCUBA ekipmanının gevşemesi yardımı gerektiren durumlardır.

Zor durumdaki bir dalıcıya yardım ederken durumu daha da kötüleştirmemek gerekir. Yardım edecek kişi ni heyecanlanması ve kazazedeye belli etmesi koşulları daha da güçleştirir.Gerilim altındaki yardıma gereksinimi olan dalıcı böyle durumlarda sabırsızlaşır, gerginliği artar ve panik olabilir. Artık yardımla üstesinden gelinebilecek sorun kurtarmayı gerektiren acil duruma dönüşmüştür.

 

 

·           DÜŞÜN, PLAN YAP, HAREKET ET

 

Kurtarma becerisi bir dalıcının kendisine ve başkalarına yardım edebilmesidir. Kurtarma becerisi dalıcının kendisine olan güvenini arttırır, bu da acil durumlarla karşılaşıldığında önemli bir unsurdur.

Kurtarma becerisini 3 kısıma ayırabiliriz.

Hazırlık; bir dalıçının kurtarma becerilerinin gelişmesi için hem fiziksel hem de ruhsal olarak hazırlıklı olması gereklidir. Fiziksel hazırlık; sağlık, kondisyon, dinlenme ve yeterli beslenme ile sağlanır. Ruhsal bakımdan hazır olabilmek içinde; özgüven ve yapılacak dalışlarda başarılı olma duygusu gereklidir. Dalış araçlarının hazırlanması da bu bölümde yer alır.

Engelleme; bir sorunla başa çıkmanın en iyi yolu o sorunun oluşmasına hiç izin vermemektir.

Bunun sağlanması  için dalış gereçlerinin düzenli bakımı, dalış öncesinde gereçlerin kontrolü, dalış arkadaşı sisteminin etkin kullanımı, olası sorunların önceden düşünülmesi, bir sorunu erkenden anlayıp , güvenliği sağlamak için önlenmesi şarttır.

Hareket ; bütün alınan önlemlere karşın bir acil durum ortaya çıktığında dalıcının bilmek zorunda olduğu bazı temel kurallar vardır. Zor durumla karşılaşıldığı zaman durup her şeyden önce normal bir solunum temposu sağlanmalı ve düşünülmelidir. Daha sonra mevcut olan sorunun üstesinden gelecek plan yapılır ve o planı uygulamak için eyleme geçilir.

Bu yaklaşım acil durum karşısında amaçsız ve kontrol dışı içgüdüsel tepkiden çok daha etkilidir.

 

 

·           KAZAZEDEYI KIYIYA VEYA TEKNEYE ÇIKARMA

 

Kıyıya  yada tekneye kadar çekilen kazazedenin kıyıya veya tekneye alınması da önemli bir sorundur. Kıyıya alınırken itfayeci yöntemi  ya da sırtta taşıma  yöntemi önerilir.

Kazazedeyi tekneye çıkarırken teknenin sallanmasından yararlanabiliriz. Kazazedenin tekneye çıkartılacağı tarafın suya en yakın olduğu an çıkartma hamlesinin yapılacağı andır.

Eğer tekne yüksekse kazazede bir battaniye, örtü ve ip yardımı ile çıkartılır.

Alçak bir iskeleye çıkarken eğer yukarıda yardımcı yoksa  kazazedenin ellerinide iskelenin üstünde sabit tutarak önce kendiniz  çıkın daha sonra da kazazedeyi çekin.

Yüksek bir iskeleye çıkarken kazazedeyi vücudunuza yatırabilir ve bir merdivenden yukarı çıkarabilirsiniz. Bu teknikte dikkat edilmesi gereken nokta kazazedenin bir bacağı sizin bacak aranızda olmasıdır.

Su üstüne çıkardığımız veya su üstünde ulaştığımız kazazedeye temel ilkyardım kurallarını uygulamalıyız. Solunum yollarının açılması ve suni solunum gibi müdahaleleri suda da uygulayabiliriz. Fakat kıyıda veya teknede başarılı olma şansımız daha fazladır. Bunu için kazazedeyi bir an önce kıyıya veya tekneye çıkarmalıyız. Fakat kıyıya veya tekneye yüzerkende suni solunuma devam etmeliyiz. Kazazedeye suni solunum yapmadan kıyıya çekmek büyük vakit kaybı olacaktır.

 

 

·           UYGULANACAK TEKNIKLER VE NEDENLERI

 

Suda suni solunumun temel ilkeleri karada yapılan suni solunumla aynıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta kazazedeye su yutturmamakdır.

Kazazedenin yüzerliliği sağlanmalıdır.  Dalış iki kişilik bir gruptan oluşuyor ve suyun altında başka kimse olamadığından emin isek ağırlık kemeri atılır. ve denge yeleği (BC) çıkartılarak suni solunum sırasında kurtarıcı ile kazazede arasında engel olması önlenir.

Ağızdan ağıza solunum (sakin sularda tercih edilir.) Kazazede sırt üstü yatar durumda tutulur. Kurtarıcı kazazedenin sağ tarafına yanaşır, sağ kolunu kazazedenin sağ koltuk altından geçirerek kazazedenin ensesine destek yaparak solunum yolunu açar. Kurtarıcı sol eliyle kazazedenin burnunu tıkar  ve ağızdan ağıza solunumu gerçekleştirir.

Şnorkel yardımı ile suni solunum daha çok sürekli artı yüzerliliğin zor sağlandığı dalgalı denizde tercih edilir. Kazazede sırt üstü yatay durumda tutulur,kurtarıcı kazazedenin arkasına geçer, şnorkel ağızlık kısmı kazazedenin ağızına koyulur, kurtarıcının küçük parmağı kazazedenin alt çenesinin altına koyulur. Yüzük ve orta parmak kazazedenin şnorkeli tutan ağzı üstüne baskı yaparak şnorkelin konumunu sabitler, kurtarıcının nefes vermesi sırasında işaret ve başparmak kazazedenin burnunu tutarak üflenen havanın dışarı kaçmasını önler. Hava verilmediği anlarda işaret ve başparmak gevşetirir, bu şekilde kazazedenin almış olduğu havayı vermesi sağlanır.

Küçük maske ile solunumda ise suni solunum amacıyla üretilmiş maske kazazedenin ağzı ve burnunu aynı anda kapatacak şekilde takılır, maskenin lastiği kazazedenin başının arkasına geçirilerek maske sabitlenir. Maskenin ağızlık kısmında nefes üflenerek kazazedeye suni solunum yaptırılır. Nefes üfleme sırasında kurtarıcı her iki elinin başparmağı ile maskenin üstüne bastırır aynı anda diğer dört parmağı kazazedenin çenesini sıkıca tutar, böylece maskeden içeriye su girmesi önlenmiş olur.

SUNİ TENEFFÜS VE KALP MASAJI

a) Hastayı uyarmak için köprücük kemiğinden bastırarak salla ve sözlü bir şekilde de uyar! Cevap gelmezse;

 b) Nefes yollarını aç.

              Çene itme yöntemi. Çeneyi iki elimizle tutarak yukarı doğru çekmek. Bu yöntemin sakıncası, hastada boyun veya bel kemiği yaralanması varsa bütün omurgasını hareket ettireceğimizden  kalıcı hasara sebep olabiliriz. Bu yüzden çene kaldırma yöntemi daha iyidir.   

 

              Çene kaldırma yöntemi: Alın bölgesinden hafifçe bastırılarak çene olduğu yerde kaldırılır. Böylece kafa  ileri geri eksende hareket etmez. Sonra ağız hafif açılır.

 

c) Solunum Kontrolü: Yanak ağza yaklaştırılır. Gözle göğüs kafesi, kulakla nefes sesi, yanakla da nefes ısısını kontrol et. Bu üç belirti de yoksa hasta nefes almıyor demektir. Solunum yok ise hemen 3 ila 5 adet kurtarıcı (dolu ve yavaş) nefes ver. Elini hastanın alnına daya, parmaklarınla burun deliklerini kapat. Hastanın ağzı hafifçe açık tutulur. Öbür elle de sızdırmazlığı sağlayacak şekilde hastanın ağzı tutulup 5 sn. uzunlukta derin ve yavaş nefes verilir. Göz ucuyla göğüs kafesi gözlenir. Göğüs şişiyorsa doğru yapılıyor demektir; karın şişiyorsa, mide şişiyordur ve bu da nefes yollarının hala tıkalı olduğu anlamına gelir. Bu durumda hemen durulur. Çünkü ani kusmaya neden olabilir ve suni teneffüs iğrenme gibi nedenlerle zorlaşabilir veya nefes yollarının daha fazla tıkanmasına yol açabilir. Bu durumda kafa yana yatırılmalıdır. Daha da kötüsü kusma olmaz ama mide şişik kalır ve diyaframa baskı yaptığı için üflense de ciğerler şişirilemez. Dolayısıyla mide şişiyorsa suni solunum hemen bırakılmalı ve (b) maddesinde anlatıldığı şekilde nefes yolları tekrar açılmaya  çalışılmalıdır.  Aynı şeyleri tekrarladıktan sonra  nefes yolları yine açılmamışsa, nefes yollarında sıvı veya katı ( kan, kusmuk, su, yosun, takma diş) ciddi bir tıkanıklık var demektir.

   

     Katı cisimlerle tıkanan  nefes yolu 2 yolla açılabilir: 

 

           Heimlich Manevrası: (Basit şekliyle kişiyi öksürtmektir) Kişinin arkasına geçeriz (ayakta, oturarak ya da yerde oturarak yapılabilir, ama en sağlıklısı ayakta yapmaktır)  ve kollarımızla hastanın kollarının altından onu kavrarız. Bir el yumruk yapılıp diğer elle  yumruk tutulur ve ani bir hareketle diyaframının altından yukarı doğru hızlı bir biçimde bastırılır. Böylece ciğerlerdeki hava boşalmış olur ve ağızda ne varsa onları da dışarı atar. Baygın bir hastada bu işlemi yere oturarak yapabiliriz.  Ya da onu sırtüstü yatırıp ağzını yana çevirerek mide bölgesine ani basınçlar yaparak uygulama yapabiliriz. Kazazede hamileyse kaburgaların alt yanlarından bastırılmalıdır. Bu yöntem yeterli olmazsa;

 

           Çene Süpürme Tekniği: Kişinin ağzına kalın bir tahta bir takoz konur. İki parmakla dil tutulur. Orta parmakla dil ve gırtlak çengel hareketiyle süpürülür.

 

           Eğer ağızda sıvı varsa kafa yan çevrilerek boşaltılabilir. 

           Ciğerde sıvı varsa, eğer ağırlığı müsaitse kişi ayaklarından tutup sallanır. Ya da kişi karnı dizimize gelecek şekilde yatırılır ve üzerine abanarak midesindeki su boşaltılmaya çalışılır. Kişi çok iriyse ve

             sırtüstü yatıyorsa kişinin sağ veya sol ayağı yukarı kaldırılır ters eli kalçanın altına yerleştirilir. Diğer tarafına geçip diz çökülür ve elinden kolundan dizinden tutarak kişi bir hamlede yan yatırılır.

             Açıktaki el hastanın çenesinin altına nefes yollarını açacak şekilde yerleştirilir. Bu pozisyonda  ciğerden ağza kadar ki bütün boşluklar meyillidir. Sıvı ne varsa atılır.

            Solunuma devam edilir. Solunum durmuşsa kalp de durur. Durmamışsa da 1 dk içinde duracaktır. 4 dk içinde hastanın geri getirilmesi mümkündür. 1 dk içinde kalp atışı bozuluyor ve duruyor.Normalde 4 dk içinde hafif beyin tahribatı olur. 10dk.ya kadar mutlak beyin tahribatı olur. Su altında bu süreler daha uzundur ( 45-60 dk). Çünkü;

             1)     Dalanlar genç insanlar. Oksijensizlik toleransı daha fazla.

             2)     Sporcu olduğun için kanındaki oksijen taşıyan hemoglobinlerin  miktarı fazla. Böylece bir seferde

                      kan daha fazla oksijen alıyor.

             3)     Soğuktan dolayı metabolizma yavaşlıyor ve oksijen ihtiyacı azalıyor.

             4)      Derinde (örneğin 30-40 m.de 4-5 atm. Basınç altında) oksijenin de kısmi basıncı o oranda yüksek

                      oluyor.Kanda yüzeye göre 4-5 misli daha fazla oksijen var  ve beyin onun hepsini kullanabiliyor.

                      Yüzeyde dört dakika ise derinde 20 dk. oluyor. Soğuk ve kondisyon faktörlerini ekleyince dipteki

                       müdahale süresi  yüzeyde 40-50 dk.ye çıkıyor.

 

        Kalp durmuşsa solunuma devam etmenin pek bir anlamı yok. Kalp atışını sağlamak lazım ki kan beyne pompalansın. Bu nedenle nabız kontrol edilerek kalbin çalışması kontrol edilir.

 

d)Nabız kontrolü: Bilekten zor duyulur. Şah damarından kontrol edilmelidir.(Gırtlağın orta noktasından yana doğru iki parmak kayılır. Çift boğumlu bir kas grubu vardır. Şah damarı o kas grubunun ortasındadır.) İkinci olarak kulak göğüs kafesine dayanıp kalp atışları dinleniyor. Nabız kontrol edilirken orta ve işaret parmakları kullanılır. Çünkü baş parmaktan kendi nabız atışımızı duyabiliriz ve bu da bizi yanıltır.

 

 ASLA ÇALIŞAN BİR KALBE KALP MASAJI YAPILMAZ. Yaparsak kişiyi gerçekten öldürebiliriz. 

        Bir kişinin ölü olup olmadığına karar verme yetkimiz yoktur. Bu yetki sadece doktorlarda vardır. Kalbin çalışmadığından çok eminsek kalp masajı yapıyoruz.  

e)Kalp masajı. Kalp masajı, dışarıdan yapılan baskıyla kalbin pompalama işlemini mekanik olarak devam ettirmesidir. İman tahtası ve arkadaki omurga arasında kalbi sıkıştırıp bırakarak kalbin vakumlama yöntemiyle

kanı pompalamaya devam etmesi sağlanıyor. Kalp masajı ve suni teneffüs birlikte yapılmak zorundadır. Sadece kalp masajı yapılırsa kandaki oksijen biter. Buna CPR (Cor Pulmonary Resisutation) denir. Kalp masajı için kişiyi sert bir zemine sırtüstü yatırılır. Hastanın ayakları yerden 15-20 cm yukarda olursa, kanın kalbe geri dönüşü yerçekimi nedeniyle daha kolay olacak ve kalp daha az yorulacaktır. Kişinin iman tahtasının üçte biri oranında yukarısına elimize yerleştiriyoruz ve iman tahtasının alt ucuna elimizin değmemesine ve uç kemiğin kırılmamasına dikkat ediyoruz. Vücut ağırlığımızla bastırıyoruz. Göğüs kafesi 3-5 cm. çökmeli ki kalbe etki edilebilsin.(Şişman insanlarda 8 cm olabilir) Kalp masajı dakikada 80-100 kere şeklinde bir hızla olmalıdır. Çocuklara tek elle yapılmalıdır. Bebeklere iki parmakla. Tek kişi isek 15 kalp masajı peşinden iki suni teneffüs yapmalıyız. Suni teneffüs yaparken nabız da kontrol edilmiş olur. Sonra tekrar 15 kalp masajı. Eğer iki kişi isek 5 kalp masajı 1suni teneffüs yapılır. Yorulunca yer değiştirilir. Solunum ve kalp kendiliğinden çalışana kadar veya doktor gelene kadar devam edilir.          

 

            HYDROBİYOLOJİ

 

           

            Su altı canlılarını inceler.

 

            Su altı canlıları zarar verme potansiyeline göre  4 grupta toplanırlar:

 

1.     Sokucular

2.     Deliciler ve kesiciler

3.     Isırıcılar ve zehirliler

4.     Şok ediciler

 

 

 

            SOKUCULAR:

 

            Genel olarak COLEANTERATES olarak adlandırılırlar. Nemotocyst denilen sokucu hücrelere sahiptirler.

 

 

 

            Hücrelere sürtününce ucu dışarı doğru çıkar ve sokar. Dışarı doğru çıkan bu sokucu uçlar sürtünme alanına yani kurbanının boyutuna göre değişir.

 

            Bütün deniz canlıları korunmak yada beslenmek için diğer canlıları paralize edip sonra da sindirirler.

 

            Bu türe örnek olarak;  Deniz anası ve türleri, deniz şakayığı, ateş mercanları, süngerler, deniz çıyanı ...vb. Süngerler deli ve akıllı süngerler olarak 2’ye ayrılırlar. Deli süngerler, koyu kahverengi, ufak çaplı gözenekleri olan, üzeri hafif kaygan bir tabaka ile kaplı süngerlerdir. Temas edilirse daha sonra kaşıntıya neden olurlar.

 

            Portuguese man of war ‘da bu türlerdendir. Deniz anasına benzer, su üstünde olan kısmı portekiz savaşçılarının miğferlerine benzer ve bunları yelken gibi kullanarak suda ilerlerler. Şeffaf uzangaçları vardır. Bu uzangaçlardan bazıları diğerlerine  nazaran çok daha uzundur. Tropik su canlılarıdır.

 

            Bu tip canlılarla temas edilmesi durumunda; hemen temiz su ile yıkanmalı ancak havlu ile kurulanmamalıdır.  Aksi taktirde zehirli hücreleri bulaştırmak mümkündür. Bir bıçağın sırtı ile temas edilen bölgenin üzeri dışarı doğru süpürecek şekilde hafifçe kazınarak deride kalabilecek zehirli hücreleri temizlemek gerekir. Daha sonra alkolle temizlenir ve üzerine antistaminik pomat sürülerek doktora gidilir.

 

            DELİCİLER VE KESİCİLER:

 

            Delicilere örnek;  deniz kestaneleridir. Deniz kestaneleri çok ince, sivri uçlu ve kırılgan olduğundan deri içerisinde kalırlar. 2 – 3 hafta içinde vücuttan atılabilirler. Koni uçlu oldukları için, batan bölgeye tercihen zeytinyağı sürülüp 15 – 20 dakika beklenirse kendiliğinden ucu dışarı çıkar ve bir cımbız yardımıyla alınabilir.

 

            Kesicilerin en tehlikelisi ise mercan gruplarıdır. Jilet gibi keskin uçlara sahiptir. Sürtünme anında ciddi kesikler oluşturabilirler. Su altında kan, kırmızı görülmediği için, su soğukluğundan ve dalıştan alınan keyiften dolayı hissedilmeyebilir.Kesme esnasında mercanlar da kırılgan oldukları için içeride parçacıklar kalıp enfeksiyona neden olabilir, Efervesan özellikli temizleyiciler ile temizlenmesi gerekir.

 

            İstiridyeler, midyeler, deniz salyangozlarının kabukları da kesicidir. Her ne kadar mercan kesikleri kadar tehlikeli olmasalar da yine aynı şekilde temizlenmelidir.

 

            Hem zehirleyici hem de kesici siyah / beyaz cone shell denilen deniz kabukları da tehlikelidir.

 

            ISIRICILAR VE ZEHİRLEYİCİLER:

 

            Zehirleyicilere örnek; Varsan, trakonya, lipsoz, iskorpit, vatoz verilebilir. Vatoz tek bazik zehire sahip deniz canlısıdır. Vatozun zehrinin yanı sıra kuyruğunun mahmuzları da tehlikelidir.

 

 

             Sokulmuş bölgeye buz ile soğuk kompres yapılır. Böylece kan dolaşımı duracak ve zehrin yayılması engellenecektir. Aynı zamanda soğuk kompres acıyı da azaltacaktır. Sokulan bölge     kalpten aşağıda tutularak doktora yetiştirilmesi gerekir.

 

 

Zehirlenmelerde turnike yöntemi de kullanılabilir.

 

            Isırıcılara örnek olarak; Barakudalar, mürenler, köpekbalıkları vs verebiliriz. Barakudalar, çene yapıları kuvvetli. Çok hızlı, boyları 45 cm. den 2 m. ye kadar varabilen balıklardır. Genelde sürü halinde dolaşırlar.

 

            Mürenler de zarar verme potansiyeline sahiptir. Ancak kovuklarına yaklaşıldığında tehdit edildiklerini zannettikleri ve yuvalarını korumak amacıyla saldırabilirler.

 

            Köpekbalıklarının yaklaşık 340 civarında çeşidi vardır. İnsana saldıran cinsi 10 adedi geçmez. Köpekbalıkları altı solungaca sahip ise canavar sınıfına girer. Genelde insana saldırmazlar.

 

            Köpekbalıkları 3 şeye meraklıdırlar;

 

·        Balıkyağı kokusu

·        Kan kokusu

·        Amonyak kokusu

 

            Bunların yanı sıra, yaralı ve yaşlı balıklar sürülerin dışında kalırlar ve de diğer balıklara yem olurlar, bunların çıkardığı frekans, insanların panik halinde iken çıkardıkları frekans ile aynıdır.

 

            ŞOK EDİCİLER:

 

            Tek şok edici balık elektrik balığı yani voltaj balığıdır. Üzerlerinde elektrik kutupları vardır ve insanı anında öldürebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T3  HAVA SARFİYAT HESAPLARI

 

        Hava sarfiyatımızı hesaplamanın önemini vurgulamaya gerek yoktur.Çünkü dalış sırasında ne kadar hava harcayacağımızı ve bize gereken hava miktarını ancak bu  yolla bulabiliriz.

          Hava sarfiyatını hesaplarken bazı terimlerle karşılaşacağız bunların açıklaması aşağıdaki gibidir.

     

Yüzey hava sarfiyatı(YHS) : Bu ortalama bir insanın deniz seviyesinde dakikada soluyacağı hava miktarını ifade eder.Biz bu  değeri  25 lt/dak olarak kabul edeceğiz.Bazı kaynaklarda bu 20 lt/dak olarak alınır.Bu da doğrudur ancak biz daha emniyetli olması için 25 lt/dak kabul ediyoruz.

 

Rezerv Hava : Herhangi bir olağanüstü durum karşısında kullanabilmemiz için dalış sonunda tüpümüzde bırakmamız gereken hava miktarı.Biz bu değeri 50 atm olarak alıyoruz.Ancak rezervli tüplerde yay kuvveti 40 atm basınca kadar rezerv devresini tuttuğundan rezervli tüplerde bu değer 40 atm .dir.

 

        Hava sarfiyatını hesaplarken aşağıdaki formülü kullanacağız.

             

                     Toplam Hava Sarfiyatı (THS) = Dip Hava Sarfiyatı (DHS)     +   Deko Hava Sarfiyatı (DeHS)

                                                                +Çıkış Hava Sarfiyatı (ÇHS)

 

        Bunlar hesaplanırken iniş hava sarfiyatı ayrı da hesaplanabilir ancak biz daha emniyetli olması için 

        DHS içinde hesaplayacağız.

           

         Hava sarfiyatı hangi kademe için yapılırsa yapılsın kullanılacak formülün içeriği aynıdır

 

                                      Port = YHS *Zaman

 

     Port :Herhangi bir derinlik için ortam basıncını ifade eder ve aşağıdaki formülle kolayca bulunur.

   

                                    Port = (  d/10)+1        d harfi burada ortam basıncı bulunması istenen derinliği sembolize eder.

  

         Ayrıca dikkat etmemiz gereken bir diğer husus ta  çıkış hava sarfiyatını (ÇHS) hesaplarken

         maksimum derinliğimizin yarısı derinlik olarak baz alınır.

       

           Şimdi hem Bühlmann/Hahn hem de Hahn tabloları için birer örnek  problem çözelim

 

Problem     :

  

           18 lt hacimli tüpümüz 200 atm basınçla doldurulmuştur.İlk dalışımız 31 m’ye 20 dakika olarak planlıyoruz.İki saatlik yüzey zamanından sonra ikinci dalışımızı 20 m’ye 30 dakika olarak yapabilir miyiz? Bu örnek için Bühlmann/Hahn tablosunu kullanacağız.

 

İlk dalış için,

a)    Dip süresi ne kadardır.?

b)    İlk dalışta deko süresi var mıdır?Varsa kaç metrede kaç dakika olacaktır?

c)    Mükerrer grup harfi nedir?

d)    Çıkış süresine kadardır?

e)    Toplam harcanacak hava ne kadardır?Bu dalışı ,bu tüple yapabilir miyiz?

f)     Her iki dalış ,dalış profilini çiziniz.

 

a)      Dip zamanı 20 dakikadır.

b)      İlk dalışta deko vardır.3 metrede 3 dakika deko duraklaması vermektedir tablo.

c)      İlk dalış sonunda MGH = E

d)      Çıkış süresini hesaplarken tablonun tavsiye ettiği maksimum çıkış hızı esas alınır. Bühlmann/Hahn

          tablosunun tavsiye ettiği çıkış hızı 10 m/dak olduğuna göre 31 metreden 10 m/dak hızla 3.1 dakikada

          çıkarız.3 dakika da deko duraklamasını ilave edersek toplam çıkış zamanımız 6.1 dakikadır.

e)      Toplam hava sarfiyatımız

         

         Dip Hava Sarfiyatı =Port * YHS * Zaman

                                 

          Port = (  31/10  )+1 = 4,1 atm      YHS = 25 lt/dak        Zaman = Dip zamanı =20 dak

                         

                                    DHS = 4,1 * 25 * 20 = 2050 lt

 

          Çıkış Hava Sarfiyatı  = Port *YHS *Zaman

 

           Port = (31/2/10)+1 =2,55 atm           YHS = 25 lt/dak           Çıkış Zamanı = 31/10 =3,1 dak          

 

                                    ÇHS = 2,55 * 25  * 3,1  =  197,62 lt

 

                                   Deko Hava Sarfiyatı  = Port * YHS* Zaman

     

                                                    3     

       Port = (-------)+1  = 1.3 atm               YHS =25 lt/dak          Deko Zamanı = 3 dak

                                                   10

 

                                     DeHS = 1,3 * 25 * 3 =           97.5lt

 

                                     THS =ÇHS +DHS+DeHS             = 197.62 +2050+97.5                  = 2345.12 lt

 

            Tüpteki toplam hava = 200atm * 18 lt =3600 lt

 

            Rezerv hava basıncımız 50atm olduğundan dalışta kullanabileceğimiz hava

                                                                    =  (200-50) atm * 18 lt    =  150 * 18        =  2700 lt

                                                                                                        

             olduğundan bu dalışa bu tüp yeterlidir.

 

             İlk dalışımızdan sonra 20 m’ye 30 dakikalık bir dalış yapamayız çünkü dekompresyon durağı gerekmektedir.Ancak tabloya göre 20 m’ye 25dak’lık bir  dalış  yapabiliriz.İlk dalışımız  sonunda mükerrer grup harfi E olacaktır.İki saatlik yüzey zamanı için 12 dakikalık dip zamanına eklenecek süre çıkacaktır.

 

 

Problem   :

 

            200 atm basınçla doldurulmuş 18 lt’lik bir tüp ile 20 m’ye  30 dakikalık bir dalış  bir dalış yapacağız.180 dakika sonra 15 m’ye 20 dakikalık bir dalış daha yapmak istiyoruz. İlk dalış için hava hesaplarını yapıp,her iki dalışın dalış profilini çiziniz.

  

             Hesaplarımızı Hahn 0-700 m tablosuna göre yapacağız. İlk dalışta dip zamanımız 30 dakikadır.Buna göre bu dalış sonunda MGH  E olacaktır.

            

             Çıkış zamanımız  2 dakikadır.Bu dalışta deko duraklaması yapmamıza gerek yoktur.

 

             THS=  DHS +ÇHS

 

             DHS= Port * YHS * Zaman =3 * 25 *30  = 2250 lt

            

             ÇHS= Port * YHS * Zaman = 2 * 25 * 2 = 100 lt

 

                                       THS = 2250+ 100 =2350 lt

 

             Tüpteki Hava = Tüp Hacmi * Tüpteki Basınç  =18 * 200 = 3600 lt                     Rezerv Basıncı = 50 atm

 

             Kullanabileceğimiz Hava =(Tüp Basıncı –Rezerv Basıncı) * Tüp Hacmi

                                               = (200-50) * 18 =150* 18 = 2700 lt   olduğundan tüpümüz ilk dalış için yeterlidir          

             MGH = E. 180 dakika yüzey fasılasından sonra  15m’ye yapacağımız dalış için dip zamanına

            eklenecek süre 10 dakikadır.20 dakika dip zamanına 10 dakika süreyi de eklediğimizde dip

            zamanımız toplam 30 dakika olacaktır.Dalış tablosuna baktığımız zaman 15 m için sıfır dekolu bir dalış

            olduğunu görürüz ki bu da bu dalışı yapabileceğimiz gösterir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T4    NİTROJEN EMİLİMİ                                       

 

 

         GAZLARIN SIVILARDA ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ, HAVANIN DOKULARDA         ÇÖZÜNÜRLÜĞÜ

 

            Bilindiği gibi Henry kanunu uyarınca gazlar kısmi basınçlarıyla orantılı olarak sıvılarda çözünürler. Bu çözünürlüğe yalnızca gazın basıncı etki etmez. Gazın cinsi, sıvının cinsi, çözünürlük katsayısı, ortam sıcaklığı ve zaman da etkilidir. Bazı gazlar bazı sıvılarda daha hızlı çözünür. Ortam sıcaklığı ne kadar azsa çözünme de o oranda fazladır.

 

            İnsan dokuları bir sıvı olarak düşünülebilir. Solunum havasında bulunan nitrojen, oksijen ve diğer gazlar dokularda Henry kanunu uyarınca çözünürler. Çözünmeyi etkileyen faktörler solunum havasının basıncı yani dalınan derinlik ile çözünme süresi yani dipte kalınan süredir. Havayı oluşturan gazlardan oksijen vücutta kullanılır ve kısmi basıncı çok arttığında Oksijen Zehirlenmesi oluşturur. Nitrojenin kısmi basıncının artışı ise Nitrojen Narkozuna neden olur. Ayrıca Dekompresyon Hastalığı da nitrojen çözünmesi ile ilgili bir hastalıktır.

 

 

         GAZLARIN ZEHİRLEYİCİ ETKİLERİ

 

            Normal atmosferik basınç altında zararlı etkileri olmayan bazı gazlar dalış sırasında yani kısmi basınçları arttığında tehlike oluşturabilirler. Bunlara en iyi örnek nitrojenin narkotik etkisidir. Benzer biçimde oksijen de normal basınçlarda zararsız iken kısmi basıncı arttığında oksijen zehirlenmesi oluşturur.

   

            Ayrıca bazı gazların zehirleyici etkisi derinlikle artar. Örneğin Karbonmonoksit (CO) zehirli bir gazdır. Ancak dalış sırasında artan ortam basıncıyla birlikte, solunan havadaki kısmi basıncı da artacağından, bu etki çok daha şiddetli olur.

 

 

        NİTROJEN EMİLİMİNİN ETKİLERİ, NARKOZ

 

            Dalış sırasında solunum havasında artan nitrojenin kısmi basıncı bir sualtı hastalığına yol açar. Azot zehirlenmesi, derinlik sarhoşluğu, dip sarhoşluğu, narkoz gibi isimler alan bu hastalık nitrojen narkozu olarak adlandırılmaktadır.

           

            Nitrojen normal atmosferik basınçta narkotik özelliğe sahip değildir. Ancak 4 ATA (30 metre) derinlikten başlayarak derinlikle artan etkiler gösterir. Bazı kişilerde narkotik etki belirli belirsiz düzeyde olmak şartıyla 30 metreden daha sığ derinliklerde bile başlayabilir. Etkiler ilk metrelerde alkol alımına benzer. Daha fazla derinlikte halusinasyon yaratan ilaçların etkileri, dalınmaya devam edildiğinde ise gerçek anlamda narkotik etki ortaya çıkar. Nitrojen narkozunu çok ağır sarhoşluk olarak düşünmemek gerekir. Kişi kendini normal hissettiği anlarda bile el becerisi, hesaplama, yazı yazma gibi yüksek düzeydeki beyinsel işlevleri bozulabilir. Bu durum sualtında hızlı karar verme ve uygulama yeteneğini ortadan kaldırır. Günümüzde hava ile yapılan sportif dalışların 30 metre ile sınırlanması nitrojenin bu etkisi nedeniyledir.

 

            Nitrojen narkozu kişiden kişiye ve aynı kişide günden güne değişen etkilere sahiptir. Ortaya çıkan narkoz belirtileri sığ derinliklere yükselmekle hemen ortadan kalkar. Korunmanın en uygun yolu SCUBA dalışları için belirlenen dalış sınırlarının altına kesinlikle dalmamaktır.  

 

 

 

         DEKOMPRESYON HASTALIĞI, HAFİF TÜR-AĞIR TÜR

 

            Solunum havasında bulunan nitrojen gazı vücudumuzun dokularında Henry Kanunu uyarınca çözünmüş durumdadır. Deniz yüzeyinde 1 ATA'lık basınçta havanın %79'u nitrojen olduğuna göre nitrojenin kısmi basıncı da 0.79 ATA'dır. Uzun yıllar 0.79 ATA'lık bu nitrojen kısmi basıncı altında yaşayan insanlarda dokularda da 0.79 ATA'lık nitrojen çözünmüş durumdadır.

           

            Dalışa geçen bir insanın 10 metreye indiğini farz edildiğinde; 10 metrede solunum havası 2 ATA basınçtadır. Bu derinlikte nitrojenin kısmi basıncı ise 1.6 ATA'dır. Oysa dokularda henüz 0.79 ATA'lık nitrojen bulunmaktadır. Bu farktan dolayı nitrojen dokulara geçmeye başlar. Solunumla alınan nitrojen önce akciğerlere ulaşır, burada kana karışır ve dolaşım sistemi yoluyla dokulara taşınır. Bu işlem zamana bağımlı bir süreçtir. Kısa süre bu derinlikte kalınırsa dokulara az miktarda nitrojen geçebilir. Ancak yeterli zaman tanınırsa dokular nitrojene doyar (satürasyon). Yani dokularda da 1.6 ATA nitrojen çözünür. (nitrojen sıvı hale geçmez!). Dalıcı işte tam bu anda yüzeye gelirse solunum havasında 0.79 ATA'lık nitrojen varken dokularında 1.6 ATA nitrojen bulunmaktadır. Böylece dalıcının dokuları nitrojen ile aşırı doymuş durumdadır (süpersatürasyon). Bu nitrojen dokulara ne şekilde taşınmışsa aynı yolla dışarı atılacaktır. Önce hücrelerden ve dokulardan kana geçecek, sonra dolaşım yoluyla akciğerlere taşınacak ve en sonunda da dış atmosfere atılacaktır. Ancak bazı hallerde derin ve uzun süreli dalışlarda, çıkış da kısa sürede tamamlanırsa dokularda dışarıya göre o kadar çok nitrojen bulunur ki bu nitrojen solunum yoluyla dışarıya atılmadan vücut içinde serbest kabarcık haline geçer. Bu kabarcıklar vücudun her bölgesinde oluşabilir. Hücre içinde oluşanlar hücreleri parçalar, hücre dışında olanlar dokuları sıkıştırır ve damar içinde olanlar da damarları tıkarlar. Damar içindeki bu kabarcıklar yabancı cisim olduklarından kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücre ve proteinler bunlara yapışarak pıhtılaşma reaksiyonu başlatırlar. Bir süre sonra gerçek bir pıhtı ve tıkaç oluşur.

 

            Nitrojen tüm dokularda çözündüğü için bu kabarcıklar hemen her sisteme ait hasar oluşturabilirler. Hangi dokunun hücreleri zarar gördüyse veya nereye ait damar tıkandıysa o sisteme ait bozukluk ve belirtiler ortaya çıkar.

 

            Ancak bilindiği gibi çözünme, çözünme katsayısına, yani çözünen gaz ile sıvı ortamın cinsine de bağlıdır. Nitrojen yağlarda sıvılara oranla 5 kat daha hızlı çözünür. Bu nedenle merkezi sinir sistemi gibi yağlı dokuların, örneğin beyin ve omuriliğin daha fazla nitrojen içermesi beklenir.

 

            Ayrıca çözünen nitrojenin dokulara taşınabilmesi ve atılması da dolaşım hızının belirlediği zaman faktörüne bağlıdır. Örneğin her ikisi de yağlı doku olmasına rağmen beyin toplardamar dolaşımı omurilik dolaşımından daha iyi olduğundan beyinden nitrojen daha hızlı atılabilir. Gerçekten de dekompresyon hastalığı omuriliği özellikle de sırt bölgesini daha sık tutar.

 

            Dekompresyon hastalığı belirti ve bulgularına göre iki sınıfa ayrılır:

 

            Hafif tip Dekompresyon Hastalığı (Tip I Dekompresyon Hastalığı, Bends): Yalnızca deri ve/veya kas-iskelet sistemini tutan tiptir. Genellikle deride yama tarzında kızarıklık, morarma ve kaşınma ile seyreder. Eklemleri tuttuğunda omuz ve kalça eklemi gibi büyük eklemlerde ağrı ve hareket kısıtlılığı ortaya çıkar. Bu ağrı şiddetli olabileceği gibi yalnızca eklemin varlığını hissetmek kadar hafif de olabilir. Genellikle dalışta yapılmış ters bir hareketin yol açtığı eklem ağrısı zannedilir. Ağrı kesicilere iyi yanıt vermez. Disbarik osteonekroz adı verilen kemik ölümü ile yakın ilişkisi bulunmaktadır. Her an ağır tip dekompresyon hastalığına çevirebilir.

 

            Ağır tip Dekompresyon Hastalığı (Tip II Dekompresyon Hastalığı): Hafif tip dekompresyon hastalığı ile beraber veya ayrı olarak ortaya çıkabilir. Vücuttaki sistemlerin tümünü ilgilendirebilir. Merkezi sinir sistemi, solunum sistemi, iç kulak tutulması sık görülür. Ancak sindirim sistemi, boşaltım sistemi gibi diğer sistemleri de tutulabilir. Kollarda ve bacaklarda duyu kaybı, güç kaybı, denge kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, görme bozukluğu, yürüyememe, idrar ve dışkı yapamama, duyularda bozukluklar belli başlı belirtilerdir. Solunum sisteminin tutulması en ağır formdur. Soluma güçlüğü, hava açlığı ile durum ciddileşebilir. Dalış sonrası sigara içmek gibi yanlış uygulamalar nedeniyle durum ağırlaşabilir. Dekompresyon hastalığı şüphesinde sigara kesinlikle içilmemelidir. Böyle bir şüphe bulunmasa bile dalış sonrası sigara içimi dekompresyon hastalığı oluşumunu tetikleyebilir. Her iki tip dekompresyon hastalığının da sıklıkla ortaya çıkışı dalışın son metreleri ile yüzeyde geçen ilk 1 saattir. Ancak belirtilerin ilk kez ortaya çıkışı dalıştan sonraki ilk 24 saate kadar uzayabilir.

 

 

          DEKOMPRESYON HASTALIĞI İLK YARDIM VE TEDAVİSİ

 

            Her iki tür dekompresyon hastalığının ve akciğer çıkış barotravmasına bağlı hava embolisinin tedavileri aynıdır. Tedavi başlıca üç başlıkta incelenir:

 

            Medikal tedavi (ilaçla tedavi):

 

            % 100 oksijen: Tedavide en önemli girişim hastaya %100 oksijen solutmaktır. Ağız ve burunu tamamen kapatacak, dışarıdan hava girmesine engel olacak, oksijen tüketimini en aza indirmek için öncelikle istem valfli (demand valve) bir oksijen devresi seçilmelidir. Serbest akışlı sistemler tekne ya da dalış merkezindeki kısıtlı miktardaki oksijenin çok çabuk tükenmesine yol açabilir. Ayrıca kenarları delikli maskeler ya da yalnızca buruna yerleştirilen kateterlerle %100 oksijen sağlamak olanaksızdır. Oksijen tedavisi basınç odasına ulaşana kadar sürdürülmelidir. Uzun süreli transferlerde her 25 dakikalık oksijen solunumunun ardından 5 dakikalık hava molalarının verilmesi uygundur.

 

            Damar içi sıvı: Dekompresyon hastalığı sırasında bozulmuş dolaşımı düzenlemek için damar içine serum uygulanmalıdır. En yakın sağlık kurumuna ulaşıldığında buradaki doktor onayı ile öncelikle Rheomakrodeks bunun bulunmadığı durumlarda ringer laktat hatta izotonik solüsyonlarla damar içi sıvı tedavisi uygulanmalıdır. Sıvılar ilk 1 saat içinde 500 ml, sonraki 4-6 saat içinde ise ikinci 500 ml gidecek şekilde ayarlanmalıdır.

 

            Aspirin: Damar içi pıhtı oluşumunu engellemek için kullanılır. Bilinci yerinde hastalara günde iki kez bebek aspirini ya da sabah akşam yarım normal aspirin verilebilir.

 

            Kortikosteroid: Antiödem etki için kullanılırlar. En uygun seçenek deksametazon'dur. İlk doz 1 ampul (8 mg) damar içine, sonraki dozlar ise yarım ampul (4 mg) 6 saat ara ile kas içine uygulanır. Steroid uygulanması doktor onayı ile başka bir sakınca bulunmadığı durumda yapılabilir. Dalıştan önce uygulanmasının dekompresyon hastalığından koruyucu etkisi yoktur.

 

            Transfer için yola çıkılmadan önce hastanın idrarını yapıp yapamadığı saptanmalıdır. Böylesi bir durumun bulunması halinde bir doktor tarafından idrar sondası uygulanması gerekir. Benzer biçimde doktor tarafından gerekli görülmesi halinde antibiyotik, B vitamini uygulanabilir.

           

            Rekompresyon tedavisi (Basınç tedavisi): Bu deyimle hastanın basınç odası içinde tedavisi anlaşılır. Tedavide hava ile, oksijen ile ya da karışım gaz ile değişik tablolar uygulanır. Ülkemizde olası bir dekompresyon hastalığı durumunda başvurulması gereken merkezler ve adresleri bu konunun sonunda yer almaktadır.

 

            Halk arasında "aksuna" adıyla bilinen su içi rekompresyon tedavisi kesinlikle uygulanmamalıdır. Yetersiz ve yanlış tedavi hastanın durumunu ağırlaştırır ve yaşamına malolabilir.

 

            Rehabilitasyon tedavisi: Hastanın kas gücünü ve koordinasyonunu eski haline getirmek için yapılan tedavidir. Rekompresyon tedavisiyle beraber uygulanır.

 

            Hasta transferi: Hastanın ilk aşamada bir sağlık merkezi, daha sonra basınç odası merkezine yollanması sırasında alınacak önlemler çok önemlidir. İlk sağlık kurumuna gidene kadar mutlaka %100 oksijen solutulmalıdır. Ayrıca basınç odası merkezleri ile telefonla bağlantı kurulmalı ve oradan alınacak direktifler doğrultusunda hareket edilmelidir. Transferde zaman çok önemlidir. İlk üç saat içinde basınç odasına girenlerde kalıntı çok az, ilk 6 saat içinde girenlerde ilk tedaviden sonra % 50 oranındadır.

 

            Transfer sırasında alçak uçuş yapabilen bir helikopter veya kabin içi basıncı ayarlı bir uçak en uygunudur. Uçağın pilotuna durum bildirilerek kabin içi basıncı 1600 feet, en fazla 2300 feet'te tutması istenmelidir. Uçak içindeki acil durum oksijeni kullanılabilir. İlaçla tedavi yolculuk süresince de sürdürülmelidir. Transfer sırasında araç ayarlanması, tedavinin sürdürülmesi, basınç odası merkezinin hazır olması için uyarılması soğukkanlı ve düzenli bir organizasyon gerektirir. Hastalık ne kadar geç tanınırsa tanınsın basınç odasına başvurulmalıdır.

 

 

          DEKOMPRESYON HASTALIĞINDAN KORUNMA

 

            Dekompresyon hastalığından korunmanın en kolay yolu dekompresyon tablo ve kurallarına uymaktır. Sportif amaçlı dalışlarda dekompresyonlu dalışlar yapılmayacağından başka bir deyimle 0 deko sınırları içinde dalışlar yapıldığından dalış başka bir nedenden dolayı acilen bitirilse bile dekompresyon hastalığı görülme riski azdır. Ancak seyrek olmakla birlikte dekompresyon gerektirmeyen dalışlarda da dekompresyon hastalığı görülebileceği unutulmamalıdır.

 

            Dekompresyon hastalığı gelişimini kolaylaştıran bazı faktörlerin iyi bilinmesi önemlidir. Yaş, şişmanlık, kalp hastalıkları, dolaşım bozuklukları vb. bazı bireysel fiziksel farklılıklar konunun uzmanı bir Deniz ve Sualtı Hekimi tarafından dalışa başlamadan önce değerlendirilmelidir. Dalış sırasında ve sonrasında aşırı efor hastalık gelişimini kolaylaştırır. Bu bağlamda akıntılı, soğuk sularda yapılan dalışlarda dekompresyon hastalığı riski artacaktır. Dalış öncesi alkol alımı, dalış sonrasında sigara içme, yorgunluk durumunda da dekompresyon hastalığı riski yükselecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T5  DERİN DALIŞ

 

            Bir yıldız dalıcı diplomanızı aldığınız günden bu yana sizler en fazla 18 metreye kadar olan derinliklerde gerek tecrübelerinizi artırmak gerekse sualtının kültürel  ve tabii zenginliklerini gözlemlemek amacıyla bir çok sportif dalış gerçekleştirdiniz. Ancak sizden daha tecrübeli dalıcıların 30 metreye kadar olan derinliklere dalışlar yaptığını ve hatta eğitim amacıyla ve eğitmenleri nezaretinde 42 metreye kadar olan derinliklere de daldıklarını gördünüz.

 

            Her ne kadar dalışa başladığınız ilk günlerden bu yana sizlere derinliğin hiçbir zaman dalışta bir amaç olmaması gerektiği önemle vurgulanmış olsa da bazı durumlarda 18 metreden daha derinlere de dalış planlamak zorunda kalınabilmektedir. Örneğin bir batığı gözlemlemek , bir mercan oluşumunu fotoğraflamak , bir arama ve kurtarma çalışması yapmak ve benzeri sebeplerle nispeten derin sulara dalışlar planlanabilmektedir.

 

Sualtı faaliyetleri basit bir takım emniyet kurallarına uyulması şartıyla son derece güvenli ve risksiz faaliyetlerdir. Ancak her sportif faaliyetlerde olduğu gibi limitler zorlandığında dalış sporu da belirli riskler içermeye başlar. Özellikle 18 metre ile 42 metre arasındaki derin dalış olarak tanımladığımız dalışları planlarken , dalış esnasında ve dalıştan sonra özellikle alınması gereken bazı ek tedbirler mevcuttur.

 

           Biz bu dersimizde derin dalışı sığ dalıştan ayıran sığ dalıştan ayıran bazı faktörlerden bahsetmek istiyoruz . Dersin sonunda da sığ bir dalışa nazaran alınması gereken ekstra güvenlik tedbirleri anlatılacaktır.

 

Azot Narkozu :

 

         Bilindiği gibi sportif dalıcılar dalış tüplerinde bulunan “basınçlı havayı” solumaktadırlar. Solunan hava yaklaşık olarak %79 oranında azot ( Nitrojen ) ve %21 oranında oksijen ihtiva etmektedir. Bu oranlardaki azot ve oksijen karışımı hayatımızı geçirmekte olduğumuz doğal ortamımızda yani deniz seviyesindeki 1 atmosferlik basınç altında ya da nispeten daha yüksek ve  tolere edilebilir irtifalarda solunduğunda vücudumuzun işleyişi anlamında herhangi bir problem yaratmamaktadır. Ancak derinliklere inildikçe artan dış basıncı dengeleyebilmek amacıyla regülatörümüzden aldığımız havanın basıncı da artmaktadır. Dolayısıyla solunan hava içerisinde azot gazının “kısmi basıncı “ da artmaktadır.

 

Yüksek kısmi basınç altında solunan azot gazının , vücudumuzdaki sinir hücrelerimiz  üzerinde negatif etkileri olduğu bilinmektedir. Biz buna azot narkozu yada derinlik sarhoşluğu diyoruz.

 

Azot narkozu her derinlikte değişik semptomlar gösterebilir. Örneğin 30-40 metre arasında gerçekleştirilen dalışlar da bir takım konsantrasyon eksiklikleri ve algılama güçlükleri yaşanırken, emniyet kuralları ihlal edilerek daha derinlere inildiğinde, sersemlik , şuur kaybı ve benzeri daha ciddi semptomlar da görülmektedir. Azot narkozuna mani olabilmek için dalışlarımızı 30 metrenin altına planlamamak dalış öncesi dinlenmiş olmak ve alkol ile uyuşturucu maddelerin tesiri altında olmamak gerekmektedir.

 

         Bütün tedbirlerin alınmasına rağmen derin dalış esnasında azot narkozu semptomları görüldüğünde tesirler geçene kadar yukarıya yükselmek yeterlidir. Ancak azot narkozu semptomları görüldüğü halde bu tesirleri önemsemeyerek mevcut derinliği korumak veya daha derine inmek başa çıkılamaz ilave semptomların oluşmasına yol açarak dalışı emniyetsiz hale getirir.

 

Oksijen Zehirlenmesi

 

         Azot narkozundan bahsederken , sportif dalıcıların basınçlı “ hava “ soluduklarını havanın yaklaşık % 79 azot ve % 21 oksijen gazlarından oluşmuş olduğunu, derinlere inildikçe artan basıncın etkisiyle soluduğumuz havanın içerisindeki azot ve oksijenin de kısmi basınçlarının arttığını anlatmıştık. Nasıl ki yüksek basınçlı azot bir takım narkotik tesirler göstermekteyse oksijen gazı da artan kısmi basıncı sebebiyle zehirlenme semptomları görülmesine yol açabilmektedir.

 

Oksijen zehirlenmesi havayla yapılan dalışlarda dalış derinliğine ve o derinlikte geçirilen süreye bağlı olarak semptomlar göstermektedir.

 

 Oksijen zehirlenmesi semptomları el ve ayak parmaklarının sızlaması, görme bozukluğu , kaş seğirmesi , dudak seğirmesi,  yorgunluk ve uyku hali ve nefes almada zorluk şeklindedir. Oksijen zehirlenmesi semptomlarından korunmak için kesinlikle kapsamlı bir eğitim almadan saf oksijen kullanan donanımlarla dalmamak gerektiği gibi aynı zamanda da sportif dalış limitleri dışındaki derinliklere dalış planlanmaması , müsaade edilen maksimum dip zamanlarının aşılmaması gerekmektedir.

 

 

Dekompresyon Hastalığı ( Vurgun )

 

         Hepimiz artan basıncın etkisiyle gazların sıvılar içerisinde erime oranlarının yükseldiğini bilmekteyiz. Gazlı bir meşrubat şişesini kapağı kapalı iken seyrettiğinizde sıvı içerisindeki erimiş  durumdaki gazı fark etmek olanaksızdır. Ancak şişenin kapağı açıldığında sıvının içerisindeki erimiş gazın tekrardan orjinal formuna dönüştüğünü ve şişede köpürmeye yol açtığını görürsünüz. Bu örnekten yola çıkarak inilen derinliğe ve o derinlikte kalınan süreye bağlı olarak bir miktar azot gazının kanımızda eriyerek likit halde dolaşım sisteminde bulunacağı bir gerçektir. Ancak satiha yükselmeye başladığınızda söz konusu  azot gazı azalan basınçtan dolayı tekrar gaz haline dönüşmeye çalışacaktır. İşte bu sebeple yükselmelerimiz esnasında vücudumuzdaki azotun solunum yoluyla vücudumuzdan sağlıklı bir şekilde atılmasına imkan verebilmek amacıyla dakikada 10 metre yükselme hızını aşmamak gerekmektedir.

 

            Bir yıldız dalıcı kursunda da gördüğümüz gibi inilen her derinlikte kalınabilecek maksimum sürelerin ne kadar olabileceğine dair ve bu süreler kazara aşılırsa kanda biriken fazla azotun atılabilmesi için hangi duraklarda ne kadar beklemeler yapmamız gerektiğini anlatan dekompresyon cetvelleri mevcuttur.

 

            Özetle, dekompresyon hastalığına maruz kalmamak için iki kurala muhakkak uymak gerekmektedir. Bunlardan birincisi dalışlarımızı kesinlikle dekompresyonsuz olarak yapmanız, ikincisi ise dekompresyon cetvellerinde inilen dalış derinliği için müsaade edilen maksimum dip süresi aşılırsa yukarıya çıkarken cetvelde gösterilen bekleme duraklarında (dekompresyon durağı) belirtilen süreler kadar bekleme mecburiyetidir. Her iki koşulda da yükselme sürati kesinlikle dakikada 10 metre hızını geçmemelidir.

 

 Eğer bu güvenlik kurallarına uyulursa bir dalıcının dekompresyon hastalığı ( vurgun ) riski taşımadığı söylenebilir. Ancak her ne kadar dekompresyon cetvelinde belirtilen limitler emniyet payları da bırakılarak hesaplanmış olsa da dalıcının yaşı, vücut yağ oranı, kondisyonu , sigara kullanımı , kullandığı ilaçlar ve benzeri faktörler dekompresyon hastalığı riskini artırdığından tam limitlerde dalışlar planlamak sakıncalı görülmektedir. Örneğin ; 42 metrede müsaade edilen maksimum dip zamanı 7 dakika olmakla birlikte böyle bir dalışta maksimum 6 dakika dip zamanı uygulamak ve her ne kadar dekompresyonsuz bir dalış olsa da çıkış tamamlanmadan evvel 3 metrede birkaç dakikalık bir emniyet duraklaması yapmak yukarıda sayılan faktörlerden kaynaklanması muhtemel bazı riskleri ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

 

         Dekompresyon hastalığı semptomları vücutta uyuşmalar , kaşıntılar, eklemlerde ağrılar , hissizlik  ve benzeri şekillerde ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda kişinin derhal uygun ilk yardım gerçekleştirecekken yakın basınç odasına ulaştırılması gerekmektedir.

 

                Hava Tüketim Hızı

           

                            1.- Derinlik : Sağlıklı bir kişinin bir dakikada yaklaşık olarak 12 kez nefes aldığını ve yine bir dakikada yaklaşık olarak 25 litre havayı ciğerlerine alarak geri verdiğini ( tükettiğini ) söylemek mümkündür . Peki aynı kişi aynı karadaki ortamında olduğu gibi soluk alıp verseydi ne kadar hava harcamış olurdu ? 10 metre derinlikte dış ortam basıncı 2 atm olduğuna göre ve regülatörümüzde bize bu basınca eşit basınçta hava vermek durumunda olduğuna göre, ciğerime çektiğim her nefes normalin iki katı kadar basınçlı olduğundan normal hacminin iki katı kadar da hava miktarı ihtiva edecektir. Daha basit bir anlatımla sıfır metre derinlikte dakikada 25 litre hava tüketen bir insan :

 10 metre derinlikte dakikada 2 x 25 lt=   50 lt

 20 metre derinlikte dakikada 3 x 25 lt=   75 lt ,

 30 metre derinlikte dakikada 4 x 25 lt= 100 lt

 40 metre derinlikte dakikada 5 x 25 lt= 125 lt  

 

                        hava tüketecektir.

 

 

Görüldüğü gibi derinlere inildikçe hava tüketimimiz hızla artmaktadır. Bunun sebebi artan dış basıncı yenebilmek için regülatörümüzün daha yüksek basınçlı hava sağlamasından kaynaklanmaktadır.

 

2.- Solunum Sürati : Hepimizin bildiği gibi bir kişinin doğal ortamında sakin ve dinlenmiş pozisyonda iken tükettiği hava miktarı ile alışık olmadığı bir ortamda heyecanlı ve yorgun iken tüketeceği hava miktarı aynı değildir. Aynı şekilde su altında gereğinden fazla efor sarf eden, endişeli ve yorgun bir dalgıcın normal bir soluk sayısına ve dolayısıyla normal bir hava tüketimine sahip olması beklenemez. Bu sebeple, özellikle “derin” dalışlarda dalıcının vücuduna uygun olan dalış donanımları ile tüm streslerden uzak, dinlenmiş ve kalp atışlarıyla soluk alıp verişi normal dilimler içerisindeyken dalışa başlaması ve dalış esnasında herhangi bir acil durum ile karşılaştığında dur, düşün, uygula prensibi ile hareket ederek soluk alıp verişini kontrol altında tutması hayati önem taşımaktadır.

 

            Isı

 

            Derin dalışları sığ dalışlardan ayıran bir diğer faktör de su ısısıdır. Derinlere inildikçe güneşin ısıtma gücünden daha az etkilenmekte olan su katmanları dalıcıyı sığ sulara nazaran daha düşük ısılarla karşılarlar. Kuzey iklimlerde bu ısı farklılaşımları iyice belirginleştiğinden, “derin” dalışlarda kristal tabaka olarak tabir edilen çok soğuk su tabakalarına da rastlamak mümkün olmaktadır. Dolayısıyla düşük ısı seviyesinin dalıcı açısından hipotermi riskini doğuruyor olması ve aynı zamanda da vücutta bu şekilde bir ısı kaybının hava tüketimini önlenemez bir şekilde arttıracağı dikkatle alındığında, dalıcının bu tür derin dalışlarda vücuduna tam oturan asgari 7mm. neoprenden imal edilmiş olan kalın ıslak tip elbiseler giymesi, muhakkak  başlık, eldiven ve patik kullanması dalıştan önce ve sonra enerji verici şekerli gıdalar alması ve ılık sıvılar (örneğin elma çayı) içmesi dalış bittiğinde rüzgarsız ve mümkünse sıcak bir ortamda kurulanarak kuru kıyafetler giymesi tavsiye edilmektir. Eğer tahammül edilemeyecek kadar soğuk sulara derin dalışlar yapılacak ise kuru tip elbiseler tercih edilmelidir.

 

            Işık

 

            Derin bir dalışı sığ bir dalıştan ayıran diğer önemli bir faktör ise ışıktır. Sizler bir yıldız dalıcı kursu teorik eğitimleri esnasında derinlere inildikçe sırasıyla kırmızı, sarı, yeşil, mavi gibi renklerin kaybolarak yerlerini gri ve grinin tonlarına terk ettiklerini ve belli bir derinlikten sonra ortamın renksiz ve karanlık olacağını öğrenmiştiniz. Bu sebeplerle derin dalışlar renkli canlılar görmek isteyen sportif dalıcılar tarafından çok fazla tercih edilmemektedir. Ancak buna rağmen derin dalışlar planlayan dalıcıların cisim ve canlıların gerçek renklerini görebilmesi amacıyla yanlarında fener ve benzeri yapay ışık kaynakları bulundurmalarında fayda vardır. Aynı şekilde sualtı fotoğrafçıları ve kameramanları da güneş ışığının erişmekte zorlandığı bu derinliklere güçlü flaşlar ve projektörler ile inmektedirler.

 

            Emniyet Tedbirleri

 

            Şu ana kadar sizlere bir derin dalışı sığ dalışlardan ayıran özellikleri tanıtarak, karşılaşılması muhtemel bir takım problemler hakkında bilgiler verdik . Bu aşama da bir derin dalış planlanırken dalış teknesinde alınması gereken bazı emniyet tedbirlerinden de bahsetmek isteriz.

 

1-     Derin dalışlarda karşılaşılabilecek herhangi bir acil duruma karşı sağlık personelinin teknede bulunması faydalı olacaktır.

 

2-     Sağlık  ve ilk yardım personeli tarafından kullanılacak ilk yardım araç ve gereçleri teknede bulunmalı, kolay ulaşılabilir bir yerde muhafaza edilmeli ve özellikle dekompresyon hastalığına ilk yardım amacıyla kullanılacak tıbbi saf oksijen tüpü tam dolu ve faal olmalıdır.

 

3-     En yakın basınç odasının adres ve telefonu ve operatör hekimin adres ve telefonu dalış amirinde bulunmalıdır.

 

4-     Acil durumlarda kazazedeyi nakletme planı yapılmış olmalı , sahil güvenlik ve ilgili birimlerin telefonları mevcut olduğu gibi teknede de faal telsiz bulunmalıdır.

 

5-     Mümkünse tam kuşanmış iki adet kurtarma dalgıcı teknede acil duruma müdahale etmek üzere stand by dalıcı olarak hazır bekletilmelidirler.

 

 

6-     Derin dalışlar , nokta dalışı olarak planlanıyor ise , muhakkak alçalma ve yükselmelerde kullanılacak yeterince kalın ve sağlam bir referans halatı ve bu halatın 3-5 metreleri arasında emniyet amacıyla kullanılmak üzere takılmış regülatörlü bir tüp mevcut olmalıdır.

 

7-     Çok akıntılı ve dalgalı, görüş mesafesi çok düşük ve benzeri riskler içeren sularda derin dalışlar mecbur kalınmadıkça yapılmamalıdır.

 

 

Konumuzun sonunda bir kez daha dalışlarda derinliğin amaç olmaması gerektiğini ancak zorunlu sebeplerle derin dalışlar planlamak durumunda kalırsanız bu konu başlığı altında ifade edilen tüm risklere karşı tedbirlerini eksiksiz olarak almanızı bir kez daha hatırlatmak isteriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T6  DEKOMPRESYON TABLOLARI

 

Zaman içinde gelişen teknoloji ile birlikte dalış sporu da daha geniş kitleler tarafından yapılır hale gelmiştir. Bununla birlikte dalışa bağlı hastalıklar da görülmeye başlanmıştır ki bunların başında Dekompresyon hastalığı gelmektedir.Bunun sebebi ise ilk zamanlar kullanılan tablolar ağırlıklı olarak askeri amaçlı olarak  kullanılmak üzere hazırlanmış  tablolardı.Bu durumda sportif veya rekreasyonal dalışları da destekleyecek tabloların oluşturulması için çeşitli çalışmalar yapılıp çeşitli tablolar üretildi.Tablolar teorik doku modelleri olarak üretilmiştir bundan dolayı kişilerin bünyeleri farklılıklar göstereceğinden çok küçük yüzdelerde olsa dahi bazı sapmalar olacaktır. Bunu da emniyet deko beklemesiyle aşacağız.Tablolar “Kontrol Dokusu” denilen azot açısından en geç satüre olan(doyan)  ve en geç desatüre olan (azotu bünyesinden boşaltan) dokular baz alınarak oluşturulur.Bu gün kullanılmakta olan çeşitli dekompresyon tabloları vardır.Bunlardan bazıları US Navy,BSAC,PADI (Çember ve tablo formatlı olmak üzere iki türdür),DSAT tablolarıdır.Bunlardan başka Albert Bühlmann’ın  algoritması   ZHL 12 diye adlandırılan Bühlmann tablosu ve Dr.Max Hahn’ın bu tabloyu geliştirerek elde ettiği algoritması ZHL 16 diye adlandırılan Bühlmann/Hahn tablosu vardır.Ayrıca yine Dr.Max Hahn’ın  kendi geliştirdiği Hahn tablosu vardır.Bunlardan başka dalış bilgisayarlarında kullanılan Custom , Dubbler , Modifiye Lewis , Spencer , Powell Rogers , Modifiye Bühlmann, Modifiye Haldanean, Nikkola gibi bir çok tablolar da mevcuttur.Ayrıca ülkemizde de yeni yeni gelişmekte olan Nitrox dalışları için de tablolar üretilmiştir.

 

DEKOMPRESYON TABLOLARININ KULLANIMI   :

 

Dekompresyon tablolarını kullanabilmemiz için bazı terimleri bilmemiz gerekir.

 

Çıkış Hızı                          :  Dalış bitiminde dibi terk edip yüzeye doğru maksimum yükselme hızı.

                                                Bühlmann/Hahn tablosu bunu 10 m/dak  olarak esas almıştır.

 

Dalış Hızı                           : Dalışa başladığımız andan itibaren dibe doğru gidebileceğimiz maksimum hız.

                                               (25 m/dak)

 

Maksimum Derinlik        : Dalış sırasında erişilen en derin noktadır.Tabloda tam değer bulunamazsa

                                                  bir üst değer seçilir.

 

Mükerrer Dalış                 : İlk dalıştan sonraki 12 saat içinde yapılan dalıştır.

 

Mükerrer Grup Harfi        : Dalıştan yüzeye çıktıktan sonra bünyemizde bulunan artık azot miktarını

                                                  ifade eden harftir.

 

Yüzey Fasılası                   : Bir dalış ile bunu takip eden dalış arasında yüzeyde geçirdiğimiz zamandır.

 

İrtifa Dalışı                         : Deniz seviyesinden yüksekte yapılan dalıştır.Bu değer tabloların altında deniz

                                                seviyesinden ne kadar irtifaya kadar kullanılabilineceği rakamlarla ifade edilir.

                                                0-250m veya 0-700 m gibi.

 

Dip Zamanı                         : Dalışın  başladığı andan itibaren yüzeye dönmek için dibin terk edilmesine kadar

                                                geçen süredir.Tabloda tam rakam bulunamazsa bir üst değer seçilir.

 

Sıfır Dekompresyonlu Dalış   : Bizim yapacağımız dalışlardır. Dekompresyon beklemesi yapmadan yüzeye

                                                    dönmemize izin veren dalışlardır. ***

 

***Dalışları kesinlikle Sıfır Dekompresyonlu yapacağız.Herhangi bir mecburiyet karşısında bu durumu ihlal etsek bile mükerrer dalışlarımız kesinlikle sıfır dekompresyonlu  olacaktır.

Ülkemizde yaygın olarak Bühlamnn/Hahn ve Hahn tabloları kullanılmaktadır.

Kullanım prensipleri aynıdır.Sadece ulaşılan değerlerde ufak farklılıklar vardır.

Biz burada örnek olarak Bühlmann/Hahn tablosunu kullanarak kullanım prensiplerini anlatacağız.Anlatımı kolaylaştırmak için kolonlara rumuz harfler vereceğiz.

K      : Maksimum derinlik

L      : Ait olduğu derinliğin sıfır deko zamanı

R      : Dip zamanı

M      :Deko durakalma derinlikleri

N      : Mükerrer grup harfi

P      : Mükerrer dalış derinliği

O      : Mükerrer dalışta dip zamanına eklenecek süre

T       : Deko durak derinliği

 

 

 

Bühlmann/Hahn tablosu 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 1 den takip ederek aşağıdaki sırayı takip edelim. Yaptığımız dalışta  ulaştığımız maksimum derinlik K metre olsun. Tabloda K rumuzuyla belirtilmiş derinlik değerinin altındaki L rumuzuyla   ifade edilmiş değer K derinliği için “sıfır deko zamanı”nı ifade eder.Yan kolonda R rumuzuyla ifade edilmiş değerler ise dip zamanlarıdır.Bunun yanındaki M kolonları ise dekompresyon durak derinliklerini ifade eder.N ile rumuzlandırılmış kolon ise o dalış sonundaki mükerrer grup harfini belirtir.

Dalış tablolarında gerek zaman gerek derinlik olsun tam değerler bulunamazsa bir üst değer seçilir.

 

Tablo 2’nin üst kısmı mükerrer dalış grubu , alt kısmı ise mükerrer dalış için dip zamanına eklenecek  zaman tablosudur.

 

27 metre derinliğe 20 dakikalık bir dalış yaptığımızı farz edelim.K kolonunda 27 metreyi buluruz.R kolonunda da 20 dakikayı bulup 20 dakika satırından sağa doğru hareket edilirken  M kolonlarından geçerken bir değere rastlamayız.Bu da sıfır deko duraklı bir dalış yaptığımız anlamına gelir.Eğer aynı derinlik için 45 dakikalık bir dalış yapmış olsaydık R kolonunda 45 dakika satırını bulup sağa doğru satırı takip edersek  M kolonlarında 1 ve 12 diye iki değere rastlarız ki bunlar dakika değerinden deko durak değeridir.Bu değerlerin en üstünde T satırında 1 dakikanın üzerinde 6, 12 dakikanın üzerinde 3 değerlerini görürüz.T satırı Deko duraklaması yapılacak derinlikleri ifade eder.Yani bu dalış için yüzeye dönerken 6 metrede  1 dakika ,3 metrede 12 dakika deko duraklaması yapacağız demektir. Satırı sonuna kadar devam ettiğimizde ise N kolonunda karşılaşacağımız  harfler bizim mükerrer grup harfimizdir ki bu 27 m, 45 dak dalış için Mükerrer Grup Harfimiz (MGH)  F olacaktır.

 

Buradan sonra ikinci bir dalış planlarsak  eğer Tablo 2’ye ihtiyacımız olacaktır.İkinci dalışımızı 17 metreye 15 dakika olarak planlayalım. İki dalışımız arasında 1 saat 15 dakika geçtiğini kabul edelim, bu da bizim yüzey beklemesi zamanımız olacaktır. Tablo 2’nin üst kısmında Mükerrer Dalış Grubu yazan kolondan MGH’ mizi bulup, ki bu örnekte bizimki F idi, yüzey bekleme değerimiz olan 1saat 15 dakikayı bulana kadar sağa doğru bu satırda ilerleyeceğiz.1,15 değerini gördüğümüz yerin sağındaki oku aşağı doğru takip edeceğiz, bir yandan da P rumuzlu kolondan 17 metre değerini bulmaya çalışalım. Ancak 15 m ve 18 m değerleri olduğunu göreceğiz. Burada daha emniyetli olacağı için bir üst olan 18 m’yi değil 15 m  satırını esas alacağız ve bu satırdan sağa doğru hareket ederek  aşağı inen okun işaretlediği O kolonlarından denk gelen kolonu aşağı doğru takip edip 19 dakika değerini bulacağız.

 

Bu 19 dakika değeri bizim 17 metreye 15 dakika olarak planladığımız dalışın zaman değerine ilave edilecektir .Çünkü bu 19 dak değeri ilk dalışımızın ardından geçen zamana rağmen bizim vücudumuzda 17 metreye 19 dakikadır dalıyormuşuz gibi artık azot miktarı olduğunu ifade eder. Planladığımız 15 dakikaya 19 dakikayı ilave edince 34 dakika gibi bir değer buluruz. Tablo 3 ten 17 metre tablosu olmadığı için 18 metre tablosuna bakacağız.Burada da 34 dakika değerini bulamayacağımız için R rumuzlu kolondan 40 dakika değerini bulup sağa doğru hareket ettiğimizde M kolonlarında herhangi bir deko duraklaması gerektirdiğini ifade eden dakika değerine rastlamayacağımızdan, bu dalışı yapabileceğimize karar verip uygulamaya geçeceğiz.

 

Bu dalış sonunda mükerrer grup harfimiz ise 40 dakika değerinden sağa doğru hareket edip N kolonundan mükerrer grup harfimizin E olduğunu görürüz.

 

Dalış Profili Önemi Ve Hazırlanması    :

 

Dalış Profili , bir gün içinde yapmış olduğumuz dalış veya dalışların Derinlik – Zaman grafiği üzerinde ifade edilmesidir.

 

Dalış profilini oluşturmak için her dalış için,dalışa başladığımız saati , dip zamanını ,dalıştan çıktığımız saati, dalıştaki maksimum derinliğimizi ve bu dalış sonrasındaki mükerrer grup harfimizi  kayıt etmemiz gerekir.

Profilin çizimi için bu değerler Derinlik-Zaman grafiğinde birleştirilir ve ortaya dalış profilimiz çıkar.

 

Dalış profiline neden gerek duyarız.?Bütün bu değerleri kaydettiğimiz zaman mükerrer dalışlarımızla ilgili hesaplamalarımız daha emniyetli olacaktır. Ayrıca olabilecek bir kaza durumunda dalış profili, uygulanacak tedavinin belirlenmesinde esas unsur olacaktır.

 

Örnek olarak yukarıda bahsettiğimiz dalışların profilini çizelim.

Birinci dalışımız 27 metreye 45 dakika

Dalış sonunda MGH : F

Yüzey Beklememiz 1saat 15 dakika

 

İkinci Dalışımız 17 metreye 15 dakika

Dalış sonunda MGH : E  

 

 

 

 

 

 

 

 

2T7    DALIŞ  PLANLAMASI VE ORGANİZASYONU

 

    DALIŞ GÜVENLİĞİNİN EN ÖNEMLİ UNSURU: DALIŞ PLANLAMASI

 

Dalış Planlaması, dalış öncesi, dalışın kendisi ve sonrasındaki tüm etkinlikleri kapsayan bir çalışmadır. Dalış Planlaması dalış dışında pek çok ayrıntıyı içerir. Doğabilecek sorunların düşünülmesi ve bunlara karşı önlem alınması güvenli dalışlar yapılabilmesine olanak sağlar. Dalışın düzenli, çabuk ve sorunsuz geçmesi, çıkabilecek sorunlara anında ve yeterli bir biçimde müdahale edilebilmesi için gerekli olan ilk koşulun iyi bir dalış planlaması olduğu unutulmamalıdır.

 

 

          ÖNLENEBİLİR SORUNLARIN ORTADAN KALDIRILMASI

 

Uygulamaya geçmeden önce, dalış öncesi ve dalış sırasında karşılaşabilinecek sorunlar göz önünde bulundurulursa, alınacak önlemler bu sorunların ortaya çıkmasını engeller. Bu sorunları dört ana başlık altında toplayabiliriz:

 

Yetersiz bilgi ve beceriden kaynaklanan sorunlar: Dalıcının kullandığı malzemenin çalışma ilkelerini veya acil durumlar karşısında neler yapılması gerektiğini bilmemesi dalıcıyı veya dalış eşini zor durumda bırakabilir. Örneğin denge yeleği kullanımını bilmeyen bir dalıcı derinlerde karşılaşacağı ağırlık sorunu nedeniyle çabucak yorulabilir, hatta tükenme noktasına gelebilir. Batık dalışı eğitimi almamış bir dalıcı karşılaştığı bir batığın içine kesinlikle girmemelidir. Dalıcılar yetenek sınırlarını zorlamamalıdır. Kondüsyonsuz bir dalıcı güçlü bir akıntıda dalış yapmayı düşünmemelidir.

 

Malzemeden kaynaklanan sorunlar: İyi bir malzeme bakımı ve dalış öncesi kontrolü araç gereçlerden kaynaklanabilecek sorunların ortaya çıkmasını engelleyecektir.

Örneğin eskimiş veya biçimi bozulmuş bir O-ringin değiştirilmesi, dalış sırasında O-ring atması sorununu ortadan kaldırır. Ağırlık kemeri tokasının kendiliğinden açılıyor olması, dalış sırasında dalıcının kemerini düşürüp yüzeye fırlamasına neden olabilir. Bu nedenle dalış planlaması yapılırken kullanılacak tüm malzemenin kusursuz olarak .alıştığına güven duyulmalıdır.

 

 

          DENİZ VE HAVA KOŞULLARINDAN KAYNAKLANAN SORUNLAR

 

Dalıştan önce tüm hava ve deniz koşullarının bilinmesi ve önlem alınması dalıcıların dalış güvenliğini arttıran bir etkendir. Yönü saptanmamış bir akıntı, dalıcıların tükenmelerine neden olabilir. Fırtınadan önce görülen sıcak ve rüzgarsız havayı olağan dalış ortamı olarak düşünen dalıcılar, denize açılarak kendilerini riske atabilirler. Bu nedenle dalıcıların hava durumumu izlemelerinde yarar vardır.

 

 

 

          KONDÜSYONSUZLUK VE SAĞLIK SORUNLARI

 

Aşırı yorgunluk ve kondüsyonsuzluk, dalış öncesi veya sonrasında yapılacak uzun süreli yüzmelerde dalıcıyı tükenme noktasına getirebilir. Dalıcının sağlığı yerinde değilse yapacağı dalışlar da sağlıksız olur. Örneğin nezle iken yapılmaya çalışılan bir dalışta kulak ve sinüs sıkışmaları ile karşılaşmamak hemen hemen olanaksızdır. Bu gibi durumlarda dalıcı zamanından önce üşüyebilir. Bu nedenle dalışa başlamadan önce dalıcının kondüsyonu ve sağlığı dalışını hiç bir biçimde etkilemeyecek kadar iyi olmalıdır. Sağlıklı dalıcıların düzenli olarak her iki yılda bir sağlık denetiminden geçmeleri gerekir.

 

 

          GEREKSİNİMLERİN VE ACİL DURUMLARIN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI

 

Her ne kadar dalış donanımımız noksansız da olsa doğabilecek sorunlara karşı bazı yedek parçaların ve onarım gereçleri ile birlikte acil durumda gereksinim duyulabilecek donanımın sağlanmasında yarar vardır. Dalışa başlamadan önce kopan bir maskenin kayışı dalışımızı belki de tüm bir hafta sonu planımızı değiştirebilir. Bu gibi donanımı üç ana başlık altında toplayabiliriz.

 

Dalış araç ve gereçlerinin bakım onarım ve yedek parçaları:

 

      Tüp O-ringi

      Regülatör kör tapaları

      Maske, palet kayışları

      Kemer ve denge yeleği tokaları

      Elbise ve denge yeleği için yapıştırıcı

      Elbise sökükleri için ince naylon iplik ve iğne

      Fener için pil ampul vb.

 

İletişim Gereçleri:

 

      Dalış bölgesini işaretlemek için ip ve şamandıra

      Dalış bayrağı

      Dalıcıların yerlerini belirtmek için kullandıkları işaret balonu

      Tekneden dalıcılara veya diğer tekneleri uyarmak için megafon

      Dalıcıları izlemek için dürbün

      Dalıcıları acil durum kullanılabilecekleri düdük

      Acil durumlar karşısında basınç odası, hastane, polis, sahil güvenlik gibi birimlerle iletişim kurabilmek için telsiz veya cep telefonu

 

İlk yardım donanımı:

 

      Oksijen seti

      İçme suyu

      Böcek ve deniz canlılarının sokmalarında kullanılacak sirke veya amonyak

      Anestezik merhem

      Betadine

      Antibiyotikli ve dekonjestan kulak damlaları

      Deniz tutmasına karşı ilaç

      Ağrı kesici

      Dekonjestan

      Oksijenli su

      Aspirin

      Güneş yanıklarına karşı merhem

      Bandaj

      Gazlı bez

      Yara bandı

      Makas, cımbız, bıçak, iğne

      Battaniye, sıcak su torbası

      Telefon kartı, jeton

      Elfeneri

      Kalem, kağıt

      Pratik ilkyardım kitabı ve acil durumda izlenecek bir şema

      Kortizon  (dexametazone) ampul ve steril şırınga. Bu ilaç yalnızca hekimler tarafından hastaya uygulanabilir. Ancak zaman kaybını önlemek için hekime ulaşıldığı anda, hekim tarafından uygulanmak şartıyla hazır bulundurulmalıdır.

      Gerekli telefon numaraları ve adresler

 

 

İstanbul Tıp Fakültesi, Deniz ve Sualtı Hekimliği            0 (212) 531 35 44

                                                                                   Fax      0 (212) 531 18 17

                                                                                   Çağrı   257 13 53

                                                                                               251 50 13

 

Çubuklu Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı                        0 (216) 322 25 80

 

Bodrum Su Ürünleri Enstitüsü                                                      

 

 

          KENDİ DALIŞINIZI PLANLAYIN

 

İki yıldız dalıcılar bir eğitmen veya 3 yıldız dalıcı gözetiminde olmadan da dalabilirler. Bu nedenle iki yıldız dalıcı seviyesine ulaşmış kişilerin kendi dalışlarının planlamasında etkin bir rol oynaması gereklidir. Birlikten güç doğar ilkesinden yola çıkarak guruptaki tüm dalıcıların katılımıyla yapılacak planlamada daha çok ayrıntının yakalanması olasıdır. Dalış planlamasının guruptaki en deneyimsiz dalıcı göz önünde bulundurularak yapılması gerekir.

Örneğin dalıcı gurubunda batık deneyimi olmayan bir dalıcı varsa, gurup batık dakışını gerçekleştirmeye çalışmamalıdır. Çünkü batık dalışı ayrı bir eğitim gerektiren özel bir dalış türüdür. Bu dalışlar için gereken bilgi ve beceri sadece yetkili bir eğitmen tarafından kazandırılır. Bir diğer örnekle, akıntı dalışı planlanırken ya da uzun süreli yüzey yüzmesi gerekiyorsa tüm dalıcıların kondüsyonu göz önünde bulundurulmalıdır.

Dalış öncesi planlama aşamasından başlayarak, donanım bakımının bittiği ana kadar olan tüm zaman dilimi planlama aşamasının içine alınmalıdır. Dalış planlanmasında özen gösterilmesi gereken aşamaları Dalış Öncesi, Dalış ve Dalış Sonrası olarak üç ana guruba ayırabiliriz.

          DALIŞ ÖNCESİ HAZIRLIKLAR

 

Dalış gurubunun oluşturulması:

 

Gurubu oluşturan dalıcıların birbirlerini tanımaları önemlidir. Kişilerin birbirlerini tanımaları önemlidir. Kişilerin birbirlerinin deneyimlerini alışkanlıklarını, bilgilerini biliyor olmaları gurubun uyumunu sağlayacaktır.

 

Bölge seçimi:

 

Gurupların oluşturulmasından sonra sıra dalış bölgesinin seçimine gelir.Bu seçim için pek çok noktaya özen gösterilmesi gerekir:

 

      Gerçekleştirilmesi düşünülen dalış için ne kadar zaman vardır? (bir gün, hafta sonu, bir hafta)

      Dalışın yapılacağı bölge sportif dalışa açık olmalıdır

      Ulaşım kolay olmalıdır

      Dalış amacına uygun olmalıdır (Örneğin fotograf çekmek için uygun mu?)

      Doğa koşulları elverişli olmalıdır (Hava durumu, akıntı, su sıcaklığı, görüş, giriş ve çıkışa uygunluğu)

      Yolu çıkardıktan sonra dalış hastalıklarına ve dalışın kendisine ne kadar zaman kalıyor? Bu süre doyurucu mu?

      Gidilecek yer kişilerin deneyimlerine uygun olmalıdır.

      Teorik bilgilerin yeterli olması bunların başarılı bir biçimde uygulanabileceği anlamına gelmez. Daha önce yüzeyde uzun süre yüzmemiş kişilerin bunu bir de akıntılı, dalgalı ve soğuk denizde yapmak zorunda kalmamaları elbette ki istenmeyen bir durumdur. Deneyim ancak böyle durumları yaşayarak elde edilir. Ancak basamakları birer birer çıkarak ilerlemek en doğrusu ve güvenlisi olacaktır.

      Gidilecek yeri bilen kişi/kişilerin gurupta bulunması gereklidir. Eğer buna olanak yoksa yine, çok zor olmayan bir bölge için, önceden dalış, konaklama yeri ve acil durumlar için ayrıntılı bilgi almak gerekir. (Telefon, doktor, sağlık merkezi, basınç odası, polis, sahil güvenlik vb)

      Acil durum planlaması yapılmalı,acil durumlar için tüm gereksinimler sağlanabilmeli

      Değişebilecek hava ve deniz koşulları göz önünde bulundurularak ikinci bir dalış yeri yedek olarak seçilmelidir, bu dalış yeri için de eksiksiz bir plan yapılmalıdır.

 

Donanım:

 

Bölgenin seçiminden sonra sıra dalış donanımının hazırlanmasına gelir.Gerekli dalış donanımı guruptaki dalıcıların sayısına göre temin edilmelidir. Dalış yapacak her dalıcının donanımı noksansız olmalıdır. Bunun yanında acil durumlarda gerekli olabilecek tüm donanım ile daha önceden belirtilen yedek parça, bakım, onarım, araç ve gereçlerin sağlanması gerekir.

 

 

 

 

          DALIŞ BÖLGESİNDE YAPILACAK HAZIRLIKLAR

 

Dalış bölgesine ulaşıldığında, deniz ve hava koşullarının, dalış planınına uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Yönü hesaplanmamış bir akıntı veyta bulanıklık gibi nedenler dalış planının bir kez daha gözden geçirilmesini gerektirir.

Donanım hazırlanır ve bir kez daha gözden geçirilir.

Suya giriş ve çıkış noktaları belirlenmeli, gerekirse şamandıralar ile işaretlenmelidir.

Zamana ve donanıma göre uygun dalış gurupları belirlenir.

En deneyimli kişi bir ön toplantı düzenler. Bu toplantıda kaç metre derinliğe kaç dakikalık bir dalış yapılacağı, dalış eşlerinin kimler olacağı, dalış işaretleri, acil durum planlaması, dip ve canlılarla ilgili gerekli hatırlatmalar yapılmalıdır.

Dalış malzemesi kuşanıldıktan sonra suya girmeden önce araç ve gereçlerin denetlenmesi (buddy check) yapılmalıdır. Bu işlem sırasında:

      Denge yeleğinin uygun kuşanılması ve düzgün çalışması

      Ağırlık kemerinin kolayca atılabilecek şekilde takılmış olması

      Tüp vanasının açık olması, hava basıncı ve tadı

      Regülatörün doğru çalışması

      Derinlik saatlerinin maksimum ibresinin sıfırlanmış olması

      Zaman saatinin ayarlanması

      Pusulanın kontrol edilmesi

gerekir.

 

 

          DALIŞ SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

 

      Dalış sırasında, yapılmış olan plan aynı biçimde uygulanmalıdır. Zorunlu kalınmadıkça bu plan dışına çıkılmamalıdır.

      Planlanan derinliğe dalışın başında inilmeli daha sonra gittikçe yükselerek dalış bitirilmelidir. Kesinlikle inişli çıkışlı dalışlardan kaçınılmalıdır. (Bkz 2T6)

      Dalıcılar dalış eşlerini sürekli denetlenmelidirler.

      Derinlik, zaman ve tüpteki hava miktarları sürekli denetlenmelidir.

      Rezerv hava çıkış için saklanmalı, dalış sırasında harcanmamalıdır.

      Dalış eşini kaybeden bir dalıcı varsa sesli uyarı aracı kullanmalı, 1-2 m yükselerek yarım dakika kadar dalış eşini ve kabarcıklarını bulamazsa çok zaman yitirmeden yüzeye çıkmalıdır.

      metre / dakika olan çıkış hızına kesinle uyulmalıdır.

      Son 6 metrenin 1 dakikada çıkılması önerilir. (Bkz 2T6).

 

          DALIŞ SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

 

      Dalış bittikten sonra yapılması gereken en önemli konu dalış sonrası toplantısıdır. Bu toplantıların amacı kişilerin yaşadıkları deneyimleri paylaşabilmesi ve bu olayları tartışabilmesidir. Böylece kendi başımıza gelmeyen olaylar, sorunlar ve çözümleri hakkında fikrimiz olacaktır.

      Hatalı davranışların belirlenir hemen çözümlerinin tartışılabileceği bu tür toplantıların herkesin adına birşeyler öğrenebileceği tartışmalar haline gelmesi yararlı olacaktır.

      Dalış kayıt defterleri doldurulmalıdır

      Dalıştan sonra dalış donanımının tatlı suyla yıkanması gerekir. Donanım güneş ışığı ve kumdan korunmalıdır.

      Planlamayı yaparken özen göstereceğimiz son nokta geri dönüş hazırlıklarının tamamlanması ve yolculuğa çıkış olmalıdır. Ayrıca gelirken olduğu gibi çok yorucu olmayan bir dönüş planlanmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T EK1   NAVİGASYON

   

            Navigasyon (yön bulma), çeşitli cihazlar ve yöntemler kullanarak o anda bulunulan yeri belirleme, yönü bulma ve ilerlenecek rotayı saptama tekniklerinin genel adıdır.  Karada, havada, su üstünde ve su altında yön bulmaya Navigasyon denir.

 

           Sualtında yapılan navigasyonun iki temel amacı vardır:

 

        1.Dalınan noktadan geri çıkmak.

        2.Tariflenmiş bir noktayı bulmak.

 

            Sualtı navigasyonu öz güven sağlayıp dalış planının daha kontrollü olmasını sağlar. Tam olarak  nerede olunduğunu bilmeden dalmak dalıştan alınan zevki azaltarak stres seviyesini arttırır. Ancak nerede olunduğu ve çıkış noktasına nasıl gidileceği biliniyorsa dalıcı rahatlar ve dalıştan daha fazla keyif alır.

 

            Sualtı navigasyonu enerjinin korunmasını sağlar. Su üstünde yüzmek su altında yüzmekten çok daha yorucudur. Özellikle uzun bir dalış sonucu böyle bir durumla karşılaşmak oldukça can sıkıcıdır. Doğru noktadan çıkarak dalış daha az yorularak tamamlanabilir.

 

            Sualtı navigasyonu dalış planının daha efektif uygulanmasını sağlar. Bir batık gibi belirli bir yere gidilecekse navigasyon sayesinde gidiş ve geri dönüş için daha az vakit harcanacak ve dalış bölgesinde daha çok zaman geçirilebilir.

 

            Sualtı navigasyonu dalış eşlerini bir arada tutar. Gidilecek ve dönülecek yönleri önceden planlamış olan dalış eşlerinin birbirlerini kaybetme olasılığını azaltır, kaybolunduğunda nerede aranacağı bilindiğinden daha kolay eşler birbirlerini bulur.

 

            Sualtı navigasyonu daha az hava harcanmasını sağlar. Rahatlama nedeni ile daha düzenli nefes alınır ve doğru yolu bulmak için zaman harcanmaması ve en kısa yoldan gidilmesi nedeniyle dalıcılar daha az hava tüketirler.

 

            Bu amaçlara ulaşmak için su altında iki temel teknik kullanılmaktadır.

 

        1.Tabii Navigasyon

        2.Pusulalı Navigasyon

 

Tabii navigasyon tek başına uygulanabildiği halde pusulalı navigasyon tek başına uygulanamaz.

 

TABİİ NAVİGASYON

 

Navigasyon güzergahları:

 

  1. Sualtı güzergah uygulamaları

a.  Düz gidiş geliş   

 

Düz bir doğrultuda gidip gelinerek uygulanır. Uzun bir resifin bir kenarından gidip gelmek gibi. İlk seferinde kısıtlı bir yöntemmiş gibi görünse de pek çok dalış yerine kolaylıkla uygulanabilir.

 

b. Dikdörtgen  

 

 

  Daha geniş bir alan gezilmek istendiğinde dikdörtgen güzergahlar oldukça faydalıdır. Uygulanması kolaydır. Ayrıca 90 derece dönüşler daha karmaşık rota uygulamalarında da kullanılabilir. 90 derecelik dönüşleri omuz başından dik dönüşler yaparak pusula kullanılmadan yapmak mümkündür.   

  

           c. Üçgen

 

            Dikdörtgen güzergahların uygun olmadığı durumlarda kullanılabilir. Ancak pusula olmadan uygulanması çok güçtür. Bu nedenle tabii navigasyon sırasında pek kullanılan bir güzergah değildir.

 

            Dalış güzergahlarını kullanmak navigasyonu daha efektif ve kolay yapılmasını sağlar. Eğer güzergah dışına çıkılması gerekiyorsa ayrılan yer iyice incelenmeli ve tekrar bu noktaya dönerek güzergaha devam edilmelidir. Akıntılı yerlerde güzergahları uygulamak zordur. Rotadan sapmalara neden olur. Paletlerin farklı güçte vurulması da güzergahın dışına çıkılmasına sebep olabilir. Böyle durumlarda ideal çözüm nişan almaktır. Rota üzerinde bir nokta seçilerek o noktaya kadar düz bir hat üzerinde gidilebilir. Burada güzergah üzerinde başka bir noktaya nişan alınarak gidilir.

 

  

 

 

            Ayrıca güzergah üzerindeki engeller rotadan çıkılmasına zorlayabilir. Böyle bir durumda bu engelin etrafında

 

 

    

 

            90 derecelik dönüşler yapılarak aşılabilir.

 

            Navigasyonda gidilen yön dışında, kat edilen mesafeyi ölçmekte önemlidir. Bunun için mesafe ölçme teknikleri kullanılmaktadır.

  1. Mesafe ölçme teknikleri
    1. Zaman taksimi: Akıntı olmaması ve sabit hızla gidilmek koşulu ile güzergahın belirli kollarını belirlenmiş zaman dilimleri içinde gitme esasına dayanır. Belirli bir süre bir yöne gidildikten sonra aynı sürede geri dönülmesi gibi.
    2. Hava taksimi : Bu yöntemde 50 bar hava rezerv olarak saklandıktan sonra geri kalan havanın gidilecek güzergaha göre paylaştırılması ve o basınca ulaşıldığında yön değiştirme prensibine dayanır. Burada dikkat edilecek husus dalış sırasınca aynı derinlikte kalınmasının veya derinlik farkının hesaba katılması gerekliliğidir.
    3. Palet çevrimi : Sabit hızda ve akıntısız suda belirli bir mesafeyi kat etmek için gereken palet vuruş sayısı hesaplanarak gidilecek mesafe ölçülebilir. Bir palet çevrimi bir ayağın bir vuruşu ile alınan mesafedir. Böylece aynı ayağın aynı pozisyonuna gelinciye kadar aldığı mesafeye bir palet çevrimi denir. Palet çevrimi sayılarak gidilen mesafe ölçülebilir. Bu yöntem ancak akıntısız sularda kullanılabilir. 

 

 

             d.   Kol boy yöntemi : Kısa mesafelerde, hassas mesafe ölçülmesi gereken yerlerde ve bulanık sularda kullanılır. Kollar açılarak ve sayılarak kaç kol mesafesi gidildiği ve mesafesi hesaplanabilir.

 

 

 

Tabii navigasyonda ayrıca tabii referanslar da kullanılmaktadır.

 

  1. Tabii referanslar
    1. Güneş ve ay ışığı: Güneş veya ay ışığının geliş yönüne bakılarak gidilen yön tahmin edilebilir.
    2. Tabii ve suni oluşumlar: Büyük kayalar, süngerler, batıklar vs. incelenerek nerede olunduğu bilinebilir.
    3. Dip profili: Derinliğin değişimi kıyıya yaklaşıldığını veya uzaklaşıldığını gösterebilir. Su sığlaşıyorsa kıyıya yaklaşılıyor olabilir. Tek başına kullanılması yeterli değildir.
    4. Kum profili: Denizde kumlara kesit olarak bakıldığında dalgalanmalar görülür. Bu dalgalanmalar kıyıya paraleldir. Kısa kenar kıyıya yakın olan kısmı gösterir.
    5. Bazı bitki ve hayvan türleri: Midyeler belenebilmek için ağızlarını açık denize  doğru açarlar, Tüp yelpazeleri de açık denize doğrudur. Bazı yosunlar ve erişteler kıyıya paralel yetişirler. Ahtapot yuvalarının ağzı da açık denize doğrudur. Yön belirlemede kullanılabilirler.
    6. Dalga şiddeti: Dalgalar kıyıya diktir ve kıyıya yaklaştıkça şiddeti artmaktadır.
    7. Kıyı sesleri: Sesin yönü tayin edilemez ancak liman, kıyıdaki şantiye vs. sesler kıyıya yaklaştıkça şiddeti artar.

 

            Yukarıdaki yöntemler tek başlarına uygulanmaz, hepsini birlikte değerlendirmek gerekir. Dalış sırasında navigasyondan tek bir kişinin sorumlu olması gerekir.

  1. Tariflenmiş – Belirlenmiş bir Noktayı Bulmak – Kerteriz Alma Yöntemi

 

            Kerteriz – su üstü noktasıdır. Bir noktayı tespit etmek için 2 doğruya ihtiyaç vardır. 2 doğru için ise 4 ayrı nokta gerekmektedir.

 

            Kerteriz noktaları uzaktan görülebilecek, önü kapanmayacak, hareketsiz, çevredeki diğer şekillerden ayırt edilebilecek sabit noktalar olmalıdır. Aynı doğrultudaki kerterizlerden arkada olanı öndekilerden daha yüksekte olmalıdır. Örneğin; deniz feneri, Cami minaresi, binalar, yüksek gerilim direkleri vs...

 

            Oluşturulan kerteriz doğrularının kesiştikleri noktanın açısı  en az 60° olmalıdır. Hata payını ortadan kaldırmak için bir başka nokta daha  bulunmalı ve onunda açısı 60° olmalıdır. Bunlara ilaveten derinlikte mutlaka kullanılmalıdır.

 

 

PUSULALI NAVİGASYON

 

 

            Dünyanın kendisi başta olmak üzere artı ve eksi kutupları olan birçok manyetik cisim vardır. Bu kutuplar arasındaki manyetik çizgiler ortamdaki manyetik alana paralel olmaya çalışırlar. Pusula da manyetik bir cisimdir ve dünyanın manyetik alanına paralel olmaya çalışır. Bu nedenle pusulanın ibresi her zaman manyetik kuzeyi göstermeye çalışır.

 

            Gidilen doğrultunun kuzey yönü ile yaptığı açı kullanılarak yönü tayin edilebilir. Pusulanın temel kullanım prensibi budur.

            Pusula kullanılarak ve mesafe ölçümü yapılarak istenilen güzergahlar da dalış yapılabilir. Görüşün çok kötü olduğu durumlarda bile pusula ile navigasyon yapmak mümkündür.

 

            Sualtında kullanılacak pusula seçiminde şunlara dikkat edilmelidir.

 

  1. Su geçirmez olmalıdır.
  2. Mecburi olmamakla birlikte fosforlu olmalıdır
  3. Taksimat bileziği olmalıdır. (Açıların üzerinde yazılı olduğu oynar bir halkaya taksimat bileziği denir.)
  4. İndeks işareti olmalıdır. (Taksimat bilezi üzerinde yönü işaretlemekte kullanılan bir tarafta tek, diğer tarafta çift olan çıkıntılara indeks işareti denir.)
  5. Referans çizgisi olmalıdır.  (Pusulanın üzerine bakıldığında camın üzerinde ve yan tarafındaki açı penceresi üzerinde bulunan düz çizgiye referans çizgisi denir.

 

Çeşitli pusula tipleri vardır.

 

            Direk okumalı olanlarda pusula yukarıdan bakılarak açılar okunur. Kuzey yönü 0° olarak gösterilir. Endirek okumalı olanlarda açı okuması pusulanın yanında olan açı penceresinden yapılır. Kuzey yönü açı penceresinden bakıldığında 0° olarak görülür. Dijital pusulalarda gidilen yön sayısal değer olarak gösterilir.

 

            Pusulayı tutuş şekli çok önemlidir. Pusulayı yatay yada yataya yakın tutmak gerekir. Yatay tutarken açı penceresi bize doğru bakmalıdır.

 

            Pusulaya bakarken önemli olan gidiş istikametimizin kuzeyle yaptığı açıdır. Referans çizgisi bizim gidiş istikametimizi gösterir. Pusulaya her baktığımızda bunu garantilememiz gerekir.

 

 

 

            Pusulayı her zaman aynı şeklide tutmak gerekir. Ancak sabit tutarak gitmek  istediğimiz yöne gidebiliriz. Pusulalar genelde kolda, konsolda yada hassas navigasyon tabelalarında monte edilmiştir.

 

            Pusula eğer kolda ise, kolu dirsekten tam bükerek, konsolda ise iki kolu dik bir şekilde önümüzde tutarak yada navigasyon tabelasında ise, tabelayı dik tutarak pusulamıza bakmamız gerekir.

 

 

 

            Güzergahlarımız ister düz gidiş-geliş olsun, ister dörtgen, isterse de üçgen güzergah olsun tüm dış açıların toplamı  360° olmalıdır.

 

 

            İndeks işareti gidilecek yönü işaretlemek için kullanılır. Gidilecek yöne doğru dönüldükten sonra taksimat bileziği döndürülerek indeks işareti kuzey yönünü gösteren iğne ile üst üste getirilir. Böylece o doğrultuda gidilirken açı okumak yerine iğne ile indeks işaretinin çakıştırılması sağlanarak ilerlenebilir. Yön değiştirildiğinde tekrar indeks işareti iğne ile çakıştırılıp o doğrultuda gidilir.

 

 

 

            Eğer açısı bilinen bir yöne gidilecekse, kuzeye doğru dönülür, taksimat bileziği çevrilerek kuzey yönü ile gidilecek açı aynı hizaya getirilir. Daha sonra indeks işareti ile iğne çakıştırılarak belirlenmiş yöne doğru gidilebilir.

 

            Düz gidişlerde açı penceresinden gidilecek olan açı sürekli sabit tutularak pusula kullanılabilir. Belirlenmiş bir rotaya dönülmesi gereken yerlerde açı penceresinden istenilen açı okununcaya kadar dönülür.

 

            Belirli bir derece dönülecek ise dönüş yapılacak açının dış açısı kadar dönüş yönüne doğru bulunduğumuz açıya eklenir veya çıkartılır. Örneğin 60 derecelik bir dönüş yapılacak ise; dış açısı olan 120 derecelik (=180-60) dönüşler yapılır.

 

 

  

 

            Pusula kullanımında pusulanın sabit ve yatay tutulması önemlidir. Mutlaka referans çizgisi ile gidilen yön aynı doğrultuyu göstermelidir. Eğer mümkün ise pusulayı doğal navigasyon ile birilikte kullanmalı ve derinliği de kontrol altında tutmayı unutmamalıdır. Dalışlarda navigasyondan bir kişinin sorumlu olması gerekmektedir. Zeminde bulunabilecek manyetik cisimlerin, büyük sac gemilerin veya çok yakında bulunan diğer metal cisimlerin pusulanın yönünü değiştirebileceğini göz önüne almayı unutmamak gerekir.

 

            Pusulayı sualtında kullanamadan önce mutlaka karada pratik yapılmalı yeterince tecrübe kazanıldıktan sonra sualtında uygulamaya geçilmelidir.

 

            Su üstünde kerteriz alınması gerektiğinde pusuladan yararlanılabilir. Uzakta görünen iki referans noktası arasındaki açıyı ölçerek bulunduğumuz yer tespit edebiliriz. Her iki cismin kaç derecede göründüğünü okuyup not almak yeterlidir. Daha sonra bu noktanın tekrar bulunması için referanslardan birinin açısı doğrultusunda ilerlerken diğer referansın ölçülen açıya gelmesini sağlamak yeterlidir. Açıları okurken dikkat edilmesi gereken husus iki referans noktası arasındaki açının 60 ila 120 derece arasında olmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T EK2   TEKNE DALIŞLARI

 

 

            Tekne Dalışlarının Avantajları:

 

·        Dalış noktasına rahat ulaşım olur. Kıyı dalışlarında dalış noktasına ulaşmak için yüzerek gidilir ve enerji harcanır. Tekne dalışlarında nokta dalışları yapmak daha kolaydır.

 

·        Dalış malzemeleri kıyının yıpratıcı etkilerinden uzaktır. Kıyı dalışlarında malzemeleri kum, kaya, çakıldan dolayı zarar görebilir.Oysa tekne dalışlarında bu etkenler yoktur.

 

            Tekne Dalışlarının Dezavantajları:

 

·        Tekne dalışları kıyı dalışlarına nazaran daha pahalıdır.

 

·        Tekne dalışlarında, kıyı dalışlarına nazaran planlamaya uymak ve zamanında teknede olmak çok önemlidir.

 

·        Tekne içi hareket planına ve kaptanın talimatlarına uymak gerekir.

 

-         Dalış malzemelerinin konulacağı noktalar.

-         Diğer malzemelerin konulacağı noktalar.

-         Güneşlenme yerinin neresi olacağı.

-         İstasyonun yani dalışa başlanacak noktanın yeri..... gibi.

 

            Yukarıda belirtilen noktalar tekneden tekneye değişebilir.

 

            Tekne Dalışlarında Yapılması Gereken Hususlar;

 

1.    Öncelikle Tekne Dalış Planlamasının yapılması ve bu plana kesinlikle uyulması gerekir.

 

2.    Dalış ekipmanlarının konulacağı yerler belirlendikten sonra malzemeler yerleştirilir. Tekne bağlama noktalarının etrafına, üzerine asla malzeme konulmaz.

 

3.    Tüpler hiçbir zaman dik bırakılmaz, yuvarlanmaması için de yanlarına destek konması gerekir.

 

4.    Dalışlarda, dalış sırası gelen platforma yani istasyona gelip, body sine yardım ederek dalışa hazırlanır. Suya atlamadan önce buddy-check yapılır.

 

5.    Suya atlamadan önce aşağı bakılarak kimsenin olmadığından emin olununca atlanılır.

 

6.    Gruplar aynı zamanda hazırlanmalıdır. Suya body ile beraber atlanılır. Atlamadan önce dalış amirinden okey alınır.

 

7.    Tekneden atlarken, paletler uzun olduğu için platformun ucuna kadar gelinilir ve ileriye doğru büyük bir adım atılarak atlanılır.

 

8.    Suya atladıktan sonra, herhangi bir sorunun olmadığını bildirmek için tekneye doğru dönülür ve OKEY verilir.

 

9.    Suya atladıktan ve Okey verildikten sonra arkadan gelen gruba yol açmak ve olabilecek dalgalardan etkilenip tekneye çarpmamak için tekneden biraz uzaklaşılır.

 

10.  Suya atladıktan sonra atlayış sırasında ekipmanların zarar görüp görmediğin emin olmak için tekrar buddy-check yapılır ve dalışa başlanılır.

 

11.  Dalış bittikten sonra dönüşte asla teknenin altından tekneye yanaşılmaz. Açıktan geçip tekneye ulaşmak gerekir.

 

12.  Tekneye çıkarken, önceden çıkan birileri varsa onun altında durulmaz.

 

13.  Tekneye çıkış esnasında, tekne fiziksel bağlantı sağlanınca, kural olarak paletler kola geçirilip tüm ekipmanlarla çıkmak gerekir. Tüm bu işlemler hızlı bir şekilde yapılır.

 

14.  Tekneye çıktıktan sonra, dalış ekipmanları hiçbir zaman platformda, istasyonda bırakılmaz.

 

            Dalış Teknesinde Bulunması Gereken Malzemeler;

 

            Tekne dalışı yaparken, emniyeti sağlayacak önemli malzemeler vardır. Bu malzemeler her dalış teknesinde bulunmalı yoksa sağlanmalıdır.

 

1.    Haberleşme Cihazı; tercihen telsiz bulunmalıdır.

 

2.    Dalış Bayrağı olması gerekir. Dalış bayrağı; Mavi-beyaz çift üçgen şeklindedir.

 

Dalış bayrağı, tekne durduğu zaman aşağıda dalıcı olduğunu diğer teknelere bildirmek için çekilir. Seyir esnasında dalış bayrağı çekilmez.

 

 

3.    Oksijen Seti ve İlkyardım Malzemesi.

 

4.    Dalış Şamandırası, mutlaka bulunmalıdır. Dalış şamandırası, turuncu üzerine beyaz diyagonal şerit bulunan şişme balon şamandıradır. Suya atıldığında, tekne yakınlarında dalıcı var demektir.

 

5.    Platform veya Merdiven bulunmalıdır.

 

            Sahil Güvenlik, dalış yapan teknelerinin yanına gelip tüm bunları sorabilir.

                                                                                   

            Tekne ile Dalıcılar arasındaip olabilir ve buna MAIN LINE yani CAN İPİ denir.

 

            Ayrıca dalış arkadaşlarının arasında da bir ip olabilir buna da BUDDY LINE denir.

 

            İP İŞARETLERİ:

 

1.    1 Çekiş DUR

2.    2 Çekiş OKEY

3.    3 Çekiş yanıma – yukarı gel.

4.    4 ve daha fazla çekiş İMDAT

 

            İp işaretleri ayrı dalış sistemlerinde farklı olabilir.

 

      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2T EK3 GECE DALIŞI

 

BULANIK SU DALIŞI

            Üç metreden daha kısa görüş mesafeli dalışlar bulanık su dalışı kapsamında değerlendirilir ve özel bir neden olmadıkça bu tip dalışların rekreasyonel olarak planlanmaması gerekir.

            Ancak elinizde olmayan nedenlerden dolayı bu tür dalışların gerçekleştirilmesi söz konusu olabilir. Böyle durumlarda daldığımız noktadan geri çıkabilmek, dalış arkadaşımızı kaybetmeden dalışı bitirmek özel çaba gerektirecektir.

 

            Bu çabaları pusulalı navigasyonun ve kol boyu mesafe ölçme yönteminin uygulanması, dalış arkadaşımızla ‘buddy line’ ip işaretlerinin kullanılması veya sürekli fiziksel temas ile dalışın gerçekleştirilmesi olarak özetleyebiliriz.   

 

            GECE DALIŞI

            Gece ve gündüz dalışları arasında malzeme olarak aydınlatma gereçleri haricinde bir malzeme farkı yoktur.

            Aydınlatma gereçlerini aşağıda ki gibi sınıflandırabiliriz

 

            Ana aydınlatma feneri

 

            Çevreyi görebilmek için kullanılır. Genellikle halojen ampullü ve 6 voltluk pilleri (4x1,5 volt gibi) olanlardan seçilmelidir. Çok uzun süreli aydınlatma sağladıkları için şarj edilebilir. Nikel kadmiyum ve yüksek miliamperli pilleri tercih ediniz. (Örneğin Size’ ı C olan ve her biri 4400 miliamper olan nikel kadmiyum şarj edilebilir piller 400 miliamper ile 12 - 14 saat arasında şan edilirse devamlı açık kalması halinde 5,5 - 6,5 saat arası aydınlatma yapabilir.)

 

            Yedekleme fenerleri

 

            Ana aydınlatma fenerinin suda kaybolması, pilinin bitmesi, ampulünün yanması veya camının kırılması halinde yedek olarak kullanıma hazır vaziyette, BC’ nin üzerin deki halkalara asılı olarak duran veya BC nin ceplerine yada özel kılıfına takılı olarak yedekte hazır tutulan, ışık ve pil gücü açısından ana aydınlatma fenerinden daha güçsüz olması kabul edilebilir fenerlerdir. Aslında en tercih edilen şekli yedek fenerin de, ana aydınlatma feneriyle aynı kalitede eşdeğer olmasıdır. Fakat aynı kalitede olmasa da gece dalışı için yedek fener taşınması kesinlikle gereklidir.

 

            Sabit Fener

 

            Dalış enstrümanlarını (Fotoğraf makinesi, dalış bilgisayarı, pusula, derinlik saati, tüp basınç göstergesi, yazı tahtası v.s. ayarlama, okuma ve kullanma ışığı) Bu ışık kaynağı dalıcının ellerinin serbest kalabilmesi için sadece 1 - 1,5 m civarında etkili olan ve elle kullanılmayan fenerler den ibarettir. Maskenin yan kayışlarına takılabilir, dalış elbisesinin ne opren başlığına veya PVC kafa koruyucu miğferlerin üzerine özel bağlantı donanımı ile tutturulabilir, BC nin cırtlı omuz bantlarına veya ön ayar kolonlarına özel donanımı ile yerleştirilebilir, bilek ile dirsek arasına özel kılıfı ile bağlanabilir. Genellikle başa takılanları en kullanışlı olanlarıdır, çünkü, göz hangi enstrümanı incelemek veya ayarlamak için ona çevrilirse başa bağlı olan bu ışık da aynı yöne dönüp orayı aydınlatır.

 

            Ferdi dalıcı tanınma ışığı feneri Bu ışıkların en belirgin özelliği aydınlatma gücünün fazla olmamasıdır çünkü dalış boyunca devamlı yanık kalacağı için diğer dalıcıların gözünü kamaştırıp görme kapasitelerini düşürür. İkinci bir özelliği ise muhtelif renklerde başlığı olması dır. Genellikle bir tanınma feneri satılırken 4-5 ayrı renkte plastik başlıkla satılır. Bunun gerekçesi dalıcıların her birinin kendini sualtında tanıtabilmesi.

 

            GECE DALIŞLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR:

 

Gece dalışlarında giriş-çıkış noktalarından gündüz dalışı gibi fazla uzaklaşılmamalıdır.Gece dalışının yapıldığı sualtı bölgesinin dalış lideri tarafından daha önce gündüz dalışlarından tanınan bir bölge olmasında fayda vardır.Sualtı yapısının bilinmediği bölgelerde gece dalışı yapılmaktan kaçınılmalıdır.Gece dalışlarında çıkış için belirlenen minimum hava rezervi kesinlikle gündüz dalışlarından daha fazla olarak belirlenmelidir.Örneğin gündüz 40-50 atmosfer hava kaldığında rezerve işareti verip çıkışa başlanıyorsa gece dalışlarında bu rezerve 70 atmosfer gibi tutulup çıkışa başlanılmalıdır.Gece dalışlarında su altında çakarlı fener sadece teknenin altından sarkıtılarak giriş çıkış noktalarını belirlemede kullanılır. Bazı dalgıçlar acil durumda kullanılmak üzere elbiselerinin üzerine asılı veya kola takılı olarak çakarlı fener taşımaktadırlar. Bu fenerlerin sadece acil durumda kalındığında imdat anlamında su altında veya su üstünde kullanılması bunun haricinde kullanılmaması gerekir.Gece dalışlarında hiçbir dalıcının fenersiz olarak dalmasına müsaade edilmemelidir. Her dalıcıda bir ana, bir yedek en az iki fener bulunmalıdır.Dalıcıların su altında fenerlerini birbirlerinin gözlerine doğru tutmaması gereklidir. Dalış ve çıkışlarda her dalıcı fenerini dalış eşinin paletlerini aydınlatacak şekilde tutmalıdır. Su altı işaretlerinin görülmesi için fenerinizle işaret verdiğiniz elinizi aydınlatın. Bu işlemi yaparken ışığın diğer dalıcıların gözüne gelip onların gözlerini kamaştırmamaya dikkat edilmelidir. Su altında fenerin hareket ettirilmesi ile verilen değişik işaretler öğrenilmelidir.Gece dalışında su altında dalış eşini kaybeden dalıcı bulunduğu yerde düşey olarak durup kendi etrafında 360 dönecek ve bu dönüş esnasında fenerini vücuduna dik olarak kendisi ile beraber döndürecektir. Bu şekilde hem dalış eşinin ışığını aramış olacak hem de kendi ışığının onun tarafından görülmesini sağlayacaktır. Çıkış için dipte dalış teknenizin yada sahil çıkış noktasının işaret ışıklarını bulamadıysanız ve tüpteki havanız rezerve sınırına geldiyse doğrudan satha çıkmanız gereklidir. Gece şartlarında satıhta buddy görülemeyeceği için bir teknenin yolu üzerine çıkılması tehlikeli durumlara sebep olacağından çıkış noktasında satha mümkünse üzerinde küçük bir pilli fener yada kimyasal ışık çubuğu bağlı bir deco şamandırası şişirilip yollanmasında fayda vardır. Bu sizin hem satıhta hareket halinde olan teknelerden hem de dalış tekneniz ve sahil çıkış noktamızdan da görülmenizi sağlayacaktır.Gece dalışlarında pusulanızı derinlik ve tüp basınç konsolunuzu gündüz kontrol ettiğiniz sıklıktan daha fazla kontrol ediniz. Özellikle iniş ve çıkışlarda gece şartlarından dolayı hızınızı ayarlamakta zorlanacağınız için fenerinizle derinlik saatini sürekli kontrol ederek iniş ve çıkış yapınız. Aksi halde ani derine düşme veya hızla yukarı satha fırlama sorunları ile karşılaşabilirsiniz.Karanlığın gizemli atmosferi en usta dalgıçlarda dahi gece dalışını heyecanlı hale getirir. Bu nedenle özellikle dalış sayısı az olan ve gece dalışını ilk defa yapacak olan dalıcılara dikkat edilmeli gündüz dalışlarından daha fazla göz kontağı kurulmalıdır.Karanlıkta paletin, elin, tüpün bir yere değmesi dalıcıda panik yaratabilir. Böyle durumlarda kalınabileceği dalıştan önce özellikle tecrübesiz dalıcılara hatırlatılmalı ve gerginliklerinin artması halinde derin nefes almaları ve tecrübeli dalış eşinin elini tutmaları satha çıkmaya teşebbüs etmemeleri hatırlatılmalıdır. Gece dalışlarında dalış eşlerinin arka arkaya değil yan yana hareket etmeleri, tercihen daha az tecrübeli olanın usta dalıcının sağ tarafında bulunması, navigasyonda usta dalcının yön tayinini ve dalış derinliğini takip etmesi dalışın emniyeti açısından gereklidir.Su altı mağaralarına veya gemi batıklarına gece dalışı yapılmaz. Çünkü gündüz dalışlarında mağara ve batık çıkışlarım belirleyen gün ışığı sızıntısı gece dalışlarında olmadığından çıkış yolunu bulmak zorlaşır.Denizin yüksek dalgalı ve aşırı akıntılı olduğu gecelerde dalış yapılmaktan kaçınılmalıdır. Bunun sebebi yüksek dalga periyotları arasında tekne ve sahil ışıklarını kaybetme ve/veya kendi ferdi aydınlatma ışıklarının çıkış noktasındaki görevliler tarafından görülememesi tehlikesidir. Özellikle buna akıntının eklenmesi ile çok kısa sürede dalıcı tekne veya sahilden görülme mesafesinin dışına çıkabilir.. Gece dalışlarında özellikle kumlu veya çamurlu dip zeminine fazla yaklaşılmamalı buralara palet vurup su bulandırılmamalıdır. Dipten kalkan kum ve çamurdan yansıyan fener ışıkları hem göz alır hem de ışığı geçirmez.Bakmadan tüm malzemelerinizi el yordamı ile bulabilmelisiniz. Gece dalışında bu alışkanlığın kazanılmış olması lazımdır. Bu nedenle yedek 2. kademe regülatörü tam göğüs hizanızda BC nin yakasındaki halkaya takılı bir maps koruyucuya bağlanmalı varsa velcro cırt ile tutturulmalıdır.Inflatörünüzün düşük basınç hortumu 1. kademeden düzgün çıkıp inflatöre bağlanmalıdır. Aksi halde ters yönden çıkış yapmış bir hortum inflatörü zor bulabileceğiniz bir noktaya çekebilir.Konsolunuzun fosforlu kadranları varsa dalışa başlamadan önce bu kadranları ışık tutarak bir anlamda şarj ediniz ki gece dalışta konsola ışık tutmamıza gerek kalmadan kadranlar okunabilsin.Bazı konsollarda kolay görebilmek için kimyasal ışık çubuğu da kadran kenarına bantlanabilir.Su üstüne çıkıldığında tekne veya karada bulunan giriş/çıkış noktanıza uzaksanız ve akıntı mevcutsa güvenlik açısından sesle ikaz verecek düdük bulundurmakta fayda vardır.Genelde sesle ikaz için iki tip düdük vardır. Biri inflatörün düşük basınçlı hortumu ile inflatör arasına takılan ve düğmesine basıldığında tüpteki havanın basıncı ile çalan düdük, diğeri ise genelde plastikten yapılmış ve üflenerek çalman klasik düdüktür. Bunu da kolay bulabilmek için bir iple inflatör hortumuna inflatöre yakın olarak bağlamakta fayda vardır.Gece dalışlarında kullanmaya alışık olmadığınız malzemelerle dalmayınız. Örneğin hiç venturi hava balans ayarlı 2 kademe regülatör kullanmadıysanız gece böyle bir regülatörle dalmayın Suya atlarken veya su içerisinde elinizin ikinci kademe üzerindeki ayar düğme ve kollarına çarpması ile ya zor hava çekebilirsiniz yada regülatör serbest akışa geçebilir. Bu da gece dalışının stresi altında dalıcıda paniğe sebep olabilir.Dalış yapılacak bölgede özellikle tekneden yapılacak gece dalışlarında dalış sahasına demirledikten sonra teknenin projektörleri ile dalış sahasının sathını tarayıp balıkçı .teknesi veya dibe atılmış bir balık ağını markalayan şamandıra olup olmadığını araştırınız. Gece dipte ağ olması dalıcılara zor anlar yaşatır. Bazı dalıcılar bunu bir heyecan olarak tanımlayıp dalmak isteseler dahi aşağıda dalıcılar varken bu ağların balıkçı teknesi tarafından toplanmaya kalkışılması çok tehlikeli durumlar yaratabilir. Su üstü teknenizin balıkçıları ikaz edebileceği güvencesi sizi kandırmasın. Ağın yüzlerce metre uzakta olan diğer ucundan çekmeye başlayan tekneyi gece karanlığında kimse ne belirleyebilir nede ikaz edecek vakit bulabilir.Gerek tekneden gerekse sahilden yapılacak gece dalışlarında dalıcıların dışında bir kişinin teknede veya sahilde bulunan giriş-çıkış noktasında güvenlik beklemesi yapması lazımdır.Bu kişiye dalışın yönü muhtemel maksimum dalış süresi ve derinliği, dalış lideri tarafından belirtilir ve gece dalışında 15 metreden derine dalış yapılmaz.Bu kişi dalış anından itibaren kronometre tutarak maksimum dalış süresi geçtiği halde dalıcılar çıkmamışsa belirlenen acil durum prosedürünü uygulamaya başlar.Dalış süresi içerisinde dalış bölgesine yabancı bir teknenin yaklaştığını görürse el feneri ile teknede bulunan “AŞAGIDA DALGIÇ VAR” alfa bayrağını yada kırmızı zemin üzerine beyaz çapraz çizgili olan dalış bayrağını aydınlatır. Telsiz ile 16. kanaldan bölgesinde yaklaşmakta olan tekneye ikazdır. Rotanızın üzerindeki bölgede dalış yapılmaktadır. Su altında dalgıç vardır. Rotanızı derece sancağa ve/veya iskeleye kaydırınız.” mesajı verilir.Gece dalışı esnasında teknede veya sahilde bekleyen kişiyle dalış lideri dalış öncesi bir brifing yaparak acil durumlarda uygulanacak prosedürleri belirlerler.Acil durum olarak kabul edilen hususlar şunlardır:

 

a) Dalış süresi içerisinde dalıcıların su üstüne çıkmaması veya çıktıkları halde görülememeleri veya eksik çıkmaları

b) Çıkışta dalıcıların dalga ve/veya akıntı nedeniyle tekneye ve/veya sahile ulaşamamaları

c) Dalıcılar su altında iken dalış bölgesi ve giriş-çıkış bölgesi üzerinden uyarılamayan bir deniz aracının geçmesi veya durup demir atması

d) Dalıcılar su altında iken şiddetli rüzgar, dalga veya akıntı meydana gelmesi, dalış teknesinin demir taraması veya su alması

e) Dalış teknesinin pervanesini çalıştırıp yer değiştirmek zorunda kalması

            Dalış teknesinde kaza, yangın vs. gibi acil bir durumun meydana gelmesi.Dalış tekneleri dalıcılar su altında iken acil durumlar dışında motor çalıştırmamalı pervanesini hareket ettirmemelidir. Bunun için dalış öncesi demirini dibe iyi tutturmalı şayet kıyıya yakınsa koltuk halatlarını sağlam bağlamalıdır. Her tedbiri almasına rağmen tekne demir tarayıp sığ suya veya yakın kayalara sürüklenirse tekne etrafı projektörlerle taranıp aşağıdaki dalıcıların kabarcıkları aranır, etrafta hava kabarcığı yoksa motor çalıştırılıp yol verilerek sığdan veya kayalıktan uzaklaşılır.Şayet dalıcıların kabarcıkları yakında ise pervane çalıştırılmayıp sadece ırgat kullanılarak demir üzerine gidilir ve bu arada satha çıkan dalıcılara tekneye çabuk çıkmaları söylenir. Denizin durumu dalıcıların tekneye çıkışını zorlaştırıyor ise dalıcılara 15-20 m’yi geçmeyen bir halat atılır ve teknenin kıçına bağlanan bu halata tutunarak suda beklemeleri teknenin sığlık veya kayalıktan açığa güvene alınıncaya kadar pervane suyundan ve tekne bordalarından uzakta kalmaları söylenir, motor çalıştırılarak tekne güvenli bir yere kaydırılır ve dalıcılar tekneye alınır.Böyle durumlarda kullanılmak üzere suda batmayan 1,5-2 cm çaplı bir halat daima teknenin kıçında hazır bekletilmelidir. Suda batan halatları dalıcılar henüz tutmadan suya gömüldüğü ve pervaneye yada dümene takılacağı için kesinlikle kullanmayınız.

 

 

            Akıntı dalışı

 

            Dalışlarımız esnasında haberli veya habersiz olarak sualtı ve yüzey akıntılarına rast gelebiliriz, böyle durumlarda yorulup tükenme yaşamak, rotadan sapmak, dalış sürelerimizin aşılması gibi risklerle karşılaşırız, akıntıya maruz kalmamız kaçınılmaz ise, olabildiğince dipten gitmek(akıntı şiddeti dibe yaklaştıkça azalır), gidişi akıntıya karşı, dönüşü akıntı ile yapmak, mutlaka akıntıya karşı yüzmek zorunda kalırsak akıntıya çapraz ilerlemek, uzaktan yüzey yapılma ihtimaline karşı deko şamandırası ve düdük bulundurmak yapılması gereken temel önlemlerdir.

 

 

           



M: info@derindalismerkezi.com
T: +90 (236) 231 94 65 / +90 (532) 297 45 95
A1: "Derin Dalış Merkezi" Çandarlı Limanı / ÇANDARLI - Turkey
A2: 2.Anafartalar Mah. Yeni Orta Sok. No: 1/11 MANİSA - Turkey

Copyright © 2007 by Derin Dalış Merkezi. All rights reserved..
Turizm acentemiz http://www.kozaktur.com.tr'dır
Sanal market, e-ticaret ve kurumsal yazılım geliştirmede lider