Electronic Project Company
 
Yazdır  Öner

3 yıldız eğitim


a

 

 

 

 

 

TSSF / CMAS
ÜÇ YILDIZ DALICI EĞİTİMİ DERS NOTLARI

 

 Giriş ve kursun önemi : 

            Değerli yetişkin dalıcımız . Sualtı dünyasına adım attığınız ilk günlerden bu yana çevreye saygılı, kültürel ve tabii varlıklarımızı koruyan , bildiklerini diğer dalıcılarla paylaşan bilinçli bir su altıcı olarak bu dünyayı bir çok kez ziyaret ettiniz.. İki yıldız dalıcı diplomanızı aldıktan sonra gerçekleştirmiş olduğunuz çok sayıdaki dalış sizleri artık birer dalış lideri olmaya bir adım daha yaklaştırmıştır.

Üç yıldız dalıcı kursu, sizlere dalışın her aşamasında bir gruba liderlik edebilecek bilgi birikimini kazandırmak üzere planlanmıştır.

 

Teorik ve pratik kapsam ve zamanlama :

            Kursun teorik eğitimleri esnasında sizler , dalış öncesindeki evre esnasında fikren , fiziksel olarak ve malzeme anlamında tam bir hazırlık gerçekleştirmeyi ve kontrolü sağlamayı , stresin sebep , belirti ve çeşitlerini , ilk yardım malzemelerini ve tekniklerini , kazaya nasıl müdahale edeceğinizi , grup dalışlarının nasıl organize edileceğini , dalış malzemelerindeki arızalara nasıl müdahale edileceğini , kompresör kullanımını ve küçük teknelere hakimiyeti öğreneceksiniz.

           

 

Katılım şartları : 

            Bu kursa katılmak için en az 18 yaşını doldurmuş olmuş olmanız, doktorunuzdan sağlık belgesi almış olmanız , ilk öğrenim belgesine sahip olmanız , federasyonun iki yıldız dalıcı belgesini ya da onayladığı eş değer bir belgeyi almış olmanız, iki yıldız dalıcı belgenizi aldıktan sonra en az 50 dalış yaptığınızı dalış kayıt defterinizde belgelemeniz ve iki yıldız diploma tarihinden itibaren en az 6 ay geçmiş olması gerekmektedir.

 

 

Sertifika düzeyinin tarifi :

 

            Üç yıldız daha değişik düzeylerdeki dalıcılara önderlik yapabilecek beceride olan dalıcıdır. En çok 30 metreye kadar dalabilir ancak eğitim amaçlı dalışlar için 42 metreye kadar eğitmen nezaretinde dalış yapabilir.

 

            Bir evvelki kurs ile ilgili gözden geçirilmesi gereken konular :

 

            Bir yıldız dalıcı eğitiminin ilk dersinde öğrenmiş olduğunuz ve iki yıldız dalıcı eğitiminizin başında tekrar etmiş olduğunuz dünya sualtı konfederasyonu  (CMAS ) Confederation Mondial des Activities Subaquatique ) ve bu kurumun Türkiye temsilcisi olan  Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu TSSF ile ilgili bilgilerinizi yeniden gözden geçirmenizde ve bu sistem içerisinde dalıcıların derecelendirilme biçimlerini hatırlamanızda fayda görüyoruz. Aynı zamanda iki yıldız dalıcı kursunuzda öğrenmiş olduğunuz navigasyon ve arama kurtarma teknikleri ile ilgili bilgilerinizi de bu kursun başında tekrar gözden geçirmeniz gerekmektedir.

            Hepinize bir dalış lideri olmak üzere katıldığınız üç yıldız dalıcı kursunuzda başarılar ve güvenli dalışlar diliyoruz.

 

 

 

 

3T1  KÜÇÜK TEKNE KULLANIMI

 

 

1. TEKNE KULLANIMI HAKKINDA ÖN BİLGİ

Şişme botlar genellikle dalış klüpleri ve merkezleri tarafından dalış yerlerine gidecek az sayıda dalıcıyı götürmek için veya ana dalış teknesine destek sağlamak veya dalıcıları ana dalış teknesinden uzakta su yüzeyine çıkıklarında toplamak için kullanılır. 3 ile 5.5 metre uzunlukta değişik tip ve ölçülerde botlar dalış için uygundur. Bu tür botlar kullanılırken rüzgar, akıntı, dip derinliği, bot içindeki ağırlığın dağılımı, dıştan takma motorun tipi ve gücü kullanımı etkiler. Tekne kullanımı teorik bilgi gerektirmesine karşın ancak pratik uygulamalarla mükemmelleştirilir.

2. TEMEL DENİZCİLİK BİLGİLERİ, HAVA DURUMU, GELGİT

Hava basıncını ölçen alete barometre denir. Yapılış şekline göre civalı ve madeni olmak üzere ikiye ayrılır. Barometreler mm (Milimetre) veya mb (Milibar) ölçeklidir. 1mm = 4/3 mb dir. Civalı barometreler madeni barometrelerden daha hassastır ancak deniz araçlarında madeni barometrelerin kullanımı daha uygundur. Madeni barometre üzerinde iki tane ibre vardır. Bir tanesi camın üstünde bir tanesi camın altındadır. Camın altındaki ibre barometrenin kendi ibresi olup düşmesi veya yükselmesi ile kendine döner. Camın üzerindeki ibre ise bir vida yardımı ile elle döndürülür. Barometre okunur. Camın üzerindeki ibre barometrenin ibresiyle üst üste getirilir. Barometreyi okurken gözle ibrenin aynı hizada olmasına dikkat etmelidir. Ondalıklarını da okumalıdır. Örneğin 1023.6 mb gibi

Termometre ise havanın sıcaklığını ölçmeye yarayan bir alettir. Civalı ve madeni olmak üzere iki tipi vardır. Santigrat derece, Fahrenheit derece ve Reomur derece olmak üzere üç tip sıcaklık birimi vardır.

Rüzgar hızını ve yönünü gösteren alete anemometre denir.

N Yıldız

NNE Yıldız Poyraz

NE Poyraz

ENE Gündoğusu Poyraz

E Gündoğusu

ESE Gündoğusu Keşişleme

SE Keşişleme

SSE Kıble Keşişleme

S Kıble

SSW Kıble Lodos

SW Lodos

WSW Batı Lodos

W Batı

WNW Batı Karayel

NW Karayel

NTNW Yıldız Karayel

Rüzgarın hızını belli etmek için kullanılan birime Boford denir. Rüzgarın saniyede metre olarak süratini gösterir. Denizciler meteoroloji istasyonlarının rüzgarla ilgili vermiş oldukları boford metrelerini yapacakları seyir ile değerlendirirler.

Boford Ölçeği

Hızı

0 SAKİN    Deniz ayna gibi   1 den aşağı

1 HAFİF HAVA  Çırpıntı Tepelerinde köpük  1-3

2 HAFİFÇE BRİZ        Ufak dalgacıklar, tepeleri      4-6

cam gibi kırılma yok

3 HAFİF BRİZ    Büyük dalgacıklar, Tepeleri  7-10

kırılmaya başlıyor

4 MUTEDİL BRİZ        Küçük dalgalar uzamaya     11-16

başlıyor, sık beyazlıklar

5 SERT BRİZ     Orta dalgalar birçok beyazlıklar     17-21

ve bazı serpintiler

6 KUVVETLİ RÜZGAR        Büyük dalgalar şekillenmeye  22-27

başlıyor, beyaz köpükler her yere

dağılıyor ve bazı serpintiler

7 FIRTINA RÜZGARI Dalgalar yükseliyor, kırılan   28-3 3

dalgalar beyaz köpükler saçılıp

yayılmaya başlıyor.

8 FIRTINA Uzunluğu daha büyük olan orta      34-40

yükseklikte dalgalar, dalga

tepecikleri savrulur, köpükler

bariz şeritler halinde rüzgar

istikametinde savrulur.

9 KUVVETLİ FIRTINA         Yüksek dalgalar, rüzgar        4 1-47

istikametinde kesif köpükler şeritler

serpintiler görüşe etki eder

10 TAM FIRTINA        Çok yüksek dalgalar, deniz yüzeyi 48-5 5

beyaz bir renk alır, ağır dalgalar,

görüş azlığı

Barometre aniden düşerse sıcaklık da düşer ve kötü hava belirtisi vardır. Rüzgarın hızı artar bulutlar artar. Yağmur, kar, çisenti ve sağanak yağış oluşur. Barometre aniden yükselirse yaz aylarında sıcak ve kuru hava olur. Kış aylarında soğuk hava olur. Bulutluluk azalır. Sis havada askıda olan su damlacıkları nedeniyle deniz yüzeyinde görüşü azaltan bulutsu tabakadır. Kara yakınında duman biçiminde oluştuğundan , duman ve sis karıştığından kesif sis oluşur. Görüş mesafesi bir milin altına düştüğü zaman denizciler sis oluştuğunun kabul ederek sis şartlarında

seyir durumuna geçerler. genellikle sis oluşmasında sıcak hava ile Soğuk su yüzeyinin karşılaşması ve havanın çiy yapma Sıcaklığının altına düşmesi gerekir.

3 KURALLARI

Denizde çatışmayı önlemeye ilişkin uluslararası kurallar, 1972 botlar içinde geçerlidir. Bu kurallardan bazıları aşağıda yer almıştır.

BÖLÜM - GENEL Kural 1 Uygulama

a) Bu kurallar, açık denizlerde ve açık denizlerle bağlantılı olan ve açık deniz teknelerinin seyredebileceği sularda bulunan teknelerin tümüne uygulanacaktır.

b) Bu kurallarda bulunan hiçbir hüküm, açık denizlerle bağlantılı olan ve açık deniz teknelerinin seyrettiği demir yerleri, limanlar, göller, iç su yolları için yetkili makamlarca yapılan özel kuralların çalışması ile çelişki halinde bulunmayacaktır. Bu gibi özel kurallar, olacağı nispetinde, bu kurallara uyacaktır.

Kural 3

Genel Tanımlamalar

a) Tekne sözcüğü Su üstünde kalkarak seyreden ve deniz uçakları dahil su üzerinde taşıma ara kolu olan veya kullanılmaya elverişli her tür deniz aracını içine alır.

b) Kuvvetle yürütülen tekne: Makine ile yürütülen herhangi bir tekne anlamına gelecektir. c) Yelkenli tekne: Var olsa bile yürütülen makinesinin kullanılmaması şartıyla yelken ile seyreden

bir tekne anlamına gelecektir.

d) Balıkçılık yapan tekne: Manevra yeteneğini sınırlayan, ağlar, oltalar, troller veya diğer avlanma araçları ile balık avlayan tekne anlamına gelecek fakat manevra yeteneğini kısıtlamayacak olan oltalar veya diğer avlanma araçları ile balık avlayan bir tekneyi kapsamayacaktır.

f) Kumanda altında bulunmayan tekne: Bazı istisnai şartlar sebebi ile bu kuralların gereğine uygun olarak manevra yapma yeteneği olmayan ve bu yüzden diğer teknenin yolundan çıkma yeteneği bulunmayan bir tekne anlamına gelecektir.

Yaptığı iş nedeniyle bu kuralların gereğine uygun olarak manevra yapma yeteneği sınırlanan ve bu yüzden diğer bir teknenin yolundan çıkma yeteneği olmayan bir tekne anlamına gelecektir. Manevra yeteneği sınırlı tekneler deyimi sınırlı olmamak üzere aşağıda yazılı tekneleri içerecektir.

ı) Bir seyir işareti, denizaltı kablosu veya boru hattının döşenmesi, çalışması veya toplanmasında bulunan bir tekne

ıı) Tarama, sörvey veya sualtı çalışmaları yapan bir tekne,

ııı) Seyir halinde iken ikmal yapan veya insan, kumanya veya yük aktaran bir tekne

ıv) Bir hava aracını denize indirme veya denizden alma işi ile uğraşan tekne

v) Mayın temizleme işleri yapan bir tekne

vi) Gerek yedekleyen ve gerekse yedeklenenin rotalarında ayrılma yetenekleri önemli bir şekilde kısıtlanan yedekleme işiyle uğraşan bir tekne

h) Su çekimi nedeniyle kısıtlı tekne: Mevcut su derinliğinin ve seyre elverişli genişliğin kendi çektiği su ile ilişkisi nedeniyle izlediği rotadan ayrılma yeteneği önemli bir şekilde kısıtlanan, kuvvetle yürütülen bir tekne anlamına gelecektir.

j Bir teknenin demirli olmadığı veya karaya bağlı bulunmadığı veya karaya oturmadığı anlamına gelecektir.

j) Bir teknenin boyu ve eni sözcükleri: 0 teknenin tam boyu ve en geniş eni anlamlarına gelecektir.

k) Teknelerden birinin diğeri tarafından gözle görülmesi halinde, teknelerin birbirlerini gördükleri varsayılacaktır.

1) Kısıtlı görüş deyimi: Görüşün sis, pus, kar yağışı, şiddetli yağmur fırtınası veya herhangi diğer benzeri sebeple kısıtlı oluşu anlamına gelecektir.

kısım 1- HER TÜRLÜ GÖRÜŞ KOŞULLARINDA TEKNELERİN YÖNETİMİ

Kural 5

Gözcülük

İçinde bulunulan durum ve koşullarda, durumun ve çatışma tehlikesinin tamamen değerlendirilmesini sağlamak üzere, elde mevcut tüm uygun araçların kullanılması yanı sıra her zaman tam bir görme ve işitme gözcülüğü de yapacaktır.

Kural 6

Emniyetli Hız

Çatışmayı önlemek üzere, uygun ve etkili harekete geçebilmek ve içinde bulunulan durum ve koşulların gerektirdiği bir mesafede durdurulabilmesi için, her zaman emniyetli bir hızla ilerleyecektir. Emniyetli hız saptanırken aşağıda yazılı faktörler dikkate alınacaktır.

a) Tüm tekneler tarafından

 ı) Görüş durumu,

 ıl) Balıkçı tekneleri veya diğer teknelerin bir araya toplanmış durumu dahil trafik yoğunluğu,

ııı) Teknenin durdurulma mesafesine ve içinde bulunduğu koşullarda dönme yeteneğine özel surette dikkat edilerek teknenin manevra yapabilme yeteneği,

ıv) Sahil ışıkları ve kendi ışıklarının geceleyin geriye doğru yayılması gibi arka cephe ışıklarının varlığı,

v) Rüzgar, deniz ve akıntının durumu ve seyir tehlikelerinin yakınlığı,

yı) 0 yerde var olan su derinliği ile tekne su çekiminin ilişkisi

 

 

 

Kural 7

a) Her tekne çatışma tehlikesi olup olmadığını saptamak için içinde bulunduğu durum ve koşullara uygun olarak elde mevcut araçların tümünü kullanacaktır. Herhangi bir tereddüt mevcut olduğu takdirde böyle bir tehlike varsayılacaktır.

Kural 8

a) Çatışmadan kaçınmak için yapılan her hareket, olayın koşulları elverdiğince, olumlu, zamanında ve iyi gemiciliğe uygun olacaktır.

b) Olayın koşulları elverişli olduğu takdirde çatışmadan kaçınmak üzere yapılacak her rota ve/veya hız değişimi gözle veya radarla diğer bir teknenin çabucak görebileceği kadar büyük olacak ve birbiri ardından yapılacak küçük rota ve/veya hız değişimlerinden kaçınılacaktır.

c) Eğer yeterli manevra sahası varsa, yakın düşme durumundan kaçınmak için sadece zamanında yapılmış rota değişikliği oldukça önemli ve diğer yakın düşmelere sebep olmuyorsa en etkili bir hareket olabilir.

d) Diğer bir tekne ile çatışmadan kaçınmak üzere girişilecek hareket, bu tekneyi emniyetli bir mesafeden geçme ile sonuçlanacak harekettir. Hareketin etkili olup olmadığı diğer tekne tam olarak geçilinceye veya neta oluncaya kadar dikkatle kontrol edilecektir.

e) Çatışmadan kaçınmak veya durumu değerlendirmek için biraz daha uzun zaman kazanmak üzere, bir tekne gerekiyorsa yürütücü kuvvetlerini durdurarak veya geri çalıştırarak hızını azaltacak veya ilerleyişini durduracaktır.

Kural 9

Dar Kanallar

a) Dar bir kanal veya geçit boyunca ilerleyen bir tekne geçit veya kanalın kendi sancak tarafındaki dış sınırına emin ve uygulayabildiği kadar yakın seyredecektir.

b) Boyu 20 metreden az olan bir tekne veya yelkenli bir tekne dar bir kanal veya geçitte emniyetle seyreden bir teknenin geçişine engel olmayacaktır.

c) Balıkçılıkla uğraşan bir tekne dar bir kanal veya geçitte seyreden bir teknenin geçişine engel olmayacaktır.

d) Dar bir kanal veya geçitte karşıdan karşıya geçen bir tekne, sadece böyle bir kanalın veya geçidin içinde emniyetle seyredebilecek bir teknenin geçişine engel olacaksa, bu geçişi yapmayacaktır. Karşıdan karşıya geçen teknenin niyetinden şüphe eden bir tekne kural 34 d de belirtilen ses işaretini kullanabilir.

e ) Dar bir kanal veya geçide yetişen tekne, yetişilen tekneyi geçme niyetini 34 (c)

(ı) sayılı kuralda belirtilen uygun ses işaretini vererek gösterirse ve yetişilen tekne emniyetle geçişe izin veren tedbirini alırsa ancak o zaman geçiş yapabilir. Anlaşmaya varıldığı takdirde, yetişilen tekne 34 (c)

(ii) sayılı kuralda belirtilen uygun ses işaretini vererek, emniyetli geçişe izin vermek üzere harekete geçecektir. Şüpheli durumda, yetişilen tekne 34 (d) sayılı kuralda belirtilen ses işaretini verebilir.

ii) Bu kural yetişen teknenin 13. kuralda belirtilen yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

t’) araya giren bir engel sebebiyle diğer teknelerin görülmesinin engellendiği dar bir kanal veya geçidin bir dönüm yerine veya bir alanına yaklaşan bir tekne özel tedbir ve dikkatle seyredecek, 34(e) sayılı kuralda belirtilen uygun ses işaretini verecektir.

g) Olayın koşulları elverdiği takdirde, hiç bir tekne dar bir kanalda demirlemeyecektir.

Kural 10

Trafik Ayırım Düzenlen

j) Boyu 20 metreden az olan bir tekne veya yelkenli bir tekne trafik şeridini takip eden herhangi bir kuvvetle yürütülen teknenin emniyetle geçişini engellemeyecektir.

GÖREN TEKNELERİN DAVRANIŞLARI

Kural 11

Uygulama

Bu kısımda mevcut kurallar birbirini gören tekneler için uygulanır.

Kural 13

Yetişme

a) Bir tekneye yetişen diğer herhangi bir tekne bu kuralların Bölüm B, Kısım 1 ve Kısım İİ deki mevcut hükümlerine bakılmaksızın yetişilen teknenin yolundan çıkacaktır.

Kural 14

Pruva Pruvaya Geliş Durumu

a) Kuvvetle yürütülen iki teknenin, çatışma tehlikesi söz konusu edilecek surette, birbirlerine karşı veya karşıya yakın birer rota ile yaklaşmaları halinde, bu teknelerden her biri diğerinin iskelesinden geçmek üzere, rotasını sancağa değiştirecektir.

Kural 15

Aykırı Geçiş

Kuvvetle yürütülen iki teknenin çatışma tehlikesi doğuracak şekilde birbirlerini aykırı olarak geçmeleri halinde, diğer tekneyi sancak tarafından gören tekne, onun yolundan çıkacak, koşullar elverdiği takdirde diğerinin pruvasından geçmekten kaçınacaktır.

 

Kural 18

Tekneler arasındaki sorumluluklar

9,10 ve 13 sayılı kuralların aykırı hükümleri hariç;

a) Seyir halinde kuvvetle yürütülen bir tekne;

ı) Kumanda altında bulunmayan,

 ıı) Manevra yapma yeteneği kısıtlı olan,

ııı) Balıkçılıkla uğraşan,

 ıv) Yelkenli bir teknenin yolundan çıkacaktır.

Kural 22

Fenerlerin görünebilmesi

Bu kurallarda belirtilen fenerler en az aşağıda yazılı mesafelerde görünebilmeleri için bu kuralların 1. ekin 8. kısmında belirlenen şiddette olacaktır.

c) Boyu 12 metreden az olan tekneler:

- 2 milden görünür silyon feneri;

- 1 milden görünür borda feneri;

- 2 milden görünür pupa feneri;

- 2 milden görünür yedekleme feneri;

- 2 milden ve her yönden görünür beyaz, kırmızı, yeşil veya sarı fener.

d) Kolay görülemeyen, kısmen batık tekneler ya da cisimler yedeklendiğinde;

- 3 milden her yönden görünür beyaz bir fener.

Kural 23

Seyir halinde bulunan ve kuvvetle yürütülen tekneler

a) Kuvvetle yürütülen bir tekne seyir halinde olduğu zaman

ı) Baş tarafta bir silyon feneri

ıl) Boyu 50 metreden kısa olan bir teknenin gösterme yükümlülüğü bulunmaması hali hariç, kıç tarafa doğru ve baş taraftakinin yukarısında ikinci bir silyon feneri;

ııı) Borda fenerleri;

ıv) Bir pupa feneri gösterecektir.

c)

i) Boyu 12 metreden küçük olan kuvvetle yürütülen bir tekne bu kuralın (a) paragrafında belirtilen fenerler yerine her yönden görünür bir beyaz fener ve borda fenerleri gösterebilir.

ii) Azami hızı 7 deniz milini geçmeyen, boyu 7 metreden küçük kuvvetle yürütülen bir tekne bu kuralın (a) paragrafında belirtilen fenerlerin yerine her yönden görünür beyaz bir fener ve uygulanabildiği takdirde aynı zamanda borda fenerlerini de gösterebilir.

iii) Boyu 12 metreden küçük olan ve kuvvetle yürütülen bir teknede silyon fenerinin ya da her yönden görünür beyaz bir fenerin gösterilmesi, bu hat üzerinde fener donatılmasının pratik bulunmaması dolayısıyla sağlanamadığı takdirde bu fenerler baş-kıç merkez hattı dışında gösterilebilir. Ancak, bu takdirde borda fenerleri kombine olarak bir fener halinde ve baş-kıç merkez hattı üzerinde, ya da silyon, yahut her yönden görünür beyaz fenerle mümkün Olduğu kadar aynı başkıç hattında gösterilecektir.

Kural 27

Kumanda altında bulunmayan veya manevra yeteneği kısıtlı olan tekneler

e) Dalgıç işleri ile uğraşan bir tekne bu kuralın (b) paragrafında belirtilen fenerleri ve şekilleri göstermesi pratik olmadığı hallerde aşağıdakiler gösterilecektir.

Kuvvetle yürütülen iki teknenin çatışma tehlikesi doğuracak şekilde birbirlerini aykırı olarak geçmeleri halinde, diğer tekneyi sancak tarafından gören tekne, onun yolundan çıkacak, koşullar elverdiği takdirde diğerinin pruvasından geçmekten kaçınacaktır.

 

Kural 18

Tekneler arasındaki sorumluluklar

9,10 ve 13 sayılı kuralların aykırı hükümleri hariç;

a) Seyir halinde kuvvetle yürütülen bir tekne;

ı) Kumanda altında bulunmayan,

ıı) Manevra yapma yeteneği kısıtlı olan,

 ııı) Balıkçılıkla uğraşan,

 ıv) Yelkenli bir teknenin yolundan çıkacaktır.

Kural 22

Fenerlerin görünebilmesi

Bu kurallarda belirtilen fenerler en az aşağıda yazılı mesafelerde görünebilmeleri için bu kuralların 1. ekin 8. kısmında belirlenen şiddette olacaktır.

c) Boyu 12 metreden az olan tekneler:

- 2 milden görünür silyon feneri;

- 1 milden görünür borda feneri;

- 2 milden görünür pupa feneri;

- 2 milden görünür yedekleme feneri;

- 2 milden ve her yönden görünür beyaz, kırmızı, yeşil veya sarı fener.

d) Kolay görülemeyen, kısmen batık tekneler ya da cisimler yedeklendiğinde;

- 3 milden her yönden görünür beyaz bir fener.

Kural 23

Seyir halinde bulunan ve kuvvetle yürütülen tekneler

a) Kuvvetle yürütülen bir tekne seyir halinde olduğu zaman

ı) Baş tarafta bir silyon fen eri

ıl) Boyu 50 metreden kısa olan bir teknenin gösterme yükümlülüğü bulunmaması hali hariç, kıç tarafa doğru ve baş taraftakinin yukarısında ikinci bir silyon feneri;

ııı) Borda fenerleri;

ıv) Bir pupa feneri gösterecektir.

c) ı) Boyu 12 metreden küçük olan kuvvetle yürütülen bir tekne bu kuralın (a) paragrafında belirtilen fenerler yerine her yönden görünür bir beyaz fener ve borda fenerleri gösterebilir.

ıl) Azami hızı 7 deniz milini geçmeyen, boyu 7 metreden küçük kuvvetle yürütülen bir tekne bu kuralın (a) paragrafında belirtilen fenerlerin yerine her yönden görünür beyaz bir fener ve uygulanabildiği takdirde aynı zamanda borda fenerlerini de gösterebilir.

ili) Boyu 12 metreden küçük olan ve kuvvetle yürütülen bir teknede silyon fenerinin ya da her yönden görünür beyaz bir fenerin gösterilmesi, bu hat üzerinde fener donatılmasının pratik bulunmaması dolayısıyla sağlanamadığı takdirde bu fenerler baş-kıç merkez hattı dışında gösterilebilir. Ancak, bu takdirde borda fenerleri kombine olarak bir fener halinde ve baş-kıç merkez hattı üzerinde, ya da silyon, yahut her yönden görünür beyaz fenerle mümkün Olduğu kadar aynı başkıç hattında gösterilecektir.

Kural 27

Kumanda altında bulunmayan veya manevra yeteneği kısıtlı olan tekneler

e) Dalgıç işleri ile uğraşan bir tekne bu kuralın (b) paragrafında belirtilen fenerleri ve şekilleri göstermesi pratik olmadığı hallerde aşağıdakiler gösterilecektir.

 

ŞAMANDIRALAR

Şamandıralar genellikle ticari gemiler için çok önemlidir. Haritalar üzerinde gösterilen şamandıralar dalıcılar için dalınacak yerin tespitinde önemli olabilir. Şamandıralar tehlikenin nerede olduğunu, suyun sığlık kesimini, güvenle geçilebilecek su yollarının göstermeye yarayan su üzerinde yüzen, halatla dibe bağlanmış uyarı işaretleridir. Şamandıralar küre, sütun, silindirik ve konik tipte değişik amaçlar için üretilir. Şamandıralar üzerinde değişik frekanslarda ışık sinyali ve ses sinyali veren sistemler olabilir, bunlara çakar denir. Özellikle görüşün kısıtlı olduğu ortamlarda ses yolu ile geçen tekneler uyarılır.

HALAT KULLANIMI VE DÜĞÜMLER

Her deniz taşıtında mutlaka değişik çap ve uzunlukta halat bulunmaktadır.Tekne durduğunda bir yere bağlamak, çıpa atılmak istediğinde çıpayı bağlamak, suya düşen bir kimseyi çekmek, arıza yapan diğer bir tekneyi yedeğe almak için mutlaka halata ihtiyaç vardır. Halatların yapılan materyal ve kalınlığına bağlı olarak yüke dayanıklılığı değişir.Teknede olabildiğince değişik kalınlıklarda halat olması çeşitli kullanım amaçları göz önüne alındığında yararlıdır. Çıpa atıldığında hava ve akıntı koşullarının etkisiyle suyun derinliğinin birkaç katı halata gereksinim olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Çeşitli halatları birbirlerine bağlamak için düğümler kullanılır.

5 TİPLERİ VE DALIŞA UYGUNLUKLARI

Botlar şişme, sert tabanlı şişme ve fiberglas olmak üzere üçe ayrılırlar. Şişirme botların avantajı yüzerliliklerinin çok olması,dolayısıyla emniyetli olması, kolay taşınabilir olması, römorka kolay yüklenebilmesi ve bir yerden bir başka yere kolay çekilebilmesidir. Dezavantajları ise iç hacimlerinin az olması, yağmur ve deniz suyuna açık olması ve konforlu olmamasıdır. Sert tabanlı şişme botların avantajı iç hacimlerinin daha geniş olması, daha hızlı ve konforlu bir ulaşım sağlamasıdır. Dezavantajları ise ağır olduğu için taşıma sırasında daha büyük römork gerektirmesi, denize iniş ve çıkışta kızağa ihtiyaç duyulması ve daha pahalı olmasıdır.

Fiberglas botların avantajı oturulacak yerlerin bulunması, fiyatının ucuz olması ve bakımının kolay olmasıdır. Dezavantajları ise ağır olması, devrildiğinde kolay düzeltilememesidir.

7. DIŞTAN TAKMA MOTORLAR VE KULLANIMLARI

Her bot için uygun bir dıştan takma motor gereklidir. Motor bota göre düşük güçlü olursa istenilen hızda götürmez, fazla güçlü olursa da tehlikelidir. Bu konuda botu üreten firmanın belirlemiş olduğu motor standartlarına uyulması gereklidir. Genellikle şişme botlarda motor en az 20 beygir en fazla da 50 beygir olmaktadır. Botun gövde yapısı bu seçim için önemlidir.

Dıştan takma motorlar genellikle 2 silindirli olup (daha büyükleri 3-4 silindirli) 2 zamanlı su soğutmalıdır.

Motorlar güvenlik için vites boşta olmadığında çalıştırılamayacak şekilde üretilmiştir. Motorun üstünde bulunana kapak motoru su serpintilerinden koruyacak şekilde üretilmiştir.

Büyük motorlar akü ve marş motoruna sahiptir, bu tarzdaki motorların uzaktan kumandalı dümen, gaz kolu ve vites kolu bulunur.

Dıştan takma motorların bir çoğunda motoru ani durdurabilecek bir anahtar bulunur. Bu anahtar bir ip kullanılarak botu idare edenin bileğine takılır, böylece kaza ile denize düşmelerde motor otomatik olarak durur. Kendi güvenliğiniz için bu düzeneğin mutlaka kullanılması gerekir.

 EKİPMANLARI VE ÖZEL EKİPMANLAR

Çıpa - Halatı: 5-10 kg arasındaki çeşitli çıpa tipleri dip yapısına uygun olarak seçilmelidir. Çıpa halatı olarak 50 m uzunluğunda 1 burgata ölçüsünde ( 1 burgata 2.54 cm çevre) naylon halatlar tercih edilmelidir. Çıpa ve halat arasına konulacak kısa bir zincir esneklik sağlaması açısından faydalı olacaktır. Halat yuvarlak şekilde roda edilmelidir, böylece zincir ve çıpa her an atılmaya hazır olarak üst kısımda kalacaktır.

Kürekler: Pervaneye alternatif olarak bazı durumlarda kullanılmak üzere botta botta bulundurulmalıdır.

Şamandıra halatı: Ufak şişme bir şamandıra ile diğer halatlardan hariç en az 10 metre uzunluğunda olmalıdır.

Yedek yakıt tankı: Denize açılmadan ana depodan hariç bir adet tam dolu yedek bir depo botta bulundurulmalıdır. Ana deponun bitmesi durumunda yakıt hortumu yedek depoya takılır.

Boşaltma kabı , Hava pompası: Botlarda lavra deliği bulunur . Bu delikler motor hareket ettiğinde suyu boşaltır. Ayrıca yedek olarak bir boşaltma kabı gereklidir. Ayrıca patlaklara karşı bir şişirme pompası bulunmalıdır.

Güvenlik malzemesi: Buji, buji anahtarı, buji kablosu, anahtar takımı, kurbağacık, tornavidalar, pense, ayarlı pense, bakır tel, izole bant, paçavra, nem yok edici sprey (WD4O), su geçirmez yapışkanlı bant, çatal pim, ateşleme kaytanı(ipi), pervane somunu vb. botta mutlaka bulunmalıdır.

TEKNE KULLANIM TEKNİĞİ YANAŞMA, DEMİRLEME, YÜKLEME, YAVAŞ VE HIZLI SEYİR, ACİL DURUM

İskeleye yanaşma! Şamandıra toplama / Dalıcı toplama: Bota büyük etkide bulunan rüzgar ve akıntılarda yanaşma zorlaşabilir. Hızı olabildiğince düşürüp bu etkiden kurtulmak için geri yanaşma tercih edilmelidir. Cisimlere direkt baştan yanaşılmamalıdır. Bir iskeleye, ir başka bota yanaşıldığında motor stop edilmelidir. Dalıcıların sudan toplanması sırasında akıntı varsa bot etkilenecektir. Rüzgara botun başı çevrilir, dalıcılar bota yaklaştığında vites boşa alınmalıdır.

Dalıcılar bottan suya atladıklarında , yüzüp uzaklaşıncaya kadar motor boşta çalışmalıdır. Dalıcılar akıntıya atladıklarında bot biraz onların açılmasını bekledikten sonra hareket etmelidir.

Kumsala çıkınca: Yavaşça yaklaşılmalı, motoru kilitten kurtarmalı, diğer tekne ve yüzücülere dikkat edilmelidir. Sığ sularda motoru durdurulur, yukarı kaldırılır, böylece pervanenin dibe çarpması önlenmiş olur. Baş taraftan birisi atlayıp botu dalgalara karşı tutmalıdır.

Demirleme: Dalgalı sularda demirleme yapılırken halat olabildiğince uzun tutulur. Diğer teknelerin açığına uygun bir yere demir atılır, bot durana kadar baş taraf rüzgara ve akıntıya

çevrilir. Çıpayı atıp dibe Oturduğu hissedildikten sonra bir miktar halat boş verilir ve sonra bağlanır. Bu sırada sahilden bir nokta kerteriz alınır. Eğer demir tarıyorsa halat bir miktar daha boş verilir. Çıpayı toplamak için önce halat çekilir, gerekiyorsa bir az yol verilir, böylece boşalan halat daha rahat toplanır. Eğer çıpa dibe yapışmışsa motor gücü ile dipten kurtarılmaya çalışılır. Kurtulduğunda çıpa bota alınana kadar vites boşa alınır. Eğer kurtarılamazsa bir şamandıra ile dalıcıların çıkartması için markalanır.

Botu düşük hızda kullanma: ilk hareket düşük hızda yapılmalıdır. Kullanılan motorun nasıl çalıştırılıp, stop edildiği, şanzımanın nasıl çalıştığı, dümene ve gaz koluna nasıl kumanda edildiği etraflıca öğrenilmelidir. Gaz kolunu açarak hız arttırılır, gaz kolunu kapayarak hız düşürülür. Tutulan gaz kolu aynı zamanda dümen görevi yapmaktadır. Bu tür botlarda kolu sola çevirmek tekneyi sağa, kolu sağa çevirmek ise tekneyi sola döndürür. Uzaktan kumandalı dümen varsa , bot dümen yönünde dönecektir, geriye gidişlerde yukarıda belirtilenlerin tersi geçerlidir. Motor boşta yüksek devirde çalışırken asla ileri veya geri vitese takılmamalıdır. Bu durum bottaki kişilerin düşmesine sebep olur. Deniz taşıtlarının frenleri olmadığı , dolayısıyla zamanında yavaşlamak gerektiği akıldan çıkarılmamalıdır.

Botu yüksek hızda kullanma: Tamamen yüklenmedikçe tüm botlar belli düzlemde kayacaktır.

Gaz kolundan hız arttırıldığında, botun baş kısmı kalkacak, düzleme yükselecek, daha sonra baş taraf düşerek kaymaya başlayacaktır. Gaz biraz azaltılarak belli bir hız korunabilir. Gaz kesildiğinde baş biraz suya gömülüp kıç tarafta bir dalga oluşacaktır. Yüksek hızda gidilirken dönüşleri geniş yapmak gerekir. Beklenmedik hızlı dönüşler kişilerin bottan denize düşmelerine sebep olabilir.Gaz kolu ve dümen sıkı tutulmalı, böylece yüksek hızın problem yaratması engellenmelidir.

Dalgalı suda: Herkes sıkı oturmalı, denge iyi muhafaza edilmeli, kişiler ıslansa dahi yerlerinden kalkmamalıdır. Hız dalgalara uygun olmalıdır. Dalganın üzerine çıkıldığında hız verilmeli, inildiğinde hız azaltılmalıdır. Gerekiyorsa dalganın doğrultusuna göre zikzak çizilerek gidilmelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3T2  NAVİGASYON

   

            Navigasyon (yön bulma), çeşitli cihazlar ve yöntemler kullanarak o anda bulunulan yeri belirleme, yönü bulma ve ilerlenecek rotayı saptama tekniklerinin genel adıdır.  Karada, havada, su üstünde ve su altında yön bulmaya Navigasyon denir.

 

           Sualtında yapılan navigasyonun iki temel amacı vardır:

 

        1.Dalınan noktadan geri çıkmak.

        2.Tariflenmiş bir noktayı bulmak.

 

            Sualtı navigasyonu öz güven sağlayıp dalış planının daha kontrollü olmasını sağlar. Tam olarak  nerede olunduğunu bilmeden dalmak dalıştan alınan zevki azaltarak stres seviyesini arttırır. Ancak nerede olunduğu ve çıkış noktasına nasıl gidileceği biliniyorsa dalıcı rahatlar ve dalıştan daha fazla keyif alır.

 

            Sualtı navigasyonu enerjinin korunmasını sağlar. Su üstünde yüzmek su altında yüzmekten çok daha yorucudur. Özellikle uzun bir dalış sonucu böyle bir durumla karşılaşmak oldukça can sıkıcıdır. Doğru noktadan çıkarak dalış daha az yorularak tamamlanabilir.

 

            Sualtı navigasyonu dalış planının daha efektif uygulanmasını sağlar. Bir batık gibi belirli bir yere gidilecekse navigasyon sayesinde gidiş ve geri dönüş için daha az vakit harcanacak ve dalış bölgesinde daha çok zaman geçirilebilir.

 

            Sualtı navigasyonu dalış eşlerini bir arada tutar. Gidilecek ve dönülecek yönleri önceden planlamış olan dalış eşlerinin birbirlerini kaybetme olasılığını azaltır, kaybolunduğunda nerede aranacağı bilindiğinden daha kolay eşler birbirlerini bulur.

 

            Sualtı navigasyonu daha az hava harcanmasını sağlar. Rahatlama nedeni ile daha düzenli nefes alınır ve doğru yolu bulmak için zaman harcanmaması ve en kısa yoldan gidilmesi nedeniyle dalıcılar daha az hava tüketirler.

 

            Bu amaçlara ulaşmak için su altında iki temel teknik kullanılmaktadır.

 

        1.Tabii Navigasyon

        2.Pusulalı Navigasyon

 

Tabii navigasyon tek başına uygulanabildiği halde pusulalı navigasyon tek başına uygulanamaz.

 

TABİİ NAVİGASYON

 

Navigasyon güzergahları:

 

  1. Sualtı güzergah uygulamaları

a.  Düz gidiş geliş   

 

Düz bir doğrultuda gidip gelinerek uygulanır. Uzun bir resifin bir kenarından gidip gelmek gibi. İlk seferinde kısıtlı bir yöntemmiş gibi görünse de pek çok dalış yerine kolaylıkla uygulanabilir.

 

b. Dikdörtgen  

 

 

  Daha geniş bir alan gezilmek istendiğinde dikdörtgen güzergahlar oldukça faydalıdır. Uygulanması kolaydır. Ayrıca 90 derece dönüşler daha karmaşık rota uygulamalarında da kullanılabilir. 90 derecelik dönüşleri omuz başından dik dönüşler yaparak pusula kullanılmadan yapmak mümkündür.   

  

           c. Üçgen

 

            Dikdörtgen güzergahların uygun olmadığı durumlarda kullanılabilir. Ancak pusula olmadan uygulanması çok güçtür. Bu nedenle tabii navigasyon sırasında pek kullanılan bir güzergah değildir.

 

            Dalış güzergahlarını kullanmak navigasyonu daha efektif ve kolay yapılmasını sağlar. Eğer güzergah dışına çıkılması gerekiyorsa ayrılan yer iyice incelenmeli ve tekrar bu noktaya dönerek güzergaha devam edilmelidir. Akıntılı yerlerde güzergahları uygulamak zordur. Rotadan sapmalara neden olur. Paletlerin farklı güçte vurulması da güzergahın dışına çıkılmasına sebep olabilir. Böyle durumlarda ideal çözüm nişan almaktır. Rota üzerinde bir nokta seçilerek o noktaya kadar düz bir hat üzerinde gidilebilir. Burada güzergah üzerinde başka bir noktaya nişan alınarak gidilir.

 

  

 

 

            Ayrıca güzergah üzerindeki engeller rotadan çıkılmasına zorlayabilir. Böyle bir durumda bu engelin etrafında

 

 

    

 

            90 derecelik dönüşler yapılarak aşılabilir.

 

            Navigasyonda gidilen yön dışında, kat edilen mesafeyi ölçmekte önemlidir. Bunun için mesafe ölçme teknikleri kullanılmaktadır.

  1. Mesafe ölçme teknikleri
    1. Zaman taksimi: Akıntı olmaması ve sabit hızla gidilmek koşulu ile güzergahın belirli kollarını belirlenmiş zaman dilimleri içinde gitme esasına dayanır. Belirli bir süre bir yöne gidildikten sonra aynı sürede geri dönülmesi gibi.
    2. Hava taksimi : Bu yöntemde 50 bar hava rezerv olarak saklandıktan sonra geri kalan havanın gidilecek güzergaha göre paylaştırılması ve o basınca ulaşıldığında yön değiştirme prensibine dayanır. Burada dikkat edilecek husus dalış sırasınca aynı derinlikte kalınmasının veya derinlik farkının hesaba katılması gerekliliğidir.
    3. Palet çevrimi : Sabit hızda ve akıntısız suda belirli bir mesafeyi kat etmek için gereken palet vuruş sayısı hesaplanarak gidilecek mesafe ölçülebilir. Bir palet çevrimi bir ayağın bir vuruşu ile alınan mesafedir. Böylece aynı ayağın aynı pozisyonuna gelinciye kadar aldığı mesafeye bir palet çevrimi denir. Palet çevrimi sayılarak gidilen mesafe ölçülebilir. Bu yöntem ancak akıntısız sularda kullanılabilir. 

 

 

             d.   Kol boy yöntemi : Kısa mesafelerde, hassas mesafe ölçülmesi gereken yerlerde ve bulanık sularda kullanılır. Kollar açılarak ve sayılarak kaç kol mesafesi gidildiği ve mesafesi hesaplanabilir.

 

 

 

Tabii navigasyonda ayrıca tabii referanslar da kullanılmaktadır.

 

  1. Tabii referanslar
    1. Güneş ve ay ışığı: Güneş veya ay ışığının geliş yönüne bakılarak gidilen yön tahmin edilebilir.
    2. Tabii ve suni oluşumlar: Büyük kayalar, süngerler, batıklar vs. incelenerek nerede olunduğu bilinebilir.
    3. Dip profili: Derinliğin değişimi kıyıya yaklaşıldığını veya uzaklaşıldığını gösterebilir. Su sığlaşıyorsa kıyıya yaklaşılıyor olabilir. Tek başına kullanılması yeterli değildir.
    4. Kum profili: Denizde kumlara kesit olarak bakıldığında dalgalanmalar görülür. Bu dalgalanmalar kıyıya paraleldir. Kısa kenar kıyıya yakın olan kısmı gösterir.
    5. Bazı bitki ve hayvan türleri: Midyeler belenebilmek için ağızlarını açık denize  doğru açarlar, Tüp yelpazeleri de açık denize doğrudur. Bazı yosunlar ve erişteler kıyıya paralel yetişirler. Ahtapot yuvalarının ağzı da açık denize doğrudur. Yön belirlemede kullanılabilirler.
    6. Dalga şiddeti: Dalgalar kıyıya diktir ve kıyıya yaklaştıkça şiddeti artmaktadır.
    7. Kıyı sesleri: Sesin yönü tayin edilemez ancak liman, kıyıdaki şantiye vs. sesler kıyıya yaklaştıkça şiddeti artar.

 

            Yukarıdaki yöntemler tek başlarına uygulanmaz, hepsini birlikte değerlendirmek gerekir. Dalış sırasında navigasyondan tek bir kişinin sorumlu olması gerekir.

  1. Tariflenmiş – Belirlenmiş bir Noktayı Bulmak – Kerteriz Alma Yöntemi

 

            Kerteriz – su üstü noktasıdır. Bir noktayı tespit etmek için 2 doğruya ihtiyaç vardır. 2 doğru için ise 4 ayrı nokta gerekmektedir.

 

            Kerteriz noktaları uzaktan görülebilecek, önü kapanmayacak, hareketsiz, çevredeki diğer şekillerden ayırt edilebilecek sabit noktalar olmalıdır. Aynı doğrultudaki kerterizlerden arkada olanı öndekilerden daha yüksekte olmalıdır. Örneğin; deniz feneri, Cami minaresi, binalar, yüksek gerilim direkleri vs...

 

            Oluşturulan kerteriz doğrularının kesiştikleri noktanın açısı  en az 60° olmalıdır. Hata payını ortadan kaldırmak için bir başka nokta daha  bulunmalı ve onunda açısı 60° olmalıdır. Bunlara ilaveten derinlikte mutlaka kullanılmalıdır.

 

 

PUSULALI NAVİGASYON

 

 

            Dünyanın kendisi başta olmak üzere artı ve eksi kutupları olan birçok manyetik cisim vardır. Bu kutuplar arasındaki manyetik çizgiler ortamdaki manyetik alana paralel olmaya çalışırlar. Pusula da manyetik bir cisimdir ve dünyanın manyetik alanına paralel olmaya çalışır. Bu nedenle pusulanın ibresi her zaman manyetik kuzeyi göstermeye çalışır.

 

            Gidilen doğrultunun kuzey yönü ile yaptığı açı kullanılarak yönü tayin edilebilir. Pusulanın temel kullanım prensibi budur.

            Pusula kullanılarak ve mesafe ölçümü yapılarak istenilen güzergahlar da dalış yapılabilir. Görüşün çok kötü olduğu durumlarda bile pusula ile navigasyon yapmak mümkündür.

 

            Sualtında kullanılacak pusula seçiminde şunlara dikkat edilmelidir.

 

  1. Su geçirmez olmalıdır.
  2. Mecburi olmamakla birlikte fosforlu olmalıdır
  3. Taksimat bileziği olmalıdır. (Açıların üzerinde yazılı olduğu oynar bir halkaya taksimat bileziği denir.)
  4. İndeks işareti olmalıdır. (Taksimat bilezi üzerinde yönü işaretlemekte kullanılan bir tarafta tek, diğer tarafta çift olan çıkıntılara indeks işareti denir.)
  5. Referans çizgisi olmalıdır.  (Pusulanın üzerine bakıldığında camın üzerinde ve yan tarafındaki açı penceresi üzerinde bulunan düz çizgiye referans çizgisi denir.

 

Çeşitli pusula tipleri vardır.

 

            Direk okumalı olanlarda pusula yukarıdan bakılarak açılar okunur. Kuzey yönü 0° olarak gösterilir. Endirek okumalı olanlarda açı okuması pusulanın yanında olan açı penceresinden yapılır. Kuzey yönü açı penceresinden bakıldığında 0° olarak görülür. Dijital pusulalarda gidilen yön sayısal değer olarak gösterilir.

 

            Pusulayı tutuş şekli çok önemlidir. Pusulayı yatay yada yataya yakın tutmak gerekir. Yatay tutarken açı penceresi bize doğru bakmalıdır.

 

            Pusulaya bakarken önemli olan gidiş istikametimizin kuzeyle yaptığı açıdır. Referans çizgisi bizim gidiş istikametimizi gösterir. Pusulaya her baktığımızda bunu garantilememiz gerekir.

 

 

 

            Pusulayı her zaman aynı şeklide tutmak gerekir. Ancak sabit tutarak gitmek  istediğimiz yöne gidebiliriz. Pusulalar genelde kolda, konsolda yada hassas navigasyon tabelalarında monte edilmiştir.

 

            Pusula eğer kolda ise, kolu dirsekten tam bükerek, konsolda ise iki kolu dik bir şekilde önümüzde tutarak yada navigasyon tabelasında ise, tabelayı dik tutarak pusulamıza bakmamız gerekir.

 

 

 

            Güzergahlarımız ister düz gidiş-geliş olsun, ister dörtgen, isterse de üçgen güzergah olsun tüm dış açıların toplamı  360° olmalıdır.

 

 

            İndeks işareti gidilecek yönü işaretlemek için kullanılır. Gidilecek yöne doğru dönüldükten sonra taksimat bileziği döndürülerek indeks işareti kuzey yönünü gösteren iğne ile üst üste getirilir. Böylece o doğrultuda gidilirken açı okumak yerine iğne ile indeks işaretinin çakıştırılması sağlanarak ilerlenebilir. Yön değiştirildiğinde tekrar indeks işareti iğne ile çakıştırılıp o doğrultuda gidilir.

 

 

 

            Eğer açısı bilinen bir yöne gidilecekse, kuzeye doğru dönülür, taksimat bileziği çevrilerek kuzey yönü ile gidilecek açı aynı hizaya getirilir. Daha sonra indeks işareti ile iğne çakıştırılarak belirlenmiş yöne doğru gidilebilir.

 

            Düz gidişlerde açı penceresinden gidilecek olan açı sürekli sabit tutularak pusula kullanılabilir. Belirlenmiş bir rotaya dönülmesi gereken yerlerde açı penceresinden istenilen açı okununcaya kadar dönülür.

 

            Belirli bir derece dönülecek ise dönüş yapılacak açının dış açısı kadar dönüş yönüne doğru bulunduğumuz açıya eklenir veya çıkartılır. Örneğin 60 derecelik bir dönüş yapılacak ise; dış açısı olan 120 derecelik (=180-60) dönüşler yapılır.

 

 

  

 

            Pusula kullanımında pusulanın sabit ve yatay tutulması önemlidir. Mutlaka referans çizgisi ile gidilen yön aynı doğrultuyu göstermelidir. Eğer mümkün ise pusulayı doğal navigasyon ile birilikte kullanmalı ve derinliği de kontrol altında tutmayı unutmamalıdır. Dalışlarda navigasyondan bir kişinin sorumlu olması gerekmektedir. Zeminde bulunabilecek manyetik cisimlerin, büyük sac gemilerin veya çok yakında bulunan diğer metal cisimlerin pusulanın yönünü değiştirebileceğini göz önüne almayı unutmamak gerekir.

 

            Pusulayı sualtında kullanamadan önce mutlaka karada pratik yapılmalı yeterince tecrübe kazanıldıktan sonra sualtında uygulamaya geçilmelidir.

 

            Su üstünde kerteriz alınması gerektiğinde pusuladan yararlanılabilir. Uzakta görünen iki referans noktası arasındaki açıyı ölçerek bulunduğumuz yer tespit edebiliriz. Her iki cismin kaç derecede göründüğünü okuyup not almak yeterlidir. Daha sonra bu noktanın tekrar bulunması için referanslardan birinin açısı doğrultusunda ilerlerken diğer referansın ölçülen açıya gelmesini sağlamak yeterlidir. Açıları okurken dikkat edilmesi gereken husus iki referans noktası arasındaki açının 60 ila 120 derece arasında olmasıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3T3  SUALTI ARAMA KURTARMA

 

            Dalış planlaması ; su altında kaç metreye kaç dakika dalınacağını önceden planlamak gerekir. Dalış yerine gidiş, sağa yada sola doğru dalış yönlerinin kararlaştırılması ve planlaması için brifing yapılır.

 

            Su altında eşlerin ayrılması   kaybolması halinde  * dalıcılar yukarı çıkar,  ** dalıcı ve üstünün arama prosedürleri vardır.

 

            Su altında Eşlerin Ayrılma ve Kaybolma Nedenleri;

 

1.     Farklı amaçlarla dalış; bir kişi fotoğraf çekmek isterken diğeri etrafı gezmek ister.

 

2.     Dalış planlaması yapılmadan dalınırsa, uygun planlama yapılmazsa yada plana uyulmazsa.

 

3.     Farklı ekipman ve fiziksel farklılıklar.

 

4.     Benzer ekipmanlar da ayrılmaya sebep olabilir.

 

5.     Bulanık su – su altında kısıtlı görüş olunca.

 

6.     Anlaşarak ayrılıp, sonra tekrar buluşamamak.

 

            Ayrıldıktan sonra ARAMA PROSÜDÜRÜ

 

1.     Su altında kaybolma anlaşılınca 45° yukarı bakıp, etrafında 360° dönülür. BC’ nin inflaterı takılmış, kemeri düşmüş ve yukarı fırlıyor olabilir.

 

2.     Yukarı fırlayan yoksa, bulunduğu yerde yine 360° dönülerek etrafa bakılarak toz bulutu, kabarcık yada karaltı aranır.

 

3.     Bir şey bulunamadıysa, etrafta referans alınıp, bölge tanındıktan sonra, kaybolma gerçekleşmeden önce body nin olası gidiş rotasını 15-20 sn kadar yüzüp, kaybolmanın fark edildiği ilk noktaya geri dönülür.

 

4.     Bulunulan noktadan 5 – 10 m. yükselerek 360° lik geniş bir daire çizilerek tekrar toz bulutu ve kabarcık aranır. Yükselindiği için görüş mesafesi artar ve kabarcıklar yükselirken büyüdüğü için daha rahat görülür.

 

5.     Eğer hala dalış arkadaşına rastlanılamadıysa bıçağın sert kısmıyla, sırttaki tüpe 3 yada 4 kere vurarak ( yada düdük sesi ile ) “ ben yukarı çıkıyorum” mesajı verip, çıkışa geçilir.

 

6.     Her şey denenip su yüzeyine çıktıktan sonra BC şişirilir, su üstünde de kabarcık arınır ve seslenilir.

 

            Body de en az ** dalıcı olduğunda o da aynı prosedürü uygulayacak ve su üstünde karşılaşılacaktır. Eğer yine karşılaşılmazsa derhal dalış liderine haber verilir.

 

            *** Yüzeye çıkıldığında, kaybolmanın anlaşıldığı andan, arama işleminin bitmesi toplam 1 dakikayı geçmemelidir.

 

            Tüm bu arama işlemlerinden ve dalış liderine de haber verildikten sonra gerçek RESCUE çalışması başlar. Tüm dalışlar bitirilir ve yeni dalış olmaz.

 

 

            RESCUE – ARAMA – ÇIKARMA – KURTARMA

 

            Arama yapılırken 3 önemli kriter vardır;

 

1.     Aranılan alanın sınırlarının belirgin olması.

2.     Arama – tarama metodunun seçilmiş, belirlenmiş olması.

3.     Belirli bir başlangıç noktası olması gerekir.

 

            Arama alanının sınırlarını belirlerken, kaybolmanın olduğu yere ait maksimum bilgiler toplanır. Dip yapısı, Meyil, akıntı olup olmadığı.... gibi. Varsa akıntı da hesaplanarak ve belirli bir enin kat sayısı ile çarpılarak taranacak bölgenin sınırları belirlenir. Bu belirleme markalama yöntemi ile yapılır. Markalama için su üstü ve su altı şamandıraları kullanılır.

 

            Acil durumlarda yanımızda fazla şamandıra olmayabilir. Böyle durumlarda bol bol ip vardır. Bu ipleri kullanarak şamandıraları kendimiz üretebiliriz. Örneğin; pet su şişelerine ip bağlayıp, ipi şişenin etrafına dolarız, ucuna da  bir ağırlık bağlarız, böylece suya atılınca ip kendini açar. Taranacak bölge olabildiğince çok şamandıra ile markalanmalıdır.

 

 

 

 

 

            Arama yapılacak bölge meyilli olabilir, bu yüzden derinlik + 2 m. gibi fazla yer sapması yapmayacak şekilde ip sarkması olmalıdır.

            Dipte yüzüş mesafesinde, küçük dip şamandıraları kullanılmalıdır.

 

            Dalıcılardan birinin kemerine de bir şamandıra bağlanmalıdır, böylece teknede aşağıdaki dalıcıyı takip eden şahıslar krokiyi işaretleyebilirler. Bu sayede olabilecek hatalar, sapmalar, atlanmış bölgeler kontrol edilmiş olunur. Dipteki şamandıralar da dalıcıların düz gitmelerini sağlar.

 

            Dip taramalarında en yaygın kullanılan yöntem U Pattern yöntemidir.

 

            U Pattern Yönteminde;  4 dalıcı yan yana gelir ve düz giderek o bölgeyi tararlar. Aralarında 1 kişi sadece navigasyondan sorumludur. Diğer 3 kişi onunda alanını içerisine alacak şekilde tarama yapacaklardır. Bu alan belirlenirken, aranılan cismin ebatlarının izin verdiği kadar yukarıdan yapılır. Arama yapan dalıcıların tarama alanları tam uç uca değil, kesişip kör nokta kalmayacak şekilde olacaktır.

 

 

 

 

            Tarama yapılırken bir yandan gidilip, bir yandan da dip şamandıraları dikilir. Bir baştaki şamandıraları dikerken, diğer baştaki diğer tarafta kalan şamandıraları toplar. Bu arada navigasyon yapan dalıcının kemerine bağlı şamandıradan da yukarıda bulunan ekip takip eder.

 

 

 

Bu şekildeki arama yönteminde cismin bulunamaması mümkün değildir.En yaygın olan yöntemdir.

 

            Diğer bir yöntem ise; Belirlenen başlangıç noktasına bir şamandıra atılır ve dalıcı gittikçe genişleyen kareler çizerek etrafı tarar. Her köşede dip şamandırası konulur, köşede birleşince, diğer şamandıra alınır ve yeni yerine konulur. Böylece kör nokta kalmaması sağlanır.

 

 

 

 

 

            Başka bir yöntem ise; Bir cisim aranırken, iki dalıcıdan biri dibe oturur ve bir ip tutar. İpin diğer ucunu tutan ikinci dalıcı daireler çizerek etrafı tarar.

 

 


 

            Bol erişteli yerlerde, iple yer taranarak dibe çökmüş cisimler bulunabilir.

 

 

            Jack Stay yöntemi; Az sayıda dalıcı ile geniş bir bölge taranacaksa, iki dalıcı ipin iki ucundan tutarak, dibe sürterek tararlar. İp ile tarama yönteminde, daha geniş arama bölgesi varsa, iki kişiden fazlası da ipi tutarak aramaya katılabilir.

 

 


 

            Arama yaparken olabildiğince yukarıdan yapılmalıdır. Paletler 10° - 15° yukarı doğru hareket ettirilmelidir. Derinlik ve görüş mesafesine göre, tüpsüz arama yapmak çok daha uygundur.

 

 

            Her kaybolma olayı, kendine özel vakadır. Mevcut stillere ilave stiller de eklenebilir. Aranılan cismin, aranılan bölgenin özelliklerine göre yeni yöntemler geliştirilebilir.

 

 

            Aranılan Cismin – Ağırlığın Yukarı Çıkartılması ;

 

·        Asla kendi BC mizi kullanılarak, aşağıdan her hangi bir cisim çıkartılmaz.

·        Bulunan cisim çıkartılmaya başlamadan önce bir işaretle markalanmalıdır. Genelde sağlam bir ip ile bağlanır.

·        Bağlanan iple beraber yukarı, tekneye çıkıp aşağıdan yukarı çekilerek cisim çıkartılır.

·        Vinç ile yada paraşüt kaldırma torbası da kullanılır.

 

 

            Paraşüt balonlarının içerisine basılacak havanın miktarı da önemlidir. Paraşütün boyu buna göre seçilmelidir.

 

            30 m. de 4 atm basınç vardır. 20 kg. lik bir cismi çıkartmak için 80 litre hava basılması gerekir.

 

            *** Asla yukarı çıkartılan cismin altında durulmaz.

 

            Eğer su altından bir insan çıkartılacaksa;

 

            Böyle durumlarda 2 türlü problemle karşılaşılabilir:

 

1.     Nefes Alan – Baygın dalıcı

 

2.     Nefes Almayan Dalıcı

 

1.     Eğer nefes alıyorsa ; Şahıs omzundan dürtülerek uyarılır – Kendi BC ‘miz söndürülür – o şahsın BC’ si kullanılarak ve de nefes verdiği kontrol edilerek yavaş bir şekilde yukarı çıkartılır.

 

            *** Kurtarmalarda birinci öncelik kurtarıcının hayatıdır.

 

            Yüzeye çıkıldıktan sonra yapılacak ilk şey kazazedenin yüzerliğini sağlamaktır. Kurşun Kemer çözülerek BC ‘ nin rahatlaması sağlanır. Kurşun kemer çıkartılırken aşağıda kimsenin olmadığından emin olunmalıdır.BC ’nin rahatlaması, diyaframa daha az baskı yapması sağlar ve böylece kazazede nefes almada güçlük çekmez.

 

            *** Kurşun Kemer asla dipte atılmaz.

 

2.     Eğer nefes almıyorsa ; Nefes almayan dalıcı da aynı şekilde yukarı çıkartılır. Ciğerlere baskı yapılarak, göz temasını kaybetmeden, hava kabarcıklarını kontrol ederek, başı 45° yukarı bakacak şekilde, onun BC ‘ si kullanılarak yukarı çıkılır.

 

            Nefes almadığı için suni teneffüs yapılır.Su içerisinde suni teneffüs yapılacak ise en ideali şnorkel ile yapmaktır.

 

            Kazazedeyi Karaya alırken;

 

·        Kumluk bir bölgede taşınacaksa, diyafram bölgesinden değil, koltuk altından tutularak sürüklenir.

 

·        Kayalık bir bölgeden karaya çıkartmak gerekiyorsa, itfaiyeci yöntemi kullanılır.

 

·        Tekne üzerine çıkartmak gerekiyorsa, sedye ile yada ip kullanarak çıkartılır.

3T4  KOMPRESÖR KULLANIMI

 

Kompresörün tanımı :

            Bir motor vasıtası ile atmosfer ortamında serbest halde bulunan havayı küçük hacimli kaplarda daha sonra  kullanılmak üzere basınç altında sıkıştırarak saklanmasını sağlayan aygıta kompresör denmektedir.

            Gerek dalışta kullandığımız havayı sağlaması, gerekse ekipmanlar içerisinde ki en pahalı alet ve bir gezide belki de tek bir adet bulundurabildiğimiz göz önüne alınırsa bu aygıta gereken özeni göstermemiz kaçınılmazdır. Bu nedenle tüm parçalarının yapısını bilmek ona gereken bakımı yapabilmemizi ve doğru olarak nasıl kullanacağımızı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.

 

GENEL YAPISI

I.          Tahrik sistemleri

II.          Kompresör bloğu

III.         Filtre grubu

IV.        Doldurma grubu

V.         Otomatik yoğunlaşma tahliye valfları

VI.        Elektrik kontrol sistemleri

 

I.    Tahrik sistemleri

 

Kompresörler çalışmak için gereken hareketi bir motordan almak zorundadırlar. Bu motor tipleri:

 

·        Dizel motor

·        Elektrikli motor

·        Benzinli motor, olabilmektedir.

Dizel motorlar:

         Benzinli motorlara göre daha ucuz yakıt olan dizel yakıt (mazot) ile çalışmakta ve benzinli motorlara göre daha güçlü olmaktadırlar. Fakat bu avantajlarının yanında daha büyük ve ağırdırlar. Bu nedenle küçük kapasiteli portatif kompresörlerde  pek rağbet görmezler.  Daha ziyade römork tipli kompresörlerde kullanılmaktadırlar. Egsozt ve gürültü problemi benzinli motorlarla aynıdırlar. Dalış amaçlı kompresörlerde fazla kullanılmamaktadırlar.

 

Elektrikli motorlar:

         Elektrikli motorlar; benzinli ve dizel motorlara göre daha hafif, sessiz ve uzun süreli çalışabilmektedirler. Düşük enerji sarfiyatları ve bakımlarının hiç yok denecek kadar az,  egzost problemlerinin olmaması diğer motorlara göre üstün yanlarıdır. Ayrıca elektrik motorlu kompresörler de kaç saat çalıştırıldığı, elektrik ile çalışan saat metreler vasıtası ile dakikalar mertebesinde dahi izlenebilmektedir. Bu kompresörün periyodik bakım zamanının takibi için büyük kolaylıklar sağlar. Otomatik drenaj sistemleri bu tip motorlara sahip kompresörlerde uygulanabilme imkanı bulmaktadırlar.

 

Benzinli motorlar:

Bu tip motorlar yakıt olarak kendi depolarındaki benzini kullandıklarından portatif amaçlı uygulamalar için üretilmiş üniversal motorlardır. Bu tip  motorla donatılmış kompresör biz dalgıçların en sık karşılaştığı modeldir. Taşınabilmesi kolay, enerji için sabit bir yere bağımlı olmayan her yerde (arazi ve tekne) kullanılabilme özelliği ile revaçta motor modeli olmaktadır. İşletilmesi, yakıt ve yağ tipi imalatçı firmalara göre  farklılık arz edebildiğinden firmanın öngördüğü şartlar el kitabından öğrenilmeli  ve bunlara riayet edilmelidir.

 

İşletilmesinde dikkat edilmesi geren hususlar genel olarak aşağıdaki gibidir.

 

A)  Motor yağ seviyesinin kontrolü ve değişimi

C)   Emiş hattındaki filtrenin kontrolü ve değişimi

D)   Yakıtının nasıl tamamlanacağı ve yakıt cinsi

E)    Çalıştırma yöntemi

F)    Durdurma yöntemi

 

Benzinli veya dizel motorlar egzost gazı üretmesi nedeni ile kompresörün çalıştırılmasında rüzgar yönü dikkate alınmalıdır. Aşağıdaki  şekilde görüldüğü gibi kurmak egzost gazının kompresör tarafından emilip tüpe basılmasını engelleyecektir.

 

II.   KOMPRESÖR BLOĞU

 

Kompresörün tanımında serbest haldeki havayı sıkıştırarak depolayan aygıt ifadesini kullanmıştık. İşte bu sıkıştırma esnasında serbest halde bulunan hava molekülleri birbirlerine sürtünmekte  ve ısı açığa çıkmaktadır. Bu ısı ise kompresörlerin çalışmasındaki en önemli sorundur. Çünkü emilen havanın ısısı sıkıştırma boyunca devamlı olarak artmaktadır. Isınan hava ise  hacmini genişletmek isteyecektir. Bunun sonucunda sıkıştırma yeterli olmayan bir noktaya kadar gerçekleştirilebilir. Kompresörümüzün pistonu bir yandan havayı sıkıştırırken ısınan hava da genleşerek pistonumuzu geriye doğru itmek isteyecektir. Enerji ve verim sorunu buradan kaynaklanmaktadır. İstenmeyen bu durumu bertaraf etmek için motor

gücümüzü arttırsak bile silindirin içinde devamlı olarak artan ısı ile daha fazla güç harcamamız gerekmekte ve en sonunda artan bu ısıya mekanik parçaların ömrü yetmemekte evsaflarını yitirip aşırı genleşerek sıkışmalara ve kırılmalara yol açmaktadırlar. Bunu engellemenin, enerji/verimi arttırmanın yegane yolu ısıyı kompresörün tüm parçalarından uzaklaştırmaktır.Bunun için krank şafttan hareket alan bir pervane kullanarak sistemi soğutmak çoğu zaman yeterli olmaktadır. Bu pervane dış ortamdan çektiği havayı bloğun üstüne üfleyerek soğutmayı sağlar. Blok içerisindeki  yağ da devir daimi boyunca soğutma düzenine az da olsa bir katkıda bulunmaktadır. Soğutmayı verimli kılmak için silindirlerin etrafı  kanatlarla genişletilmiştir. Bu kanatlar arasına giren hava daha hızlı bir soğutma ortamı yaratır. Ancak bu kanatların yağ, kir ve özellikle tuzlu su ortamındaki oksidasyonla örtülüp hava temasının kesilmesine izin verilmemelidir. Bu kısımları temiz tutmak gereklidir.

Yüksek debili ve sabit kompresörlerde soğutma sistemi olarak su kullanılabilmektedir.

Silindirlerin etrafında  dolaştırılan su silindirleri soğutur. Burada ısısı yükselen su  bir radyatörde soğutulur. Bir devridaim pompası suyu sistemde devamlı sirküle etmektedir .

Kompresörlerdeki ısı problemi iki türlü çalışma yönteminin gelişmesine yol açmıştır.

İzotermal sıkıştırma yöntemi

Bu sıkıştırma yönteminde sıkıştırma esnasındaki son ısıyı ilk ısıya eşit olacak şekilde dağıtmaktır.

Pratikte uygulanması zor olan bu yöntem  pek yaygın değildir.

Adiabatik sıkıştırma yöntemi

Bu yöntemde ise hava sıkıştırılırken oluşan ısının büyük bölümü hava içerisinde tutulur.

Bu iki sistemi tek pistonlu bir sıkıştırma yöntemi ile şematik olarak ifade edersek

 

 

Diyagramdaki  (ab1) veya (ab2) eğrileri sıkıştırma vuruşunu, (cb1) veya (cb2) çizgisi ise sabit basınç çıkışını gösterir. Bu tip bir dönüşümü sağlamak için gerekli çalışma (ab1cd) veya (ab2cd) kapalı alanları ile  orantılıdır. Diyagramdan da görüldüğü gibi izotermal sıkıştırma daha az çalışmayı gösterir.

 

Adiabatik sıkıştırma yönteminde ise sıkıştırma  tek kademe yerine birkaç kademeye bölünerek kademeler arasında ısınan havayı soğutarak (hacmi düşürerek) izotermal şartlara yaklaşmamız mümkündür. Bu bölünme den kasıt sıkıştırma işlemi tek pistonda değil 3 – 4 pistonda gerçekleşmektedir. Aşağıdaki şemada 3 kademeli bir kompresörün basınç – hacim diyagramı çizilerek

incelenmektedir.

 

Sıkıştırma işlemi  mümkün olduğunca kırmızı çizgi ile gösterilen (bf) izotermal eğrisine yakın gerçekleştirilmelidir.

Emiş hattından emilen hava birinci piston ile adiabatik şartlarda (c) noktasına kadar sıkıştırılır. Sıkıştırma sonucu açığa çıkan ısı soğutucular vasıtası ile ilk sıcaklık derecesine düşecek şekilde soğutulur. İç soğutmayı gerçekleştirmek için  (cd) sabit kalmak şartıyla (d) noktası izotermal çizgi olan (df) üzerinde kalmalıdır. Bu işlemden sonra hava ikinci silindire gönderilir. Aynı işlemden geçerek nihai çıkışa verilir. Bu şemadan görüleceği üzere her bir kademede havanın basıncı arttırılırken  her bir kademe için başlangıç sıcaklık değeri korunmuştur. Sıkıştırma işlemi şemada incelendiğinde kademeler halinde izotermal eğriye yaklaşıldığı görülmektedir. Bu kademeler yerine tek bir kademe de sonuç sıkıştırma eğrisine ulaşılabilseydi (cdeg) alanı kadar işten tasarruf etmek mümkün olurdu.

 

Günümüzde pratik olarak uygulanması kolay bir yöntem olduğu için adiabatik çalışma sistemi kullanılmaktadır.

 

Kompresör tasarımı:

 

Yüksek basınçlı kompresörler, imal eden firmaya göre farklı dizaynda tasarlanmış olsalar da genelde 3 veya 4 kademeli olarak imal edilirler. Aşağıda  3 kademeli bir kompresörün şeması ayrıntılı olarak çizilmiştir.

1.    Giriş filtresi                                          11. 2. Ve 3. Kademe  yoğunlaşma tahliye vanası

2.    1. Kademe silindiri                              12. Ana filtre

3.    2. Kademe silindiri                              13. 3lü kimyasal kartuş

4.    3. Kademe silindiri                              14. Yoğunlaştırıcı tahliye vanası

5.    1. ve 2. kademeler arası soğutucu             15. Çıkış basıncı ayar sabitleyicisi

6.    2. ve 3. kademeler arası soğutucu             16. Tüp dolum hortumu

7.    3. kademe çıkışı hava soğutucu                 17. Tüp bağlantısı

8.    1. kademe güvenlik valfı                     18. Basınç göstergesi

9.    2. kademe güvenlik valfı                     19. Basınç seçim vanası (300 bar-200 bar)  

3. Kademe güvenlik valfı                         20. Çıkış basıncı güvenlik valfı

Motordan alınan hareket kasnaklar üzerinden bir V kayışı vasıtası ile krank şafta iletilmektedir. Krank şaftın görevi  dairesel hareketi pistonların ileri geri gidip gelmesini sağlayacak şekle dönüştürmektir. Havanın emilmesi ve sıkıştırılmaya başlanması birinci kademeden başlar. Birinci kademenin görevi ortamdaki havayı emerek sıkıştırmak ve ikinci kademeye göndermektir. Birinci kademedeki piston en süt seviyeden aşağıya doğru inerken bir vakum oluşturur. Oluşan bu vakumla emiş hattındaki emiş supabı açılarak silindire havanın dolması sağlanır. Piston en alt seviyeye indiğinde ise emiş işlemi tamamlanır emiş supabı kapanır. Piston yukarı doğru tekrar çıkmaya başladığında ise emiş hattındaki supab kapalı olduğu için hava emiş hattından geriye kaçamaz ve çıkış hattındaki süpabı açarak ikinci kademeye gönderir. İkinci kademe, birinci Emme Sıkıştırma kademe de sıkıştırılmış havayı  tekrar bu yöntemle sıkıştırarak üçüncü kademeye gönderir. Üçüncü kademe ise, ikinci kademede sıkıştırılmış havayı tekrar sıkıştırarak yüksek basınçlara ulaşmayı sağlar. Eğer bir dördüncü kademe varsa nihai sıkıştırma işlemi bu kademe de son bulacaktır.

Soğuk olan kompresör bloğunda verim düşük, yağlamada yetersiz olmakta (soğuk yağ akışkan değildir),  segmanlar arasından yağ buharı kaçağı da maksimum düzeyde olacağından blok çalışma ısısına gelene kadar tüp bağlamadan hava çıkışına izin vererek normal ısıya ulaşması sağlanmalıdır.

Yağlama:

Bu hareketler süresince blok içerindeki hareketli parçalar olan krank şaft, rulmanlar, piston, segman ve silindirlerdeki sürtünmelerden dolayı meydana gelecek  aşınma ve çizilme problemlerini ise yağlama düzeneği çözmektedir. Aynen benzinli motorlarda olduğu gibi buradaki yağ da bloğun verimli çalışmasındaki önemli bir etkendir. Kompresör çalıştırılmadan önce benzinli motor ve kompresör bloğunun yağ seviyesi kontrol edilmeli eksilme varsa çalıştırılmadan önce muhakkak tamamlanmalıdır. Yağ seviyesi düşükse asla çalıştırılmamalıdır. Kompresör bloğunda kullanılan yağ diğer motor yağlarından  tamamen farklıdır.

 

Her ne kadar filtre sistemleri yağ ve yağ buharını engellese de kullanılacak yağ tamamen bitkisel ürünlerden elde edilen içilebilir nitelikte sağlığa zarar vermeyen yağ olmalıdır. Bu konuda çok hassas davranılmalı asla normal motor yağı kullanılmamalıdır. İmalatçı firmanın öngördüğü yağ kullanılmalıdır.

 

Yağ tamamen değiştirilmeyip ilave yapılması durumunda da mevcut yağın aynı marka ve numaraya sahip olanından tedarik edilmeli ve bu yağ ilave edilmelidir. Yağ değişim zamanları çok iyi takip edilmeli ve zamanında değiştirilmelidir.

 

Yağlama sistemi bazı modellerde kran şaftın yağa çarparak rast gele sıçratması yoluyla olduğu gibi bir yağ pompası vasıtası ile silindirlerle piston arasına yağ segmanının hemen altına enjekte edilmesi yolu ile de olabilmektedir. Kompresörü 10 dereceden eğimli yerlerde çalıştırmak yağın bir noktada toplanmasına yol açıp gereken yağlamanın yapılamaması ile sonuçlanacağından arızalara yol  açabilir yada kompresörün ömrünü kısaltabilir. Bu konuya dikkat etmek gerekmektedir. Eğer izleme penceresinde köpükler oluşuyorsa pompa yağı tam alamıyor demektir. Yağlama yapılamamaktadır. Bu durumda kompresör kapatılmalı seviye kontrol edilmelidir. Seviye normal ise pompa arızası söz konusu olabilir. Bu durum da pompa kontrol edilmelidir. Servis gerektiren bir durumdur.

        

Yağın değişim zamanı da kompresör defterinden takip edilmelidir.

 

 

 

                                III. FİLTRE SİSTEMLERİ

 

Bütün kompresörlerde bloğu korumak için filtreler kullanılır. Bu düşük basınçlarda çalışan  sanayi  kompresörlerinde de geçerlidir. Fakat dalış tüplerini dolduracak kompresörlerde durum daha da önem kazanmaktadır. Tüpe basılan hava su altında yaşam kaynağımız olduğu için, tüpe asla su, yağ hatta yağ buharı gitmemesi gerekmektedir. Bunun için bir dizi filtre sistemi ile donatılan kompresörümüzde bulunan filtrelerin neler olduğu, bloktaki yeri, nasıl çalıştıkları ve değişen tipte yapılmışlarsa ne zaman değiştirilmeleri gerektiğini bilmek bizim için oldukça önemlidir.

Genel de 3 üç yada 4 adet olan  bu filtreler üç ana başlıkta incelenebilir.

 

A.   Emme filtreleri

B.   İç su ayırıcıları

C.   Kimyasal  (Triplex) Filtre

 

A. Emme filtreleri

Bu filtre veya filtreler adından da anlaşılacağı gibi birinci kademenin hava emiş hattında olur. Benzinli motorlardaki hava filtresi ile yapıdadırlar ve aynı vazifeyi yaparlar. Görevi ortamdaki havada bulunan fiziksel  parçacıkların tutulmasıdır. Emme hortumun ucunda ve birinci kademenin girişinde olmak üzere iki adet olabilirler. Bazı kompresörlerde sadece birinci kademe üzerinde tek bir adet de olabilir.

 

B. İç su ayırıcıları

Havanın akış yönünü bir metalle değiştirerek havanın içindeki su ve yağı ayrıştırmaya yarayan bir parçadır. Genelde birinci kademeden sonra bir adet olabileceği gibi her kademe sonuna da eklenebilir. Ayrıştırılan sıvı rengi süt beyazdır. Renk koyu kahverengi veya çizgili kahverengiye dönmesi arıza belirtisidir. Böyle bir durumda tüp dolumu durdurulmalı ve yetkiliye haber verilmelidir. 

Çalışılan sıcaklığa bağlı olarak her 15-30 dakikada bir yoğunlaşan sıvı alttaki tahliye vanası gevşetilerek boşaltılmalıdır. Vana kapatılırken hava kaçırmayacak kadar bir kuvvet uygulamak yeterlidir.

 

1)    Filtre kafası

2)    Kapak somunu

3)    Girdap plaketi

4)    Yön değiştirici

5)    Sıvı ayrıştırıcı filtre elemanı

6)    Merkez cıvatası

     Tahliye musluğu

 

 

C. Kimyasal ( Triplex ) filtre

 

Kompresördeki nihai filtredir. Üçüncü kademeden sonra, tüp bağlantı grubundan önce yer almaktadır. Tüpe gönderilecek havadan fiziksel parçalar ile, su ve yağ buharının tamamını tutacak nitelikte yapılmışlardır. Filtre kartuşunun kaç işletim saati sonunda değiştirileceği kompresör el kitabından öğrenilmeli ve zamanında değiştirilmelidir.  Havayı üç maddeden geçirerek temizlediği için  triplex filtre de denmektedir. Her maddenin arasında birde ayırıcı keçeler bulunmaktadır. 

 

A    Silika jel veya aktif alümina’dan geçerken nemi alınır.

B    İkinci olarak Aktif karbon tarafından yağ buharı ve kokusu engellenir. 

C  Üçüncü olarak Moleküler Sieve (aktif zeolit) de son arıtma işlemi yapılarak hava solunabilecek hale gelmiş olur.

 

IV Doldurma Grubu:

 

Nihai filtreden sonra gelen ve tüp bağlantısını yapmaya yarayan gruptur

Bu grup kompresör tasarımında gösterilen şemadaki şu parçalardan oluşur

 

16. Tüp dolum hortumu

         17. Tüp bağlantısı

         18. Basınç göstergesi

         19. Basınç seçim vanası (300 bar-200 bar) Bu parça opsiyoneldir.

         20. Çıkış basıncı güvenlik valfı

 

Kompresör ilk çalıştırılmasında tahliye vanaları açık tutularak sistemdeki havanın atılması sağlanmalıdır. Daha sonra tüm vanalar kapatılarak kompresör maksimum basıncına ulaşması sağlanır. En son tüpün vanası açılarak dolum işlemi başlatılır.

 

Dolum süresince tüpteki havanın ısısı artacağından tüp su dolu bir kap içerisinde tutulmalıdır.

        

         İstenen basınca ulaşıldığında önce tüpün vanası kapatılır. Tüpü gruptan ayırabilmek için ikinci olarak tüp bağlantısı üzerindeki vana açılarak hava tahliye edilir ve sonra tüp bağlantısı açılarak tüp çıkartılır.

 

         Dolumdan sonra kompresör kapatılacaksa tüm tahliye valfları açılarak 1-2 dakika boşta

çalıştırılır ve motor stop edilir. Motor durdurulduktan sonra kompresör üzerindeki basıncın sıfırlanması için tüm vanalar açılmalıdır.

 

V otomatik yoğunlaştırıcı tahliye sistemleri:

 

Elektrikle çalışan sabit kompresörlerde kullanılmaktadırlar. İç su ayırıcılarındaki ve nihai filtredeki biriken sıvıları elektrikle çalışan vanalar sayesinde operatör inisiyatifinden alarak belirli periyotlarda açarak tahliye etmeye yararlar. Bu sistem kompresör grubu ile kumanda grubunun ayrı yerlerde olduğu durumlar ile yüksek debili kompresörlerde pratik olması nedeni ile kullanılmaktadır.

 

VI Elektrik kontrol sistemleri

Elektrik motoru ile çalışan kompresörlerde bir çok özellik çok daha basit olarak uygulanabilmektedir. Her firmanın kendine özgü eklediği özellikler vardır. Bunları birkaç örnekle açıklamak istersek;

 

- Kondensasyon drenlerini (tahliye valflarını) otomatik olarak birkaç saniyeliğine açarak gerekli tahliyeleri yapmak. Bu en çok kullanılan uygulamadır. Kompresör ile kumanda tablosunun ayrı yerlerde olduğu durumlarda tüp dolumu esnasında tahliye valfları otomatik çalışacağından kompresör yanına gitmeye gerek kalmamaktadır. Bir diğer kolaylığı ise ayarlanan periyotta muhakkak  valflar açılır ve tahliye gerçekleşir. Oysa insan inisiyatifinde tahliye valflarının açılmasında gecikmeler  olabilmektedir.

- Saatmetre vasıtası ile kompresörün kaç saat çalıştığı izlenebilmekte servis zamanları daha kolay takip   edilebilmektedir.

- Tüp üzerindeki basıncı ölçerek tüpün dolduğunu haber verebilir.

- Blok ısısını kontrol eden , yağ seviyesini ölçen vb. sistemlerle karşılaşmak olasıdır.

 

Bunlar kompresörün asıl amacına hizmet etmeyen fakat işletimini kolaylaştırıp, bakım ve onarım masraflarını asgaride tutmaya yarayan özelliklerdir.

 

Arıza durumunda ise ya teknik servis yada yetkili bir elektrikçinin müdahalesi gerekmektedir. Bunun dışındaki kişilerce elektrik panosu  açılmamalıdır.

 

 

 

Örnek bir check listesi

 

*   Yola çıkılmadan önce kontrol edilecekler

Motor yağ seviyesi kontrolü   

 

Motor Filtresi kontrolü

 

V Kayışı kontrolü

 

Buji

 

Kompresör yağı seviyesi

 

Birinci kademe emiş filtresi

 

Nihai filtre kontrolü

 

işletim takip defterinin alınması

 

 * Gezi ortasında değişim zamanı gelecek olanlar varsa  yola çıkmadan değiştirilmesi faydalıdır.

 

 

                    Çalıştırılmadan önce kontrol edilecekler

Motor yağ seviyesi

 

Kompresör yağı seviyesi

 

Yeterli yakıt olup olmadığı

 

Kompresörün kuruldu zeminin eğimi

 

Rüzgar yönü

 

Tozumayan bir zemine kurulması

 

 

 

                                    Doluma başlayıp bitirme

1 dakika da rölantide tüm vanalar açık çalıştırarak ısıt.

dolum yapılacak tüpü su dolu bir kap içersinde tut

Kapatmadan önce 1 dakika kadar tüm vanalar açık rölantide soğut sonra stop et

Asla çalışan makineye yakıt ikmali yapma

 

 

Her kompresörün kendine ait birde  çalışma takip cetveli olmalıdır. Bu el kitabındaki örneğe göre hazırlanmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3T5  KENDİNİ KOLLAMA, KURTARMA  VE KAZA DURUMUNDA YÖNETİM

 

            Üç Yıldız dalıcı, su altında yaşanabilecek gerek kendine ve gerekse dalış arkadaşına ilişkin problemleri çözebilecek yeterlilikte olmalıdır.

 

            Kendini kollama 3 aşamada gerçekleşir.

 

1.    Hazırlanmak

2.    Önlem Almak

3.    Tatbik Etmek

 

            1. HAZIRLANMAK

 

            Su altında doğabilecek problemleri çözebilecek yeterlilikte olmak, öncelikle kendine güvenmekle başlar. Kendine güvenmenin ilk aşaması da hazır olmaktır. Hazır olmayı da 2’ye ayırabiliriz;

 

a.     Fikren Hazır olmak

b.    Fiziken Hazır Olmak

 

 

 

            A: Fikren Hazır Olmak:

 

            Fikren hazır olmak, bilgiyi hazır tutmak ve böylece kendine güvenmektir. Bilgiler sürekli tekrarlanmalıdır. Hali hazırda devam etmekte olan kurslara katılıp bilgiler yenilenmelidir. Dalış ve sualtı hakkındaki dergiler, makaleler okunmalıdır. Dalış malzemeleri satan mağazalar ara sıra dolaşılmalı varsa yeni ürünler hakkında bilgi alınmalıdır. Yeni çıkan malzemeler takip edilmeli, böylece bu yeni malzemeleri kullanan dalıcının ( malzeme ile ilgili ) yaşayabileceği herhangi bir problem karşısında yardımcı olunabilmelidir.

 

Tüm bunların yanı sıra Speciality Kurslarına da katılıp bilgiler arttırılmalıdır. Bütün bunların toplamında bilgiye yani Fikren hazır olunacaktır.

 

             B: Fiziken Hazır Olmak:

 

            Fiziken hazır olmak da 2’ye ayrılır.

 

·        Bedensel olarak hazır olmak

·        Ekipman olarak hazır olmak

 

            Bedensel Olarak Hazır Olmak:

             Bir dalıcının senede minimum 20, ayda minimum 1 dalış standardını gerçekleştirmesi gerekir. Eğitmen bir dalıcının ise normal dalıcının 2 katı dalış yapması gerekir. 35 yaşına kadar 5 yılda bir, 50 yaşına kadar 2 yılda bir sağlık raporu alınmalıdır. Dalışın haricinde başka sporlar ile de ilgilenilmelidir.

 

            Ayrıca dalıştan önce içki içmemek, dinlenmiş-yorgun olmamak ve ağır yemekler yememek gerekir ki bu da kısa vadeli bedensel hazırlanmaktır.

 

            Ekipman olarak Hazır Olmak: 

             Üç Yıldız dalıcı kendi dalış malzemeleri ile dalmalıdır. Alışık olunmayan ekipmanda problem yaşanabilir. Dalış ekipmanları bakımlı ve fonksiyonunda yani çalışır durumda olmalıdır. Dalış ekipmanları asla yetkisiz yerlerde bakım yaptırılmamalı, mutlaka yetkili servislere götürülmelidir.

  

            ÜÇ YILDIZ DALICININ BULUNDURMASI TAVSİYE EDİLEN MALZEMELER  STANDARD DALIŞ MALZEMELERİ

 

·        Yedek Hava Kaynağı – Oktopus, bağımsız yedek hava kaynağı yada ikinci bir regülatör

·        Bıçak

·        Fener

·        Düdük ( tercihen su altı düdüğü )

·        Şamandıra – Her türlü şamandıra olabilir ama tercihen deko şamandırası olmalıdır.

·        Yazı Tahtası

·        Deko Tablosu ve/veya dalış bilgisayarı. Dalış bilgisayarı tek başına yeterli değildir, deko tablosunun da bulundurulması gerekir.

·        İlk Yardım seti

·        Yedek malzemeler – O-ring, kemer tokası, palet tokası, maske kayışı hatta yedek maske.

·        Basit tekne üstü müdahalesi yapmak için tamir takımı.

 

            2. ÖNLEM ALMAK

 

            Bir problem ile uğraşmanın en iyi yolu, daha baştan problemin oluşmasına meydan vermemektir.

 

v       Bedensel hazırlık bir nevi önlem almaktır.

v       Ekipmanların hazır olması, bakımlı olması bir önlemdir.

v       Problem çıkışına önceden hazır olunmalıdır. Bazı durumlarda problemin olacağını önceden anlaşılabilir. Örneğin; akıntılı bir suda fotoğraf çekecek olan dalıcı yanına başka malzemeler de almak isterse onu uyarmak gerekir. Çünkü akıntılı suda problem yaşama ihtimali yüksektir.

v       Arkadaş sistemini iyi kullanmak, dalış öncesi mutlaka Body check yapmak gerekir.

 

            Dalış esnasında problem yaratabilecek bir dalıcı varsa, onu yanına alarak olabilecek sorunlar önceden engellenmiş olur. Önemli olan problemi çözmek değil, onu önceden engellemektir.

 

 

            3. TATBİK ETMEK

 

            Herhangi Bir problem ile karşılaşıldığında standart prosedürü uygulamak gerekir;

 

-         Dur

-         Solunum regülasyonunu düzelt

-         Düşün

-         Uygula

 

            Problem karşısında, hemen müdahale edilmemelidir. Akıla ilk gelen çözüm yanlış olabilir. Öncelikle durulacak, kendimizin ve de arkadaşımızın solunum regülasyonu dengelenecek, daha sonra problemin ne olduğu iyice anlaşılacak ve nasıl çözülebileceği düşünülüp ondan sonra uygulanacak. Bu şekilde davranan dalıcı minimum problem yaşar ve çözer.

 

            STRES – GERİLİM

 

            Genelde insanların vücutları yaşamaya alışık olmadıkları ortamlarda tepkiye gösterir ve strese neden olur. Su altında nefes alma imkanının kısıtlı olması, hareket kabiliyetinin azalması ve farklılaşması, karada yaşanmamış problemlerle karşılaşma ihtimali ve bunlarla baş edememek korkusu strese neden olur. Böyle durumlarda bilinç değil bilinç altı kendince önlem alır, vücut adrenalin salgılar. ( Belirli oranda adrenalin artışının bazen faydası olabilir).

 

Vücutta adrenalinin fazla salgılanması, kalp atışlarını hızlandırır böylece atar damarlar yoluyla büyük dolaşım ve de küçük dolaşım hızlanır. Dolayısıyla beyin solunumu hızlandırır. Solunum; derin ve hızlı solunum, derin olmayan hızlı solunum olarak iki türlü hızlanır. 

 

 

            Derin ve hızlı solunumda ( Hipervantilasyon), vücuttaki CO2 oranı azalır. Eğer CO2 belirli bir seviyenin altına düşerse, kanın asiditesi değişir ve vücutta adale spazmları, parmaklarda titremeler ve kasılmalar olur. Buna bağlı olarak da endişelilik hali artar ve bayılma ile sonuçlanır. Solunum durduktan 1 dakika sonra kalp de durur.

  

            Derin olmayan hızlı solunumda ise vücutta CO2 miktarı artar. Nedeni ise, vücuda alınan hava alveollere gidene kadar bir çok ölü boşluktan geçer. Bu ölü boşluklar tabii ve suni ölü boşluklardır. Tabii ölü boşluklar, sinüsler, nefes borusu vs.., suni ölü boşluklar ise maske, regülatör vs gibi. Bu ölü boşluklar nedeniyle derin olmayan hızlı solunum yapıldığında, hava alveollere kadar ulaşamaz ya da çok azı ulaşabilir. Sadece alveollere giden hava işimize yarar. Alınan hava alveollere kadar ulaşamadığı için alveollardeki hava azalır ve dolayısıyla kandaki CO2 miktarı artar. Vücutta CO2 artınca da beyin daha çok nefes alma talimatı verir ve böylece solunum daha da hızlanır. Sonucunda da paniğe kapılınır.

 

            PANİK

 

            Üstesinden gelinemeyecek problem ile karşılaşılınca yaşanılan haldir. Panik muhtelif şekilde olur, aktif panik, pasif panik vb..

 

            Vücudun kaskatı kesilmesi, hareket edememek durumlarına pasif panikte karşılaşılır.

 

            Aktif panikte ise kişi kurtulmak için her şeyini ortaya koyar. Böyle durumlarda salgılanan fazla adrenalinin de verdiği güçle daha kuvvetli olunur ki bu hemen hemen fazladan % 25 ekstra güçtür. Sinir uçları paralize olduğu için hiçbir müdahaleyi hissetmez. Bulduğu her şeyin üzerine tırmanıp yukarı çıkmak ister. Bu yüzden panik halindeki birine müdahale ederken dikkatli olunmalı ve mümkünse arkasından yaklaşılmalıdır.

 

            Kurtarma olaylarında öncelik her zaman kurtarıcının hayatıdır. Problem yaşayan dalıcı da müdahale edilebilecek tek husus solunumdur. Telkin yoluyla sakinleştirip, yavaş ve derin nefes almasını sağlayarak solunum regülasyonu düzeltilmelidir. Bunun sağlandığı çıkardığı hava kabarcıklarından anlamak mümkündür. Hava kabarcıkları küçük ve periyodik kabarcıklar olmalıdır.

 

            Kişinin panik olma süreci bellidir. Son raddeye gelmeden, su altında okeyleşirken çıkardığı hava kabarcıkları sürekli kontrol edilerek önlemek mümkündür.

 

            Stres 2 türlü sebepten oluşabilir;

 

1.     Psikolojik Stres

2.     Fizyolojik Stres

 

            Psikolojik Stres;

 

            Gerçek olmayan, hayali sebeplere dayanan strestir. İlk dalış, ilk derin dalış, gece dalışı, uzun bir aradan sonra dalmak gibi... Korku, utanma, heyecan ve panik şeklinde sonuçlanır.

 

            Psikolojik Streste mekanizma başladıktan sonra Fizyolojik Strese dönüşür.

 

            Fizyolojik Stres;

 

            Fizyolojik Stres daha gerçek sebeplere dayalı strestir. Komple giyinmiş bir dalıcının sıcak altında beklemesi, yada suda uzun süre beklemesi, vücut ısısından dolayı stres kaynağı olacaktır. Dalış ekipmanlarının üzerine uygun olmaması, bol su alan bir maske, yırtık maps vs. gibi ekipman uyumsuzlukları stres kaynağıdır. Deniz tutması, hipotermi, yorgunluk gibi belirtilerle sonuçlanır.

 

            Strese neden olabilecek faktörleri önceden tespit etmek yada bir stres kaynağı olabilecek şeylerden şüphelenerek engellemek mümkündür. Kısaca biraz paranoyak olmak gerekir.

 

            Kişilerin stres altında olup olmadıkları önceden anlaşılabilir. Bazı belirtileri vardır; genelde stres altındaki bir dalıcı dalış öncesinde yüksek sesle bağırarak konuşur, aşırı ve zoraki espriler yapar, ekipmanlarla ilgili olmayan bir sorunu var gibi gösterir. Ayrıca fiziksel olarak aşırı terler, sesi titrer acele yada anlamsız hareketlerde bulunur. Dalış esnasında da sorun yaşanabilir, sağ yüzük parmağına kramp girdiğini belirtmek,sabit derinlikte giderken kulak eşitleme problemi olduğunu belirtmek gibi.

 

            Önemli olan stresi oluşturan, neden olan faktörleri tanımak, teşhis etmek ve ortadan kaldırmaktır. Dalışın gerekirse kısa tutulması gerekebilir, amaç emniyetli dalış yaparak kişinin stresi yenmesi olmalıdır. Gerekiyorsa ,hayati bir risk varsa da dalınmaz. Fakat bu çok iyi alınması gereken bir karardır. Çünkü o kişinin bir daha hiç dalmamasına neden olunabilir. Dalışa yeni başlayan bir kişinin nelerden çekindiği, korktuğu ya da su altında strese girebileceği nedenleri önceden yapılan bir sohbet esnasında anlamak mümkündür.   

 

            Herhangi bir problem ile karşılaşıldığında standart prosedürü her zaman uygulamalıyız.

 

 

 

 

     ACİL DURUM İDARESİ

 

            Acil durum idaresi, bir kaza anında kazazedeyi kurtarma, yarım ederek tehlikeli bölgeden uzaklaştırmak, ilk yardım ve acil durumun tamamının idaresidir.

 

            Bir dalış esnasında olabilecek acil bir durumda herkes kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışabilir yada olayın etkisiyle hiçbir şey yapılamaz. İnsanlar sağa sola koşuşarak ne yapacağını bilemezler. İşte böyle durumlarda acil durum daha da kötüye gidebilir.

 

            Acil durumla karşılaşıldığında, gerekli prosedürleri bilmek gerekir. En üst rütbeli ve acil durum idaresini bilen kişi varsa direk idarenin başına geçer. Aynı rütbede başkaları da varsa, ona yardımcı olurlar. Acil durumda, idarede sorumluluk asla 2 kişide birden olmaz.

       

            Acil durum her şey olabilir, tekne kazası, teknenin su alması, herhangi bir dalgıcın kaybolması ya da dalış kazası geçirmesi, dalış dışı bir rahatsızlık, ciddi bir ekipman kazası olabilir.

           

            Acil durumlarda, doğru müdahale edebilmek için hazır olmak gerekir;

y     Kurtarma malzemelerinin hazır olması gerekir. Telsiz, cam simidi, yüzen şamandıra, oksijen seti, ilk yardım malzemesi, yedek tüp ve yedek dalış malzemesi vb...

y     Fiziksel form, güç gibi performansa sahip olmak gerekir. Acil durumda böyle performansa sahip olacak kişilerin 6 ayda minimum 20 dalış yapmış olması gerekir.

y     Kurtarıcının bilgi açısından da hazır olması gerekir. Bilginin hazır olması, kurtarma ve dalış konusunun yanı sıra teknedeki şahıslar hakkında da bilgi sahibi olunması gerekir. Örneğin; teknede dalıcıların arasında doktor, hemşire, hastabakıcı gibi meslekleri olanlar olabilir. Sudaki kazazedeyi kurtarma görevi bu şahıslara verilmez, onlara teknede yapılacak tıbbi ilk yardımda ihtiyaç olacaktır. Tecrübesi az, fiziksel performansı yeterli olmayan, sigara içen kişileri kurtarmaya göndermek de olmaz.

y     Dalış yapılan bölge hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Kıyıya ne kadar uzaklıkta olunduğu, kıyıda bulunan en yakın sağlık kuruluşunun yeri, dalınan noktadaki derinlik, dip profili, akıntı, görüş mesafesi vs...

y     Teknede bulunan ilk yardım malzemeleri kontrol edilir.

y     Teknedeki telsizin kontrolü yapılır. Kazayı telsiz ile bildirmek gerekebilir. Telsizlerde genelde 2 düğme vardır. Biri telsizi açıp-kapatmak içindir. Diğeri ise parazit ayarı yapar. Ayrıca tuşlu düğmeler bulunur ki bunlarda kanal seçmeye yarar. Telsizin konuşulan yerine “Mike” denir. Düğmeye basınca konuşulur, çekince dinlenir.

y     16. Kanal çağrı kanalıdır. Bu kanal sahil güvenlik, hastaneler vs gibi yerler ve tüm tekneler tarafından dinlenir. Bu kanalda asla sohbet edilmez. 16. Kanalda haberleşilir, eğer konu acil değilse başka bir kanal belirlenir ve o kanala  geçilir.

y     Teknede siren ve işaret fişeği olup olmadığı kontrol edilir.

 

                Acil Durum İdaresinde 7 aşama vardır;

 

1.    İleri Görüşlü hareket etmek;  Olabilecek her şeye önceden hazır olmalı ve çözümleri önceden düşünmelidir. Önceden gözlemlemek ve problem çıkmadan önce müdahale etmek gerekir, böylece kurtarmaya gerek kalmaz. Olabilecek bir probleme önceden müdahale ederken de kibar ve nazik uyarılmalıdır.

2.    Değerlendirme; İleri görüşlü hareketin gerçeğe dönüşmüş halidir. Herhangi bir olay anında hızla değerlendirmek, ne gibi önlemler alınacağına ve de neler yapılacağına  karar vermek gerekir. Çevrede bulunan ilk yardım malzemeleri, çevre şartları, suda akıntı yada dalga olup olmadığı, kurtarıcıların karşılaşabileceği sorunlar düşünülüp, değerlendirilerek hareket planı hazırlanır.Tüm bunlar çok hızlı yapılmalıdır.

3.    Harekete Geçmek; Acil durum tanıması, değerlendirmesi, ve hareket planı koordine edildikten sonra süratle harekete geçmek gerekir. Normal aktiviteler durdurulur ve hali hazırda dalışta bulunan kişiler geri çağırılarak hızlı bir şekilde kurtarma işlemlerine başlanarak çevredeki şahıslara kısa, net ve açık talimatlar verilir.

4.    Vazife Taksimi Yapmak; Şahıslara tecrübelerine göre vazife taksimi yapılır. İnsanları kırmadan, emir değil talimat verilir, bu rica şeklinde de olmamalıdır. Talimatlar açık ve net olmalı ve karşıdaki insanlar bunların yapılması gerektiğine ve önemli olduğuna inandırmalıdır.

5.    Yaralara müdahale etmek ve ilk yardım yapılması. Bir kişi yaralandığı zaman, ilk yardım yapacak kişinin önce bir takım ön bilgilere ihtiyacı vardır. Bu ön bilgiler, acil durumun ve kazazedenin incelenmesi, ilk değerlendirme ve ikinci değerlendirme dairesinin uygulanması,  eğer kazazede kendinde ise yapılacak kısa bir sorgulama ile ilk yardım şekli seçilir ve uygulanır. Burada tekrar hatırlanması gereken husus, herhangi bir teşhis yada tedavi yapmadan, ilaç vermeden ilk yardım kurallarını uygulamak gerekir.

6.    Acil durum sevk ve idaresi; Acil durum esnasında her şeyin doğru yapıldığından emin olunmalıdır. Olay yeri terk edilmeden önce muhakkak genel bir yoklama yapılmalıdır.

7.    Yaralının Nakli; Yaralı en yakın bir sağlık kuruluşuna nakledilir. Nakil çoğunlukla helikopter ile yapılır.

 

ACİL DURUM PROSEDÜRÜ:

 

            Dalıştan sağlıklı dönülmesini engelleyen, çevresel, insan kaynaklı ya da mekanik unsurlardan oluşan ve can güvenliğini tehlikeye atacak her şey acil durum prosedürünü gerektirir.

 

-         Acil durum alarmını herkes verebilir.

-        Acil durumu onaylaması ve uygulaması dalış amiri ve/veya kaptan tarafından yapılır. Dalış ile ilgili olaylarda prosedür dalış amiri tarafından uygulanır.

-         Dalış amiri bu görevi yerine getiremeyeceği durumlar için yetkiyi devredeceği kişiyi önceden belirler.

 

            Acil durumda yapılması gereken işlemler:

1)    Durum değerlendirilir

2)    Görev dağılımının yapılır

-         Haberleşme

-         İlk yardım

-         Arama – kurtarma ve nakil

-         Güvenlik

-         Gözcü

-         Raportör-Fotoğrafçı

-         Teknik Ekip

3)    Görevlendirilen kişiler eldeki imkanları değerlendirir, kendi görevleri ile ilgili öncelikleri tespit edip, iş listesini hazırlar ve uygular.

4)    Olağan aktivitelerin tümü durdurulur.

-         Dalışların durdurulması

-         Dalışa devam eden grupların geri çağrılması

-         Sudaki insanların tekneye kontrollü alınması.

5)    Grup bütünlüğünün tesis edilmesi sağlanır ve yoklama yapılır.

6)    Olay yeri işaretlenir. (Şamandıra, GPS ve benzeri)

7)    Gerekiyorsa kazazede gruptan önce nakledilir.

8)    Olay yeri terk edilerek güvenli ortama geçiş / dönüş yapılır.

9)    Acil durum raporu aşağıdaki maddeleri içerecek şekilde hazırlanır.

-         Olay mevkii, tarihi ve saati

-         Hava durumu

-         Olay türü ve oluş şekli

-         Bir dalış kazası ise belirtiler ve yapılan müdahaleler (saati not edilmeli)

-         Tekne / teknelerin adı, İlgili kişiler ve yetkileri

-         Olaya karışan tüm ekipmanların o anki durumu

-         Dalış profili

-         Uygulanan acil durum planının belirtilmesi

-         Haberleşme kayıtları

-         Görgü şahitlerinin ifadeleri ve imzaları, adres ve telefon numaraları

-         Adli merciye teslim edilmesi gerekecek tüm ekipman listelenip imza karşılığı teslim edilmesi

-         Kaptan, dalış amiri ifadeleri ve imzaları

 

HABERLEŞME PROSEDÜRÜ

 

1.    Aranılan merciye bunun bir dalış kazası veya acil durumu olduğu haberleşme başında ve sonunda bildirilir.

Ø          Sahil güvenlik / polis / jandarma

Ø          Sualtı hekimliği / sağlık kurumları

Ø          Nakil yapılmasını sağlayacak kuruluşlar

Ø          Olayın durumuna göre haber verilmesi gerekli diğer yerler

2.    İlk önce koordinat ve tekne adı bildirilir, sonra olay anlatılır ve talep beklenir.

3.    Karşı taraf kapatmadan haberleşme asla kesilmez.

4.    Haberleşme kesilmeden önce karşı tarafta kiminle görüşüldüğü not alınır ve yapılacak aksiyonun teyit edilmesi istenir.

5.    Karşı tarafa geriye nasıl arayacağı (telefon numaraları, telsiz kanalı vs.) bildirilir.

6.    Haberleşme görevlisi, haberleşme cihazının başından ayrılmayacak ve tüm haberleşmeden sorumlu olur.

7.    Haberleşmenin sonucu acil durumu yönetenlere, gecikme olmadan bildirilir.

 

KAZAZEDE TAŞIMA PROSEDÜRÜ

 

1.    Kaza raporu kazazede ile birlikte nakledilmelidir.

2.    Kazazedeye olayı bilen bir yetkili kişi refakat eder.

3.    Eğer helikopter ile nakil söz konusu ise aşağıdaki prosedür uygulanır.

Ø          Eğer tekneden tahliye söz konusu ise pilota bunun dalış kazası olduğu ve 300 metreden yüksek irtifa yapılmaması gerektiği veya kabin basınç ayarlı ise 1 bar olması gerektiği bildirilir.

Ø          Helikopter gelmeden uçabilecek her şey kaldırılır veya bağlanır, anten ve benzeri çıkıntılar sökülür, yatırılır ve bağlanır.

Ø          Helikopter haberleşme tesis edilmeden yaklaşmamalıdır.

Ø          Tekne dalga yönüne ~15° açıyla iskele veya sancak baş omuzluktan 5 knot’tan düşük bir hızla seyreder.

Ø          Tekne demirli ise en az derinliğin 3 katı bir kalama gerekir, alaboraya karşı dikkat edilmelidir.

Ø          Kazazede sepet sedye içine yerleştirilir, sedyeye bir ip bağlanır. (İpin öbür ucu serbest olmalı)

Ø          Helikopter vinç halatı sarkıttığında tekneye değmeden dokunulmaz. (statik elektrik tehlikesi!)

Ø          Halat sedyeye bağlanır diğer iple denge sağlanır.

Ø          Helikopter karaya inecekse 30 metre çaplı ve/veya 500 m2 çevresinde direk, tel, ağaç gibi çıkıntı engeller bulunmayan yer seçilir, duman veya H harfi ile iniş noktası işaretlenir, çevredeki uçabilecek cisimler temizlenir, bağlanır.

Ø          Helikoptere pilot izin verdikten sonra önden ve eğilerek yaklaşılır (pervane çalışıyor!) (Kuyruk pervanesi görülmez, asla arkadan yanaşma!)

Dalış kazalarında mutlaka rapor yazılmalıdır.

 

            KAZA RAPORU

 

            Doktorlar, herhangi bir kazazede geldiğinde, müdahalede bulunmadan önce mutlaka polise haber verirler. Görgü şahitlerinden, kazazedeyi getiren şahıslardan ifadeler alınır. Gerektiğinde bu ifadeler mahkemede kullanılır.

 

            Kaza raporunun önceden hazırlanması bir avantajdır. Hem kazazedenin kurtarılmasında kolaylık sağlar hem de yasal sorumluluk yüklenmeyecektir.

 

            Kazazede ölür ve yakınları şikayette bulunursa dava açılır. İlgili sporun teknik kurulu konuyu araştırır. Eğer kurul kişi yada kişileri hatalı bulursa, mahkeme bunu delil kabul eder ve bu kişiler hüküm giyebilir.

 

 

            Kaza Raporunda Olması Gereken Hususlar;

 

·        Tarih  ve Saat

·        Kazanın yeri, detaylı tarifi

·        Hava durumu

·        Kazazede yada kazazedelerin isimleri

·        Kazanın oluş şekli

·        Kaza esnasında ve sonrasındaki belirtiler ve yapılan müdahaleler

·        Müdahil kişilerin isimleri ve bröveleri

·        Kazazedenin dalış profili – tüpteki hava miktarı, kaç m’ ye dalındı, ne zaman dalındı ve çıkıldı, ne kadar hava harcandı, rezervi

·        Ekipmanların durumu ve fonksiyonlarının teyidi

·        Kazazedenin ekipmanları toplanarak komple listesi çıkartılır ve bu liste adli mercilere, polise yada jandarmaya mutlaka imza karşılığı verilir. Eğer imzalamak istemezlerse raporun imzalanmadığı dair şahitlere imzalatılır.

·        Acil durumdan sorumlu kişilerin, şahitlerin ve raportörün isim, telefon ve adresleri, bröveleri ve imzaları,

·        Kazazede ile en az iki kişi birlikte gitmelidir.

·        Yapılan müdahalenin nasıl uygulandığı belirtilir.

 

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3T6  GRUP DALIŞ ORGANİZASYONU

 

 

1.    GRUBUN KOMPOZİSYONU:

 

            Bir dalış görevi planlanırken, dalış personelinin tecrübesi ve kalitesi birleştirilerek operasyonun özel gereksinimleri, dalış ekibinin çeşitli üyeleri arasındaki sorumluluklar ve ilişkilerin bilinmesi gerekir.

            Bir dalış operasyonu görevinin etkili ve emniyetli yönetimi  en üst sorumluluk görevi yüklenen kişidedir.  Dalış operasyonunun etkili bir şekilde yürütülmesi için yanında çalışan personelden bu iş için en uygun kişileri seçerek dalış ekibini yapar. Bunlar; dalış amiri, çeşitli teknikler ve donanım için yeterli dalıcılar ve yardımcılar gibi destek personeli, (mümkünse uzman bir dalıcı olmalıdır) kayıtçı ve operasyonun gerektirdiği tipte ilk yardım  personelidir.

 

2.    DALIŞ BÖLGESİ SEÇİMİ, HAZIRLIK, ULAŞIM

 

            Dalış amiri, bir veya birkaç dalış grubunun dalışlarını organize ve kontrol edebilecek  aynı zamanda su üstünde emniyet tedbirleri alacak, herhangi bir kaza anında  gerekli müdahaleleri koordine edecek  olan teknedeki en tecrübeli dalıcıdır. Dalış amiri tüm dalış gruplarının dalışlarının emniyetli geçmesini sağlayacak zemini oluşturur. Tüm dalışları sevk ve idare eder dalış amiri olan dalıcı amir olduğu gün kendisi dalış yapmaz.

 

        Dalış amiri, dalışların yapılacağı yeri seçer bu seçim için dikkat edilmesi gereken faktörler şunlardır;

 

2.1.        Hava durumu: Rüzgar, kar, yağmur gibi çeşitli meteorolojik durumların şiddetine, seyir ve gelişme ihtimallerine göre dalış   amiri, dalışın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Yapılacaksa gerekli tedbirleri alır.

2.2.        Akıntı durumu:  Dalış yapılacak suyun akıntı yön ve şiddetine göre dalış amiri, dalışın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Yapılacaksa gerekli tedbirleri alır.

2.3.        Suyun dalga durumu: Dalgalı suda dalış amiri, dalış sonrası tekneye geri dönebilme ve tutunabilme ihtimallerine göre dalış amiri, dalışın yapılıp yapılmayacağına karar verir. Yapılacaksa gerekli tedbirleri alır. Dalış için olabildiğince sakin hava ve akıntısız yerler seçilmelidir. Dalıştan sonra yorulan bir dalıcı akıntılı ve dalgalı bir denizde tekneye veya kıyıya dönmekte zorluk çekebilir, ayrıca bu havalarda acil yardım daha zor olacaktır.

2.4.        Dip durumu: Dalış amirinin dalış yerindeki dip durumunu bilmesi ve bu konuda dalış gruplarına bilgi vermesi, dalışın zevkli ve emniyetli geçmesini sağlayacak önemli bir faktördür. Dip durumu açısından şu öğeler mevcuttur. Kirli saha; dipte patlayıcı madde veya çapariz yapabilecek ağ pareketa vs. bulunması, dip akıntısı varsa yönü şiddeti, dip şekli; kum  kayalık veya yosun vs. kıyıdan iniş veya apiko iniş  ve gerekiyorsa zeminin kaç metrede olduğu, dibe nasıl ulaşılacağı.

2.5.        İlk yardım kolaylığı: Herhangi bir kaza anında en yakın tedavi merkezinin yeri ve ulaşım şeklinin bilinmesi,zaman kazanmak açısından çok önemlidir. Bu durum için dalış amiri teknede her zaman acil telefonları bulundurur bunlar; hastane ambulans doktor polis dekompresyon odası ve dalış kulübünün  telefonlarıdır. Dalıcılar arasında meslek olarak tıp doktoru hemşire sağlık memuru  acil tıbbi teknisyen var mı bilir ve bu kişilerin organizasyonunu yapar. Teknede mutlaka telsiz olmalıdır.

2.6.        Dalış yerinin trafiği: Dalış yeri gemilerin rotası içindemi ? Dalış yerini alfa bayrağı ile işaretlemek , eğer çevrede tekneler varsa dalış bölgesini şamandıralarla çevirip içine tekne girmemesini sağlamak dalış amirinin görevidir. Gerekirse yetkili makamlardan izin almak gereklidir.

2.7.        Bölgenin tarihi veya askeri yasak bölge olup olmaması: Bu konuda gerekli yerlerden bilgi alınması gerekir. Dalış amiri bu bilgileri bölge dalış kulüplerinden, liman müdürlüğünden, bölge balıkçılarından alabilir. Dalış amiri dalış yerlerinin şartlarını elverişli görmezse dalış iptal etmeye veya başka yerde yapılmasına karar vermeye yetkilidir.

 

3.    ZAMANLAMA İHTİYAÇLARIN PLANLANMASI

 

         Dalışınızı planlayın, planınızı daldırın.

            Dalış grup lideri dalıştan önce planı yapıp gruptakilere anlatır. Grup plan sayesinde bireysel değil toplu hareket eder, dolayısı ile grubun kontrolü ve idaresi daha kolayca yapılmış olur.

 

        Dalış planlaması şu noktalardan oluşur:

 

3.1.        Dalışın amacı: Sportif, eğitim, batık, vs. suyun altında nelerin yapılacağının detaylı anlatımı.

3.2.        Dalışın profili:  Dalışın maksimum derinliği süresi emniyet dekosu.

3.3.        Hava kontrolü: Dalıcıların  profili belirlenmiş dalış için havalarının yetip yetmeyeceğinin kontrolü. Hesap bazı olarak gruptaki en az hava hacmine sahip dalıcı tüpü göz önüne alınır.

3.4.        Suya giriş ve çıkış noktası: Dalış noktası neresi? Dalış noktasına satıhtan mı yoksa dipten mi gidilecek. Apiko mu inilecek ipten mi inilecek yoksa kıyı takip edilerek mi inilecek. Nerede sudan çıkılacak? Nasıl çıkılacak? Tekneye nasıl ulaşılacak?

3.5.        Buddyleşme: Dalış grup lideri dalıcılar arasında eşleştirme yapar ve eşleri açıklar.

3.6.        Malzeme kontrolü: Grup lideri kendisinin ve grubunun malzemesini kontrol eder. Tüp açık mı? Vana kontrol edilir. Tüp basınç göstergesi kontrol edilir. Regülatör kontrol edilir. BC kontrol edilir şişiyor mu kaçak var mı ? Ağırlık kemeri tüp BC gerektiği şekilde kuşanılmış mı?

3.7.        İşaretlerin kontrolü: sualtı haberleşmesinin ana işaretlerinin tekrarı yapılır acil durumlarda neler yapılacağı anlatılır.

3.8.        Asistan tayini: Grup lideri, görevinde kendine yardımcı olmak amacıyla, grubun kendisinden sonraki en tecrübeli dalıcısını kendine yardımcı tayin eder. Asistan satıhta ve dipte devamlı grubun en arkasında yer alır. Sualtında grubu 2 – 3 m daha yüksekten takip eder. Asistanın daha yüksekte bulunmasının sebebi, satha fırlayan bir dalıcı olursa onu kolayca yakalayabilmesidir. Asistan grubun topluca yol almasını sağlar.  Asistan, grubu sürekli gözlediğinden, hava bitmesi, fenalaşma gibi aksilikleri ilk görür ve grup liderini haberdar eder.

 

4.               PERSONEL, DALIŞ GRUPLARININ OLUŞTURULMASI

 

            Dalış gruplarının oluşturulması dalış amirinin başlıca görevidir. Bu grupların oluşturulmasında dikkat edilecek bazı noktalar vardır.

4.1.        Gruplar kaç kişilik olacak? : İdeal grup sayısı 2 ila 4 arasıdır. Kalabalık    gruplarda buddyleşmeye rağmen kopmalar olmaktadır. Kalabalık grupların dalış lideri tarafından kontrolü daha zordur.

4.2.        Gruplar kaçar kişi suya girecek?:  Tüm grupları hep birlikte aynı anda suya sokmak kontrolü elden kaçırmak demektir. Acil bir durumda müdahale yapabilecek, yardıma koşabilecek  bir grup teknede yoktur veya bir müdahale yaparken sudan çıkacak grupların tekneye alınması aksayabilir. En iyi çözüm grupları teker teker suya suya bırakmaktır. Unutulmamalıdır ki bir tekne aynı anda birkaç yere yardıma koşamayacağından sudaki grup adedi ne kadar fazla olursa, alınan risk o kadar fazladır.

4.3.        Grubun oluşması: Dalış amiri, grubu malzeme ve tecrübe imkanlarına göre oluşturur. Her grubun dalış grup liderini tayin eder. Gruplarda tecrübeli dalıcı sayısı kadar tecrübesiz dalıcı olmalıdır. CMAS standartlarına göre bir yıldız bir dalıcı ancak üç yıldız bir dalıcı ile dalabilir. İki yıldız bir dalıcı ise iki yıldız başka bir dalıcı ile dalabilir ama o grupta bir yıldız dalıcı olamaz.

4.4.        Dalışın maksimum verileri: Dalış amiri dalışın maksimum verilerini belirler, bunlar maksimum derinlik maksimum süredir bunları grup dalış liderine bildirir.

 

5.               DALIŞ VE GÜVENLİK EKİPMANLARI .

 

5.1.    Hazır dalıcı, yedek hava Acil bir durumda müdahale edebilmek için tam   malzemeli hazır bir dalıcı kuşanmış  olarak tüm dalışların başından sonuna kadar  mümkünse kayık veya bot üstünde , dalış grubunun hava kabarcıklarını takip ederek bekler.eğer birçok grup varsa dalış amiri hazır dalıcıyı değiştirir Ayrıca yarım kalan bir dekoyu tamamlatmak üzere her grup için en az bir tam dolu tüp ve imkan varsa saf oksijen teknede bekletilir. Tekneden dalış yapılıyor ise tekneden sarkıtılan bir iple üç metrede regülatörlü ve açık bir tüp  dalışlar boyunca bekletilir.

5.2.    İlk yardım çantası ve diğer malzeme: Teknede her dalışta bulundurulması gereken malzemeler şunlardır.Suni solunum aleti saf oksijen kiti (tüp regülatör ambu),  aspirin, oksijenli su baticon, gazlı bez, pamuk sargı bezi, flaster, makas  gibi ilk yardım malzemesi dürbün, megafon, dekompresyon cetveli, telsiz, yeterince halat, şamandıra gibi diğer malzemenin teknede bulunması  dalış amirinin sorumluluğundadır.

6.        DALIŞ ÖNCESİ BRİFİNG

 

            Bir dalıştan önce o dalış operasyonunda görev alacak personelin, yapacakları görevleri ve dalış operasyonunun amacını iyi öğrenmemeleri durumunda, planlama ne kadar iyi olursa olsun sonuç her zaman başarılı olmayabilir. Bu nedenle personelin yapacakları görevler  ve dalış operasyonunun amacını basit ve  anlaşılır bir biçimde anlatacak brifinglere ihtiyaç vardır. Bu brifinglerde anlaşılmanın kolaylaştırılması amacı ile mümkün olduğunca görsel yöntemlere başvurulmalıdır.

 

            Brifingler dalış amiri tarafından verilmeli ve aşağıdaki hususlara özen gösterilmelidir.

            Dalışın amacı ve boyutları

            Dalış yapılacak bölgenin özellikleri

            Kullanılacak donanım ve dalış tekniği

            Basınç odası personeli dahil personel görevleri

            Her dalıcı için özel görevler

            Beklenen tehlikeler

            Standart emniyet kurallarının tekrarı

            Oluşabilecek özel durumlar ve alınacak önlemler

 

            Brifing sırasında sorulacak sorular ve yapılan tartışmalar görevin personel tarafından anlaşılıp anlaşılmadığının en iyi kanıtıdır.

 

7.      DALIŞ KAYITLARININ TUTULMASI

 

            Tüm dalışlar boyunca, her grup dalıcılarının adlarını ve plandaki dalış süresi, derinliği ve yönünü, varsa dekosunu, suya giriş ve çıkış saatini, dalış amiri tarafından belirlenen bir kayıt tutucu not eder . grup sudan çıktığında plana uyumsuzluk varsa dalış amirine bildirir.

 

8.       GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

 

            Beklenmeyen  gelişmeler ve acil durumlar genellikle karmaşa ile ortaya çıkar. Acil durumlarda uygulanacak yöntemlerin uygunluğu ve personel tarafından tam olarak anlaşıldığı dalış operasyonu öncesinde görülmelidir. En yakın basınç odası ile taşıma aracı konusundaki bilgiler,acil yardım kontrol listesi ,dalış operasyonun da görevli personel ve ekipman seçimi dalış öncesinde belirlenmesi olası bir durumda karışıklığa sebep vermeden işlemlerin hızla gerçekleşmesi için gereklidir.

3T7   FİZİK/FİZYOLOJİ GENEL TEKRARI

 

1. 1T4, 1T6 ve 2T1 DERSLERİNİN GENEL TEKRARI

 

Basınç Hacim İlişkileri :

 

- Havanın bileşimi %80 nitrojen, %20 oksijen. Gazlar sıkıştırılabilir, sıvılar 

  sıkıştırılamaz.

- Gazlar sıkıştırıldığında hacimlerdeki azalma ile orantılı olarak basınçları artar.

- Atmosferik basınç = 1 bar

  Mutlak basınç       =  Geyç basıncı + atmosferik basınç

- Ortam basıncı, eğer içinde eşit basınçta hava yoksa, hava boşluklarını sıkıştıracaktır.

- Çıkışta veya inişte basınç/hacim oranının en fazla değiştiği bölge yüzeyden 10m.

  derine kadar olan bölgedir.

- Sinüslerdeki ve kulaklardaki acı, eşitleme ile yok olur.

- Nezle veya soğuk algınlığı eşitlemede sorun çıkaracaktır. Soğuk algınlığı ile dalmayın

- Eğer tüplü dalıyorsanız, çıkışta sakın nefes tutmayın.

- Yüzerlik; batan cisim, hacmi kadar su taşıracak ve taşırdığı su kadar bir kuvvetle

   kaldırılacaktır. Dalış sırasında nötr yüzerliğe sahip olunmalıdır.

 

Temel Fizyoloji :

 

- Metabolizma = Besin + O2 = Enerji + Su + CO2

- Yaşamsal gaz : Oksijen

- Vital akciğer kapasitesi ortalama 4,5 litredir.

  Rezidüel akciğer kapasitesi ortalama 1,5 litredir.

  Toplam akciğer kapasitesi ortalama 6 litredir.

- Alveoller havayı kana karıştıran keseciklerdir.

- Nefes alma dürtüsüne ilk etken CO2’nin kandaki artışıdır.

- O2 azlığı bilinç kaybına yol açar.

- 30m.’den derinde azot narkozu başlayabilir.

- Dekompresyon, basınç altında azotun çözünmesiyle olur.

- ‘0 deko’ limitlerinde dalış yapılmalıdır.

- Hiperventilasyon yapılmamalıdır.

- Hipoksia O2 yetersizliği ile oluşur.

- Ruhsal ve fiziksel olarak hazır değilken dalınmamalıdır.

 

2. GAZ KANUNLARI

 

Başlıca bilinmesi gereken dört gaz kanunu vardır : Boyle Kanunu, Charles Kanunu, Dalton Kanunu ve Henry Kanunu.

 

Boyle Kanunu: Isı sabit kalmak koşuluyla, bir gaz kütlesinin basıncı hacmi ile ters orantılıdır. Diğer bir deyişle basınç arttıkça hacim küçülür, basınç azaldıkça hacim büyür.

 

Charles Kanunu : Bir gaz kütlesinin mutlak ısısı, basınç ve hacimle doğru orantıda değişir.

 

Dalton Kanunu : Kapalı bir kaptaki gaz karışımının basıncı bu gaz karışımını oluşturan gazların basınçlarının toplamına eşittir.

 

Henry Kanunu : Sabit bir ısıda sıvı içinde eriyen gaz miktarı o gazın kısmi basıncı ile doğru orantılıdır.

 

3. İNSAN YAŞAM DESTEK SİSTEMİ

 

Vücuttaki her hücrenin ayrı bir görevi vardır. Hayatı devam ettirmek, gelişmek ve özel fonksiyonları yerine getirmek için enerji temin etmesi gerekir. Bu reaksiyon gıda maddelerinin oksidasyonu ile meydana gelir. Herhangi bir maddenin yanışı gibi oksidasyonun a yakıta ve oksijene ihtiyacı vardır.

 

Oksidasyon sonucunda koarbondioksit, su ve ısı açığa çıkar. Gıdanın oksidasyonuna Metabolizma denir.

 

Oksijenin alınıp karbondioksitin atılmasına solunum denir. Vücuttaki hücrelerin bir kısmı havayla doğrudan temas edip yayılmayla (diffusion) O2 alabilen ve CO2’i aynı yoldan havaya verebilen hücrelerdir. Diğer hücrelerin bunu yapabilmesi için geniş bir sahaya çok ince olarak yayılmaları gerekir.

 

Bu nedenle gazların alınıp atılması kan yoluyla olur. Kan ciğerlerden geçerken geniş bir yayılma alanında havayla karşılaşır. Kan dokulara geldiği zaman dokularda bulunan kılcal damarlar kan ve doku sıvılarının yakından temas ettiği geniş bir saha daha meydana getirirler. Gazlar bu sahaya kolaylıkla yayılır. Kanın O2 ve CO2 taşıma kabiliyeti son derece büyüktür. Bu sayede vücudun en derindeki hücreleri bile O2’ni rahatlıkla elde edebilir ve her yönden çevriliymiş gibi CO2 fazlasını derhal dışarı atar.

   

Kan Dolaşım Sistemi Anatomisi

 

Akciğer ve dokulardaki gazın iyice yayılması için gereken geniş yüzey, kılcal damar denilen son derece küçük kan damarlarının çeperleri tarafından temin edilir. Vücudun her yanı son derece karışık kılcal damarlar ağıyla dokunmuştur. Akciğerler taşıdıkları kanı havayla temas ettirmek için kılcal damarlar hava keseciklerinin etrafına toplanırlar ve kesecikleri sararlar.Doku ve organlardaki hücreler, kılcal damarlardan birkaç mikron uzaklıkta bulunur. Kılcal damarlar bu hücrelerin hem hücreyi hemde kılcal damarları saran doku sıvıları aracılığıyla yayılarak ve ozmatik basınçla gaz değişimini sağlar.

 

Kan dolaşım sistemi her ne kadar içinde aynı kanı dolaştıran bir tek sistemden meydana gelmişsede bu sistem aslında iki devreden oluşur. Bunlardan biri akciğer dolaşımı (küçük dolaşım) akciğer kılcal damarlarına, öteki ise (büyük dolaşım) doku kılcal damarlarına hizmet eder. Her devrenin kendi arterleri, venleri ve kılcal damarları vardır. Arterler, kanı kalpten kılcal damarlara götüren ana damarlardır. Venler ise, kanı kılcal damarlardan kalbe döndüren damarlardır. Kalp hepsine pompa görevi yapar. Kan vücutta tam bir devir yaparken önce büyük dolaşımdan sonra küçük dolaşımdan kalbe gelir.

 

Kalp, ortalama bir insanın yumruğu büyüklüğündedir. Göğüs boşluğunun önünde orta yerde sağ ve sol akciğerlerin arasında, büyük bir kısmı göğüs kemiğinin hemen arkasındadır. Pompa görevi yapan kalp kas dokularından meydana gelmiştir. Kalbin içi boyuna olacak şekilde iki yarımdan oluşur ki bu kısımlar arasında doğrudan doğruya bir bağlantı yoktur. Sol yarım büyük dolaşımın pompasıdır, sağ yarım ise küçük dolaşıma aittir. Kalbin bir yarısının üst kısmında damarlarla birleşik bir kulakçık (orikuel veya atrium) ve kulakçığın altında, karıncık (ventrikül) bulunur.

 

Pompalamanın çoğu ventriküller tarafından yapıldığı için en kalın ve kaslı duvarlar onlardır. Ayrıca kalbi kontrol altında tutan valf sistemi kanın doğru yönde akışını sağlarken kanın geri gelmesini de önler. Her orikülde ve ventrikülde ayrıca ana arterlere giriş yanında birer tane vardır. Kalp kasıldığında orikül ile ventrikül arasındaki valf kanın tekrar oriküle gelmesini önler. Kalp tekrar dolması için gevşediği zaman arter ile ventrikül arasındaki valf, kanın geri dönüşünü engelleyerek arterdeki basıncı sabit tutar.

 

Bir dokudaki kılcal damarı terk eden kirli kan O2’nin çoğunu kaybetmiş ve CO2 ile yüklenmiştir. Üst göğüsteki ana toplar damarlar yani venler yardımıyla akar. Oradan sağ oriküle, trikuspit valfinden geçerek sağ ventriküle geçer. Kalbin bundan sonraki kasılması kanı pulmanik valfinden pulmaner arterlerine iter. Kan buradan akciğerlerin arteriel dallarından pulmaner kılcal damarlarına geçer. Burada yayılma yolu ile CO2 fazlalığını atar ve yeniden O2 alır. Tekrar pulmaner venle kalbe döner ve sol oriküle girer. Bu sırada kalbin gevşemesi ise kanı mitral valfi vasıtasıyla sol ventriküle itilir. Aortun ana damarlarını takip ederek doku kılcal damarlarına geçer ve O2’ni verip yeniden CO2 alır. Bağırsak veya karaciğer kılcal damarlarından geçerken gıda maddelerini toplar, artık maddeyi atmak için böbreklere, ısıyı atmak için deri kılcal damarlarına gider. (Şekil 1-2)

 

Solunum Sistemi

 

Solunum sisteminin önemli kısımları akciğerler ve onlara giden hava yollarıdır. Kaburgalarla, kaslarla birlikte göğüs, diyafram ve solunum metanik safhasında rol oynayan diğer kaslar solunum sistemini meydana getirir. Akciğerlere havanın dolması ve kirli havanın dışarı verilmesi, kaburgaları şişirip diyaframı indirerek göğüs boşluğu genişler. Bu nedenle, göğüs boşluğu ve akciğerler arasında negatif basınç meydana gelir. Bu negatif basınç etkisiyle temiz hava ciğerlere tekrar dolar. Kaburgalar yeniden alçıldığı ve diyafram normal duruma geldiği zaman akciğerlerde yüksek basınç meydana gelir. Bu da pis havanın dışarı atılmasını sağlar. İnsanın göğüs boşluğunda dış yüzeyleriyle onu çevreleyen göğüs ve diyafram arasında bir boşluk yoktur. Akciğer yüzeyini kaplayan zar (plevra) göğüs boşluğunu kaplayan zarla temas halindedir. Bu iki zar birbiri üzerinde bir sıvı yardımıyla kayarlar. Akciğerler, içinde genişleyebilen milyonlarca hava kesecikleri bulunan iki loptan meydana gelmiştir. Bu hava kesecikleri veya alveoller hava geçitlerine bağlıdır. Bu geçitler dallara ayrılır. Akciğerlerin ana hava yollarına giren hava, bütün bu alveollere yayılır. Her alveol ince, şeffaf bir zarla kaplı olup, kılcal kan damarları ağıya çevrilmiştir.

 

Solunum altı safhaya ayrılır :

1. Nefes alma

2. Akciğerlerde kan ve hava arasında gaz değişimi

3. Gazların kan tarafından taşınması

4. Kan ve doku sıvıları arasında gazları değiştirme

5. Doku sıvıları ile hücreler arasındaki değiştirme

6. Gazların hücreler tarafından kullanılması (metabolizma)

 

Solunum safhalarından herhangi biri durur veya ciddi bir problemle karşılaşırsa söz konusu olan hücreler normal olarak çalışamaz hatta yaşayamaz. Örneğin beyin hücreleri uzun süre oksijensiz yaşayamayacağı için hemen ölür veya tedavisi mümkün olmayan arızalar bırakır.

 

4. BASINCIN VÜCUT ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 

İnsan vücudunun yaklaşık %80’ni katı ve sıvılardan oluştuğundan bu bölümlerin basınç altında sıkışmadığı varsayılır. Bunun yanı sıra mide, bağırsaklar, akciğerler gibi sıkışabilen organlarla inişte ve çıkışta içteki ve dıştaki basıncın denge halinde bulunması gereken boşluklar mevcuttur. Bunlar; orta kulak, sinüsler, dişler ve ilave boşluk maskedir.

  

Kulaklar :

 

İnsan kulağı üç bölümdür : Dış kulak, orta kulak ve iç kulak

Dış kulak : Kulak kepçeleri ve dış kulak kanalından oluşmuştur.

Orta kulak : Kulak zarı, çekiç örs ve özengi kemikleri ile bunların içinde bulunduğu bölüm olup ayrıca bu boşluk östaki boruları ile gırtlağa bağlıdır.

İç Kulak : Salyangoza benzeyen ve içi sıvı dolu bir organla sinir uçlarından meydana gelmiştir.

 

Östaki boruları iç kulağın basınç dengelemesinde kullanılırlar. Duyma, kulak zarına gelen hava moleküllerinin titreşimlerinin kemikler vasıtasıyla ince bir diyafram olan oval pencerelere, dolayısıyla salyangoza ve buradanda sinirler yoluyla beyine iletilmesi sonucu gerçekleşir. Salyangoz içindeki sıvı sıkıştırılamaz  olduğundan, oval pencere                 

diyaframında içe doğru bir basınç, salyangoz içindeki sıvının diğer bir ince diyafram olan yuvarlak pencereden hafifçe dışarıya doğru taşmasıyla dengelenir. Aksi halde çok küçük bir basınçta salyangozun patlaması kaçınılmaz olacaktır. Bu iki pencere birer basınç dengeleyici olarak çalışırlar.

 

Sıkışma, iç kulak içerisindeki basıncın çevre basıncından daha düşük olduğu durumlarda ortaya çıkar. Orta kulağın dengelenmesi ile sorun çözülür.

 

Dalıcı, dalışa başladığı andan itibaren artan basınç sonucu iç basıncın dış basınçtan az olması nedeniyle kulak zarı içeri doğru çöker ve dalıcı büyük bir acı duyar. Bu arada boşluğun çeperleride hasar görür. Kan damarları dış basıncın tümünü geçirirken, damarların yakından temasta bulunduğu boşluktaki basınç düşmeye devam ederse damarlar genişler, sızıntı yapar. Sonuçta çatlarlar ve sıvı iç kulağa geçerek orta kulağın hacmini küçülterek iç kulak basıncını arttırmaya ve dengeyi sağlamaya çalışacaktır. Bu vücudun kendini korumak için ortaya koyduğu tepkidir. Bunun sonucu orta kulak içinde toplanan sıvı miktarı çevre basıncına göre değişecektir. Dalıcı bu durumda su üstüne döndüğünde içerideki sıvı nedeniyle bir çınlama sesi duyacaktır. Bu durumda tekrar dalış yapılmamalıdır.

 

Dalıcı şiddetli ağrıya rağmen dibe gidiyorsa kulak zarı yırtılır. Bu yırtılma yırtılan kulak zarı tarafında şiddetli ağrı, kulaklarda çınlama duyar ve dış kulakta kan görülebilir.

 

Kulak zarında diğer bir yırtılma nedeni ise, östaki borularında oluşan tıkanıklıklardan dolayı basınç eşitleme yapılamamasındandır. Bu tıkanmanın nedeni, genellikle mükoz veya doku büyümesidir. Östaki borusunun ılarında bulunan mükozun mikrop kapması, alerji veya soğuk algınlıkları halinde bulunduğu çeperden ayrılıp östaki borusunu tıkaması sık karşılaşılan bir problemdir.Böyle bir durumda dalış yapmak iç basıncın eşitlenememesi ve kulak zarı yırtılması ile sunuçlanacağından çok tehlikelidir.

 

Sinüs Boşlukları :

 

Bütün sinüsler kafatası içindeki boşluklara yerleşmiş olup dört çifttir. İçi hava dolu olan bu boşlukların iç çeperleri mükoza ile kaplı ve küçük kanallarla buruna, genize bağlıdır. Normal durumlarında, hava bu boşluklarda ve kanallarda rahatça dolaşabilir. Sinüslerin basınç eşitlemesi yutkunma, çene hareketi ve valsalva hareketleri sırasında gerçekleşir. Dalış sırasında bu boşlukların kanalları mükoz veya doku şişmesi gibi nedenlerle tıkanmışsa basınç eşitlemesi yapılamaz. Bu duruma sinüs sıkışması denir. Dalışa devam edilirse dayanılmaz ağrılar hissedilir. Sinüslerde hava basıncı, normal ve sıkıştırılamayan boşlukları çeviren dokulara uygulanan basınç artarsa, sonuçta bu boşluklarda bir vakum meydana getirecektir. Sinüs boşluklarının çeperlerini meydana getiren zarlar çok fazla şişer ve sinüs boşluklarında kanama meydana gelir. Böyle bir işlem vücudun bu bölgesindeki negatif basıncı yok edebilmek için dokuları şişirme, sıvı ve kanla dengeyi sağlayabilmek için uğraş vermesidir. Bu durumda sinüsler sıkışır. Oluşan ağrı çok şiddetli olduğundan dalıcı daha fazla derine inemez. Sinüsler hasara uğramamışsa, dalıcı yüzeye doğru yükselmeye başladığında ağrılardan kurtulup rahatlayacaktır.

 

Sinüslerin kanalları oldukça küçük kanallar olduklarından alerji, üst solunum yolları enfeksiyonları nedeniyle kolayca tıkanabilir.

 

Sinüslerin üç çifti, yer çekimi ile kolayca içlerini burun kanalına boşaltırlar.(frantal, edmoidal, maksiller) Yanlız yanak altlarında bulunan sinüsler (sfenoid) başaşağı dönüldüğünda içlerini boşaltabilirler. İşte bazen maskesiz, nefes tutarak yapılan dalışlarda hatta yüzerken dahi bu sinüslere dolan sular yere doğru eğilince burundan akmağa başlar.

 

Diş Sıkışması :

 

Dişlerimizin dolguları arasında bırakılmış hava boşlukları dalış sırasında diş sıkışmalarına neden olabilirler.

 

Dalış sırasında bu boşluktaki hava basıncının azalması ile dış basıncın artması sonucunda yumuşak doku hücrelerinin sıvı ve kan ile doldurarak basıncı eşitlemeye çalışır. Sinüs ve kulak sıkışmalarında olduğu gibi oldukça kuvvetli bir acı hissedileceği için daha derine dalmayı engeller. Bazı durumlarda yüzeye çıkış sırasında yine aynı boşluktaki gazın genleşmesi sonucu diş dolgusu tamamen düşebilir.

 

 

Maske Sıkışması :

 

Dalış sırasında artan dış basıncın etkisiyle, maskenin iç hacmi daralacaktır. Doğurabileceği sorun, gözlerde ve göz yuvalarında vakum sonucu oluşabilecek zarardır. Yapılması gereken, burundan maskenin içine yeterli miktarda hava üflemektir.

 

Akciğerler :

 

İnişte etkilenmesi : Ciğerler esnek bir hava boşluğu gibidirler. Nefesli dalıcının ciğer hacmi, dış basıncın artmasıyla ters orantılı olarak azalmaktadır. Bu nedenle, ciğerler ve hava yollarındaki basınç ile çevredeki su basıncı eşit kalmaktadır. Bunun ciğerlere etkisi nefes verilen anda ciğerlerin aldığı pozisyonla aynıdır. Dalıcı hiç bir şey hissetmez ama yüzebilirlikteki azalmayı farkedebilir.

 

Herşeye rağmen nefesli dalıcı için derine inmenin limiti vardır. Eğer nefesini tutarak dalan dalıcı basıncın ciğer hacmini rezidüel hacmin altına sıkıştıracağı derinliklere inerse ciğerleri zarar görecektir. Tüplü dalıcı da, eğer dalabilmek için çok sert nefes verir ve hemen normal nefes alma işlemine başlamazsa göğüs sıkışması denilen durum ortaya çıkar.

 

Çıkışta etkilenmesi : Dalıcı sualtında iken ciğerlerini, regülatörü ve hava kaynağı sayesinde sürekli ortam basıncında hava ile doldurduğu için, çıkışta ciğerlerinde oluşabilecek herhangi bir genişleme, onun için çok zararlı olacaktır. Regülatörden soluyarak dalan dalıcının ciğer hacmi nefesli dalıcıda olduğu gibi azalmaz. Tersine çıkışta da ciğerleri zaten dolu olduğu için en küçük bir genişleme bile ciğerlerin maksimum hacmini zorlayacaktır. Bundan dolayı dalıcılar çıkışta nefes tutmamalıdırlar.

Scuba dalıcılar çıkış sırasında normal soluk alma işlemini yaparlarsa ciğerlerin zarar görme riski minumum olacaktır.

 

5. DALIŞ HASTALIKLARI, BELİRTİLERİ ve TEDAVİLERİ

 

Hava Embolisi : Alveollerin yırtılıp havanın kan dolaşımına katılması yolu ile dokulara kan taşınmasını engeller.

Belirtileri; sersemleme, kişilik değişmeleri, şok, paralize, bayılma.

Tedavisi; her ne kadar hava embolisi görülen bir dalıcı için sonuç getiren acil tedavi basınç odası ise de öncelikle hastanın kımıldamaması sağlanmalı ve en yakın bir tıb merkezinde ilk tıbbi müdahale uygulaması gereklidir. İlk, oksijen tedavisi gereklidir. Geç olsa bile, basınç odası tedavisi çok etkili olacaktır. (Şekil 3)

 

Pnometeraks : Pleural Cavity ciğer ile akciğer  zarı arasına hava dolması sonucu daha yukarılara çıkıldıkça, bu araya sıkışan havanın da genleşmesi sonucu nefes alıp vermede güçlük çıkar.

Belirtileri; tek ciğerde olduğu için hemen ölümcül değil, büyük acı, kanlı öksürmek.

Tedavi; hava embolisi belirtileri olmadıkça basınç odası tedavisi uygulanmasına gerek

yoktur.Doktor göğüs boşluğundaki havayı bir iğneyle boşaltır ve gerekirse akciğerlere

hava verir. (Şekil 4)

 

Mediastinal Amfizem : Kaçan havanın iman tahtası bölgesinde kalp ve ana artere baskı yapmasıdır.

Belirtileri; bayılma hissi, zor soluma.

Tedavi; diğer sorunlar tesbit edildikten sonra hava embolisi ve dekompresyon hastalığı yoksa, tıbbi tedavi yeterlidir. (Şekil 5)

 

Subcutaneous Amfizem : Kaçan havanın traka boyunca yükselerek omuz ve ense derileri arasında sıkışması ile olur. Cerrahi Amfizem de denir.

Belirtileri; ensede baskı, ses değişikliği, deride çıtırtı hissi.

Tedavi; bu durum genelde acil bir vaka değildir ve herhangi bir tedavi gerektirmez.

(Şekil 6)

Hipoksia : Vücutta ihtiyaç olan O2 seviyesinin düşmesi nedeniyle ortaya çıkar, eğer vücuttaki bütün O2 kullanılmışsa Anoksia ortaya çıkar. Hipoksianın ortaya çıktığı durumlar:

- Eğer soluk alma durursa; istemli (nefes tutarak dalışta) veya istemsiz (boğulma,şok)

- Anemi, kansızlık (kanda O2 transferinin zayıf olması)

- Ciddi bir kanamadan sonra (O2 transferi için yeterli kan olmaması)

- Gaz zehirlenmelerinden sonra (O2 olmaması)

Tedavi; hastaya kısa sürede O2 verilmedir.               

 

Oksijen Zehirlenmesi : Oksijenin merkezi sinir sistemindeki akut etkisi ve akciğerlerin üstündeki kronik etkisi çok önemli ve ölümcül olabilmektedir.

Akut oksijen zehirlenmesi: Oksijenin kısmi basıncının 1.8 barı geçmesiyle başlar. Yani normal dalışlarda 80 m.de başlar. (ortam basıncı 9 bar olacaktır, oksijende %20’si olduğuna göre kısmi basıncı 9*20/100=1.8)

Kronik oksijen zehirlenmesi: Oksijen kısmi basıncının 0.6 bar’dan fazla olduğu gaz karışımlarının solunması ile oluşur.Yüzeyde %60 oksijen içeren havanın yeterince uzun solunması ile de ortaya çıkar.

Belirtileri; Göz seyirmesi, organlarda adale titremesi, tik halinde hareketler, konuşmada tutukluk, zor nefes alma, yorgunluk, uyku hali, korku, işitme ve sinir sisteminin etkilenmesi, şuur kaybı.

Tedavi; derhal temiz hava solunması ve gerekirse suni solunum yapılması şarttır.

 

Karbonmonoksit Zehirlenmesi : CO çok zehirli bir gazdır. Yakıtların yetersiz yanmaları sonucu oluşur. Metabolizma tarafından üretilmez, ortamdan alınır. Zehirlenme, tüp içindeki havanın kirli, tüpün paslı olması, egzos gazı yakınında tüp doldurulması gibi nedenlerle ortaya çıkar.

Belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, zihin karışıklığı, duraksamalar, paralise olma, koma ve ölüm.

Tedavi; temiz hava ve oksijen solutmak.

 

Karbondioksit Zehirlenmesi : CO2 metabolizma tarafından enerji meydana getirme sonucu oluşur, hücrelerde atılır ve solunum sayesinde açığa çıkar. Kısacası vücudun atık maddelerinden biridir. Vücutta kalabilecek CO2 limitlerinin değişmesi sonucu çeşitli problemler ortaya çıkacaktır. İnsan vücudunda fazla miktarda CO2 bulunması haline Hipercapnia, normalin altında CO2 bulunması haline de Hypocapnia denir.

Hipercapnia; solunumun bilinçli yada bilinçsiz durmasından, dalış malzemelerinin kapladığı ölü hava boşluklarından, derin dalışlarda yoğunluğu artan gazların sebep olduğu eforlu solunumdan, tüp içindeki havada seviye olarak yüksek oluşundan ve gereksiz enerji harcamaktan oluşur.

Belirtileri; zihin karışıklığı, baş dönmesi, adale spazmları, baş ağrısı, bulantı, göğüs adalelerinde sızlama ve bayılma.

Tedavi; tüm aktivite durdurulmalı, dinlenmeye geçmeli ve solunum kontrolü yapmalıdır.

 

Boğulma : Sualtında genelde bilinç kaybı ve hava yoluna su kaçması ile ortaya çıkar. Müdahalede zaman çok önemlidir. Kurtarma tekniklerinin uygulanmasından ve hastanın kendine gelmesinden 6 saat sonrasına kadar komplikasyonlar çıkabileceği unutulmamalıdır.

 

Hiperventilasyon : İstemli veya istemsiz olarak kandaki CO2 miktarının düşmesi, O2 miktarının artması ile ilgili olarak ortaya çıkan bir durumdur. Nefes alma isteğinin ertelenmesine neden olan bu durumda, tüplü dalışta iseniz derin, rahat ve sakin soluk alarak normale dönme olanağı vardır.

 

Hipotermi : Vücut ısısı 35 derece C’a düşen bir insanda hipotermi oluşur. Titreme, halsizleşme ve morarma ile başlayan ilk belirtiler hareketlerde dengesizlik, hissizlik ve bayılma ile devam edebilir. Nabız düştüğünde kalp masajı gerekebilir. Hasta sıcak tutulmalı, süratle doktor kontrolü sağlanmalıdır.

 

Şok : Yaşam fonksiyonlarının derin bir depresyon halidir. Genelde yaralanma sonucu ortaya çıkar. Erken müdahale edilmediğinde kalıcı zararlara hatta ölüme yol açabilir.

Belirtileri; düzensiz nefes alma,donuk ve nemli doku rengi, zayıf ve hızlı nabız, yerinde duramama ve endişe, bulantı, kusma, susama ve bilinç kaybıdır.

Tedavi; hasta derhal yatırılmalı, vücut ısısı korunmalı, ağızdan yiyecek ve içecek verilmeksizin kısa sürede tıbbi yardım istenmelidir.

  

Nitrojen Narkozu : Yüzeyi terkedip dalışa geçen bir dalıcı, artan nitrojen kısmi basıncının etkisi altında girmeye başlar. Başlangıçta 30 m.ye kadar hissedilebilecek bir etkisi yoktur. Derinlik ve basınç arttıkça alkol almış gibi sarhoşluk yapmaya başlar. Nitrojen narkozunun vücuda direk zararı çok derinlerde başlar (100 metrelerde), fakat asıl tehlike sarhoşluğun başlaması ile oluşur.

Tedavi; yapılması gereken şey, narkozik etkinin artmasına izin vermeyerek dalışa daha sığ sularda devam etmek ve dibe inmeyi kesmektir.

 

Dekompresyon Hastalığı : Kanda çözünmüş halde bulunan nitrojenin, kısmi basıncın kalkmasıyla kan ve vücut dokuları içerisinde gaz kabarcıkları oluşturmasıyla meydana gelir.

Dekompresyon hastalığı hafif tip ve ciddi tip olmak üzere ikiye ayrılır. Hastalığın ciddiyetinde kabarcıkların sayısı, büyüklüğü ve dağılımı önemli rol oynamaktadır.

 

Hafif Tip (Tip1) : Deri veya kas, iskelet sisteminde görülür.

Belirtileri; deride; kızarıklık, lekelenme,özellikle sırt ve karın kısmında kaşınma görülür, bir süre sonra geçer.

Kas ve iskelette; omuz ve kalça eklemlerinde hareket kısıtlılığı, ağrı görülür.

Tedavi; hafif tip bulguları tedavi edilmedende geçer ve insan hayatını tehdit etmez. Fakat başka bir hastalığın riskini arttırır.

 

Ağır Tip (Tip2) : Merkezi sinir sistemi , üriner sistemi, sindirim, iç kulağı etkiler.

Belirtileri: Sinir Sistemi; uyuşukluklar ve karıncalanmalar sinir sisteminin etkilenmiş olması anlamına gelir. Diğer belirtileri ise felç, görüşte bozulma, denge bozukluğu, kasılmalar, bilinç kaybıdır. Kişilik ve karakter bozuklukları, konuşma, anlama, okuma bozuklukları oluşur.

Görme; puslu görme, çift görme, tünel görüş, görememe, içe şaşılık, dışa şaşılık, gözün seyirmesi.

İç kulak; işitme ve denge bozuklukları.

Sindirim sitemi; çok nadirdir fakat karın kaslarında ağrı, kusma ve kanamaya yol açabilir.

Omurilik; hasar gördüğü bölgenin aşağı kısmını etkiler. Motor güç, kısmi veya tam felç, duyu sisteminde arıza, acı, dokunma tepkisizliği.

 

Dekompresyon hastalığını etkileyen FİZYOLOJİK faktörler :

Genel sağlık durumu, sigara kullanımı, alkol, yaş, yaralanmalar, vücut sıcaklığı, yorgunluk, cinsiyet, ilaç kullanımı.

Dekompresyon hastalığını etkileyen FİZİKSEL faktörler :

Derinlik ve zaman, sualtındaki aktiviteler, yanlış deko düzeni, mükerrer dalış, mükerrer çıkış, çıkış hızı, dalış sonrası aktiviteler.

 

Tedavi; en yakın bir tıbbi merkeze rekompresyon tedavisi için nakledilmelidir. Bu arada %100 oksijen verilmeli ve nakil sırasında mümkünse hasta yatar pozisyonda, ayakları başından max. 30 derece yüksekte ve sol tarafına yatırılmış durumda olmalıdır.

(Trandelenburg manevrası)

 

Medikal tedavide yarım saat kadar oksijen, beş dakika ara periyodu uygulanır. Serum tatbik edilir. Pıhtılaşmayı engellemek için bir tane aspirin verilir. Vitamin, antibiyotik ve ödem oluşmasını engelleyici kortikosteroid uygulanır.

 

      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3T8  DALIŞ MALZEMELERİ GENEL TEKRARI

 

MASKE : Ortamdaki ışık objelerden yansıyarak gözbebeğimizden geçerek gözün arka tarafındaki retina üzerinde objenin şeklini düşürür. Böylece görme gerçekleşir. Bu sistem odak noktaları ışığın havadaki kırılma indeksine göre düzenlenmiştir.

          

         Su, havaya göre çok daha yoğun bir ortamdır. Işığın sudaki kırılma indeksi havaya göre farklı olmasından dolayı objenin şekli tam olarak retina tabakası üzerine düşmez ve bulanık bir görüntü oluşur. Maske, daha doğrusu maskenin camı ile göz arasındaki hava sayesinde net bir görüş sağlanır.

 

MASKEDE ARANILACAK ÖZELLİKLER :

 

1-)  Maskesiz yaklaşık 170 derecelik bir görüş açısına sahipken, maske ile bu açı 140 derece civarına düşer.

      Maske seçerken görüş açımızı daha fazla daraltmayacak bir maske tercih edilmelidir.

2-)  Maskenin iç hacmi küçük ve burnu da içerisine alacak şekilde olmalıdır. Yüzücü gözlükleri burunu

      dışarıda bıraktığından dalış için uygun değildirler.

3-)  Maskenin camı ısıl işlemde geçirilmiş yani Tempered cam olmalıdır.

4-)  Maskenin kayışları çift bantlı kolay ayarlanabilir ve tercihen oynar başlıklı olmalıdır.

5-)  Yüz yapısına uygun olmalıdır. Maske seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konu, maskenin

      kayışlarını kafamıza geçirmeden maskeyi yüzümüze yerleştirip burnumuzdan nefes çekerek

      içindeki havayı boşalttığımızda yüzümüzde vakumlanıp durması gerekir. Nefes çekmeye devam

      ettikçe hava gelmemesi gerekir. Maske bu konumdayken düşüyor ya da hava gelmeye devam ediyorsa

      bu maskenin yüzümüze uygun olmadığı anlamına gelir. Hava geçen yerden dalış esnasında su da

      geçeceğinden dalışta maskemiz su alacaktır.

6-)  Numaralı gözlük kullanan dalıcılar (miyop) özellikle 1.5 – 2 numaradan sonra optik cam kullanma

      ihtiyacı duyabilirler. Çift camlı olarak adlandırılan maskelere genellikle optik cam takılabilir. Ama

      üretici firmanın her çift camlı modeline de optik cam uymayabilir. Maske satın alınırken satıcıdan

      onay alınması gereklidir. Lens de kullanılabilir ancak geçirgen ve yumuşak lensler tercih edilmelidir.

      Göz bebeği ile lens arasında hava kalmamalıdır. Sakınca ve risklerinden dolayı lens kullanımı tavsiye edilmez.

7-)  Maskenin yüze temas eden kısmı tercihen silikon olmalıdır. Silikon malzemeler şeffaf, siyah

      ve metalflex renklerde olabilir.

           

    Yeni maskelerde yaşanan en önemli problem ise buğu yapmalarıdır. Bu sorun en pratik olarak maskenin iç tarafındaki cama tükürülüp, ovalanarak ve suda çalkalanarak çözülür. Piyasada satılan buğu önleyici sprey yada sıvılar yeni maskelerde bazen yeterli olmayabilir. Bir diğer çözüm yolu ise maskenin iç taraftaki camının üzerine beyaz diş macunu sürülüp iyice sıvanır, dalış yapılacak günü sabahında ise maskedeki diş macunlarını yıkamak başlangıçta oluşacak buğu problemini en aza indirecektir.

 

ŞNORKEL : Bir dalıcının kafasını suyun üzerinde tutarak uzun mesafeler yüzmesi oldukça yorucudur. Ayrıca, su yüzeyinde maske ile dibi seyrederken nefes almak için sürekli kafamızı dışarı çıkartmak zorunda kalırız.Bu nedenle kafamızı sudan çıkartmadan nefes almamızı sağlayan ağız kısmında diş ve  dudaklarımızla tutabileceğimiz MAPS adı verilen bir parça bulunan  J şeklindeki borulara SNORKEL adı verilir. SCUBA dalıcısının snorkeli olması; dalış noktasına satıhtan yüzmek, dalış çıkışında tekneye yada kıyıya yüzmek için gereklidir.

 

SNORKEL SEÇİMİNDE ARANILACAK ÖZELLİKLER :

 

           Çeşitli snorkel tiplerine rastlamak mümkün olup, körüklü, subaplı, dalga kıranlı gibi tipler mevcuttur. Ancak, tercih edilmesi gereken hiçbir ilave özelliği olmayan J şeklinde borudur. Snorkel ile dalış yaptığımızda borunu içerisine su dolacağından yüzeye çıkınca hemen nefes almamız mümkün olmaz. Yapılması gereken ciğerimizde mevcut havayı ağzımızdan kuvvetlice dışarı üfleyerek yunuslar gibi borunun içindeki suyu hava tazyikiyle dışarı püskürtmeliyiz. Bu sayede borudaki su tahliye olacağından ağız yoluyla tekrar nefes almamız mümkün olacaktır. Subaplı tiplerde ise borudaki suyun ağırlığından ötürü daha az hava üfleyerek suyu kolayca tahliye etmek mümkündür. Ancak, bu tip snorkeller pahalı oluşları ve kolay arıza yapabilmeleri nedeniyle pek tercih edilmemelidir.

           

         Sanılanın aksine snorkel borusunun uzun olması avantajdan çok dezavantaj getirir. Ciğerlerimizin çalışma basıncı suyun 50 cm. altında vücudumuza etki eden ortam basıncını yenemez. Ayrıca. İç çapı çok büyük, botu uzun snorkeller de verdiğimiz nefes borunun içerisinden yeteri kadar tahliye olmayacağından biriken karbondioksit tekrar nefes aldığımız havayı kirletecek ve karbondioksit zehirlenmesine yol açacaktır. Buna göre snorkel :

 

1-) 30 – 45 cm. boyunda olmalıdır.

2-) Şnorkel borusunda çap değişimine neden olan ekler olmamalıdır.

3-) Ağza iyi oturmalıdır.

4-) Maskeye bağlantı parçası olmalıdır.

  

PALET : Sualtında ve yüzeyde dalıcılar sürtünme kat sayısı yüksek malzemeler kullanmak zorunda olduğundan yüzebilmek için palet kullanmak zorundadırlar. Dalıcının su içerisindeki hareketini sağlayan en önemli araç, bacağın ayak doğrultusunda uzamasını sağlayan palettir. Ayağa oturan kısım ve pala adı verilen uzantısı olan iki kısımdan meydana gelmekle beraber paletleri pala yüzeylerine göre 3’e ayırabiliriz.

 

            a- Düz yüzlü               b- Kanallı                    c- Off-set

 

 DÜZ YÜZLÜ PALETLER: Genellikle tek, çift veya üç değişik malzemenin birlikte kullanılmasıyla üretilirler. Başlangıç aşamasındaki dalıcılar için uygundur. Deneyim arttıkça hız ve manevra kabiliyetine ihtiyaç duyulacağından kanallı paletler yönelmek ihtiyacı doğacaktır. Satıh yüzmelerinde yorucu olabilir.

 

KANALLI PALETLER: Genellikle tüplü dalış için dizayn edilip tek malzemeli olarak imal edilmişlerdir. Suyun direncini azaltıp, hızı arttırmak için pala kısmına kanal yada kanallar açılmıştır. Kanal yapısı uygun değilse performansı düşürme etkisi yaparlar.

 

 OFF-SET PALETLER : Uzun ve geniş palalı olup, apnea da denilen nefesli dalışlarda gerekli olan yüksek hızı sağlarlar. Ancak, SCUBA dalışlarında hareket serbestliğini kısıtlayacağından pek tercih edilmezler. Uzun palalı paletler kramplara neden olabilirler. 

 

Ayrıca paletleri açık ve kapalı tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Kapalı paletler daha ucuz ve çoğunlukla hafif, kolay kullanımlıdırlar. Soğuktan korunmak için dalıcılar patik giymeleri gerekir, kolay giyilebilmesi için fermuarlı, kıyıda veya teknede yürürken zarar görmemek için tabanlı patiklerin tercih edilmesi faydalıdır, kapalı paletler çıplak ayağa giyilmesi gerektiğinden tabanlı patikle giyilemezler. Bu durumda da açık tip palet kullanılması gereklidir. Kapalı paletler tüplü dalış için dizayn edilmiş daha performanslı paletlerdir. Pahalı olmaları ve patik maliyeti getirmeleri dezavantajlarıdır.

 

AĞIRLIK KEMERİ : Sualtında kullandığımız malzeme ve ekipman özellikle elbise nedeniyle batabilmek için kemer ve kurşun ağırlık kullanmamız gerekir. Ağırlığın miktarı için vücut ağırlığımızın % 10’u (+/- 2 kg) kadarı uygun olacaktır.

 

DALIŞ ELBİSELERİ : Dalıcının su içerisinde ısı kaybını azaltmak için dalış elbisesi kullanması gereklidir.  Dalış elbiseleri genellikle % 95’i mikroskobik hava veya azot kabarcığı, kalanı vulkanize kauçuk yapıda olan ve neopren adı verilen özel bir kumaştan imal edilmişlerdir.

 

Islak, yarı –kuru ve kuru olmak üzere üç çeşit elbise mevcuttur. Islak ve yarı-kuru elbiseler genellikler neopren malzemeden imal edilmişler 2.5-3-4-5-5.5-6- 6.5-7 mm. Kalınlıkta olabilirler. İç kısımları jarse kaplı elbiseler kolay giyilmeyi, estetik  renkleri nedeniyle tercih edilebilirler. Ülkemiz sularında yaz-kış dalış yapılacağı göz önüne alınacak olursa ideal kalınlık seçimi 5 – 5.5 mm olmalıdır. Elbiseler tek parça tulum, kısa kol ve kısa paçalı (shorty), pantolon-ceket-başlık üç parça, bahçıvan pantolon-başlıklı ceket ve benzeri modellerde olabilir. İklim şartları dikkate alınırsa bahçıvan pantolon ( long-john)- başlıklı ceket tercih edilmelidir. Elbise kalınlığı arttıkça daha fazla ağırlık ihtiyacı doğacağından, sıcak havalarda giyme zorluğundan, kalınlık azaldıkça da üşüme ardında da Hipotermi riski artacağından kişi kendi özelliklerine uygun elbise kalınlığını tercih etmelidir.

           

          Giyinme zorluğu çekmek istemeyenler ıslak tipte, kol ve bacak ağızları fermuarlı elbiseleri dikkate almalıdır. Yurdumuz sularında yaz ve kış dalış yapmaya en elverişli elbise tipi ise kol ve bacaklarında bir nevi conta vazifesi gören özel doku bulunan ve yarı-kuru olarak adlandırılan elbiselerdir.

 

Kuru tip elbiseler ise, neopren veya daha sık dokusuyla su ve hava geçirmeyen ince membran malzemeden, patikler elbiseyle birleşik, boyun ve kollar su sızdırmaz contalı ve fermuarlar da aynı şekilde su sızdırmaz özelikte imal edilirler. Kuru tip elbiselerin içine tulum şeklinde iç elbise yada günlük hayatta kullandığımız yün dokuma kıyafetler giymemiz ısı kaybını önemli ölçüde azaltacaktır. Fermuarın bozulması yada elbisenin delinmesi riskine karşı özel tamir takımı bulundurmak ve elbiseye özel bakım gereklidir. Ayrıca, artan ortam basıncının etkisiyle elbisenin içine basıncı eşitleyecek su girişi olmadığından sıkışma problemi yaşanacaktır. Bunu önlemek için elbisenin içine hava basılması gerekir. Tüm bu nedenlerle kuru tip elbisenin kullanımı için özel eğitim ve tecrübe gereklidir. Çok soğuk ortamlarda gerekli olması ve diğer elbise çeşitlerine göre fiyat yüksekliği nedeniyle ülkemizde pek yaygınlaşmamıştır.

 

ELDİVEN-PATİK : Soğuk ortamlarda el ve ayaklardan ısı kaybını önlemek, kıyıda yere basarken yaralanmayı önlemek ve elerimizi sert cisimlerden, zararlı deniz canlılarından korumak için patik ve eldiven giyilmesi gereklidir. Patikler sert tabanlı, çorap şeklinde, fermuarlı ve fermuarsız tipleri mevcuttur. Sert tabanlı tipler kapalı paletle kullanılamayıp, açık tip paletle kullanılabilirler.

 

BIÇAK : Bıçakla dalmanın amacı, sualtı yasratıkları ile savaşmak değil , sualtında sorun yaratabilecek ağ ve ipleri kesmektir. Bıçağın saplam bir yapısı olmalıdır. genellikle bacağa takılan bir kılıfı vardır ve kolay ulaşılıp çıkarılabilecek şekilde takılır. Paslanmaz çelikten, 3-5 mm kalınlığında, 15-20 cm. uzunluğunda olan dalış bıçaklarının bir tarafı keskinleştirilmiş, diğer tarafı  ise testere dişliidir. Ayrıca çekiç görevi görecek bir kafaya ve tornavida işlevi gören bir uca sahip olanları vardır. Dalış bıçaklarını temiz ve yağlı bir şekilde saklamak ve keskinliğini düzenli bir şekilde konrtrol etmek gerekir.

 

DERİNLİK SAATİ: Bütün dalıcılar ne kadar derinliğe indiklerini bilmek isterler, aletli dalışta ise ne kadar derinliğe indiğini bilmek şarttır. En basit derinlik saati ıkapiler tiptir. Bu ince, bir ucu kapalı kılcal bir boru içindeki havanın dış basınç ile sıkışması sonucu çalışan bir göstergedir. Basit bir mekanizması olduğu için doğru gösterir, ancak 10 mt.nin üzerindeki derinliklerde okunması zor olduğundan güvenilir değildir. En iyi derinlik derinlik saati kapalı Bourdon tüplü yada diyaframlı tiptir. bourdon tüpü su basıncı altında uzayan bir çeşit mekenizmaya sahiptir. Böylece, tüpün ucunda ucun da bulunan önceden ölçeklenmiş bir ibre derinliği gösterir. Diyaframlı tip de aynı ilke ile çalışır. Diyaframa bağlı bir ibre su basıncını gösterecektir. Derinlik saatleri dayanıklı olmalı ve doğru göstermelidir. Bazı modellerde sıfır ayarıda bulunur. Derinlik saatlerini dikkatli muhafaza etmek gerekir. Aldığı darbe sonucu yanlış göstermeye başlayan bir derinlik saati yanlış hesaplamalara ve sonuçta büyük tehlikelere yol açabilir.

 

PUSULA: Sualtında yön kaybetmek çok kolaydır. Serbest dalıcılar yönünü yüzeyden rahatlıkla bulabilirler, ama aletli dalıcı bunu yapamaz. Pusula, basit ve kullanılışı kolay bir yön bulma aracıdır. Pusula genellikle bileğe veya konsol üzerine takılı olarak taşınır. İçi sıvı doludur. Yön çizgileri ayrıntılı ve rahatça okunabilecek şekilde çizilmiş olmalıdır. Gidiş yönü oku ve bir ibresi vardır. Ayrıca birde dönebilen bir çembere sahiptir.  Ayrıca çeşitli özelliklere sahip elektronik pusulalarda vardır.

 

DALIŞ BİLGİSAYARI: Dalış bilgisayarları, kronometre, derinlik saati işlevlerini birleştiri, dalış derinliğini, süresini ve dalış profilini sürekli kaydeder. Bu veriler göre ardışık dalışlarınızın limitlerini hesaplayarak emniyetli bir dalış planınızı yapmanızı sağlar. Deko duraklarının gereklilkiğini hesaplayarak gerektiğinde sizi bu konuda uyarır. Ayrıca dalış sırasında çıkış hızınızı da denetleyerek hızlı çıkışlarda uyarır. Bazı bilgisayar modellerinde tüpünüzde kalan havayı algılayarak hava tüketiminizi ve kalan havanıza göre daha ne kadar sualtında kalabileceğinizi bildiren donanım ve özellikler vardır.

 

KILAVUZ HALATI: Bu tür halatlar görüşün az olduğu sularda çok kullanışlıdır. 2 mt. uzunluğunda, her iki ucunda birer büyük kanca bulunan bir ip bu iş için yeterlidir. Dalıcıların birbirlerini kaybetmemeleri yanı sıra birbirleri ile haberleşmeleri içinde kullanılabilir.

 

FENER: Karanlık sualrda ya da gece dalışlarında fener, etrafı görebilmek ve işaretleşebilmek için gereklidir. Gündüz ise kayaların karanlık kovuklarını inceleyebilmek  için yararlıdır.

 

YAZI TAHTASI: Sualtında not almak yada işaret ile anlatılamayan durumları yazmak, notlar almak, dalış verilerini kaydetmek vb. amaçlarla kullanılabilir. Fleksi bir yazı tahtasına sualtında kurşun kalemle istenilen notler rahatça alınabilir.

 

 

Regülatör , Ahtapot ve Konsol :

 

Sualtında derine indikçe her 10 metrede 1 atm artan ortam basıncı söz konusudur. 1 atm atmosferik basınçta eklendiğinde 10 metrede 2 atm , 20 metrede 3 atm vb şekilde ortam basıncına maruz kalıyoruz demektir. Su altında nefes alabilmek ve vücudumuz üzerindeki dış basınçla , içindeki boşluklarda oluşan iç basıncı dengeleyebilmek için yüksek basınçlı hava (200 atm) ile doldurulmuştur.Regülatör, tüpteki yüksek basınçlı havayı solunabilir ortam basıncına indiren ekipmandır. İlk üretildiği yıllarda regülatör  tek kademeli ve çift hortumlu olarak dizayn edilmişti(Deva tipi), bu tip regülatörler günümüzde artık üretilmemektedir.Bu regülatörlerde basınç tek kademede ortam basıncına indirilmekteydi ve arıza durumunda ciddi problemler  oluşabilmekteydi.Tüpün vanasına bağlanan tek kademeden başımızın iki tarafından gelen körüklü çift hortum ağzımızın önünde bir maps üzerinde birleşir ve sağ hortumdan hava gelmekte ,sol hortumdan üflenen hava dışarı çıkmaktaydı.Bunu hortumların maps kısmındaki supaplar sağlamaktaydı.Bu supaplardaki bir arıza aynı nefesin tekrar tekrar solunmasına neden olmaktaydı.Ayrıca önümüzdeki konularda göreceğimiz çimlenme denilen ,aynı regülatörden iki kişinin sırayla nefes alması (acil durumlarda) uygulanamamaktaydı.Regülatörün ağızdan çıkarılması halinde ise içine giren suyun tahliyesi oldukça zordu.Bütün bu nedenlerden dolayı bu tip regülatörlerden vazgeçilmiş ve bugün kullandığımız iki kademeli ve tek hortumlu(Pro tipi) regülatörler kullanılmaya başlanılmıştır.Bu regülatörler tüpün vanasına bağlanış şekline göre DIN veya INT (Yoke) regülatör olarak ayrılırlar.

 

Ülkemizde çoğunlukla rastlayacağımız Int normu regülatörler olup hem tüp vanalarının birçoğunda hem de regülatörlerde basit bir adaptörle bir normdan diğerine geçmek oldukça basittir.Bu regülatörlerde birinci kademe tüpün vanasına monte edilen yüksek basınç ve orta basınç kısmından, ikinci kademe ağzımızda soluma amacıyla kullandığımız düşük basınç kısmından oluşur.

a) Birinci kademede 4 ila 6 çıkış vardır.Bunlardan en az biri yüksek basınç odacığına açılır. Bu çıkış yüksek basınç çıkışıdır ve HP (High Pressure) harfleriyle birinci kademe üzerinde belirtilir.Bu çıkışa tüpümüzdeki basıncı görebilmemiz için sadece manometre bağlanabileceği gibi ,manometreyle birlikte derinlik saati bulunan ikili konsol veya pusula ilave edilerek üçlü konsol diye adlandırılan konsol da takılabilir.Dalış bilgisayarlarının da konsol olarak kullanıldığı modeller vardır.Birinci kademe de bir de orta basınç odası bulunur.Orta basınç odasında deniz suyunun uyguladığı ortam basıncı ve 8.5-10.5 atm. kuvvetindeki yayın baskısıyla [ ortam basıncı +(8.5-10.5) atm] ‘lik havanın izin veren diyafram veya piston sistemi mevcuttur ve bu orta basıncın geçmesine izin verilen odada genellikle 4 düşük basınç çıkışı mevcuttur.Bu çıkışlardan birine regülatörümüzün ikinci kademesi , birine ahtapot veya oktopus denilen ikinci bir 2.kademe ki bu bir emniyet malzemesidir dalış arkadaşımızda herhangi bir sebeple hava problemi oluşursa bizimkini kullanabilmesi içindir.Bir diğer çıkışa BC diye adlandırılan yüzerlik dengeleyici yeleğimizin( ileriki paragraflarda daha geniş bahsedeceğiz) kamçısı(inflatör) monte edilerek tüpten gelen havayla şişirilebilir.Dördüncü düşük basınç çıkışına da eğer kullanılıyorsa kuru elbise inflatör kamçısı monte edilebilmektedir.

 

b) İkinci kademe ise yine bir diyafram yardımıyla deniz suyunun  oluşturduğu baskıyı ileten ve ortam basıncında hava geçmesine izin veren bir sisteme sahiptir ve ağzımızın önünde devamlı ortam basıncında solunabilir hava olmasını sağlar.

 

Tüm dalış malzemelerimiz hayati öneme sahip malzemelerdir.Ancak regülatörümüz soluduğumuz havayı sağladığı için en hayati malzememiz olarak değerlendirilebilir. Birinci kademenin tüpün vanasına bağlanan hava girişi sızdırmaz bir tapa ile kapatılmıştır.Bu tapa ancak regülatör tüpe monte edileceği zaman açılmalı ve hiçbir zaman regülatörün 1.kademesinin içine su kaçırılmamalıdır. Tüm malzemelerimiz olduğu gibi regülatörümüz de güneş altında bırakılmamalıdır, rasgele bırakıldığı zaman üzerine gelebilecek bir darbeyle bazı parçalarının kırılabileceği unutulmamalıdır ve mutlaka dalış sonrası  tatlı su ile yıkanılıp öyle kaldırılmalıdır.Yıkama sırasında birinci, kademedeki tapanın iyi yerleştirildiğine dikkat edilmelidir.Özellikle tüpe bağlı iken taşıma sırasında su içinde veya kıyıda regülatörümüzün hiçbir parçası yere değmemelidir,aksi halde içine kaçabilecek kum, çakıl, toprak dalış esnasında regülatörümüzün arızaya geçmesine sebep olabilecektir.

 

Tüpler  :

 

Sualtında yeteri kadar kalabilmemiz için soluyacağımız havayı yanımızda depolamamız gerekir.Atmosferik şartlarda bu hava en az bir telefon kulübesi kadar yer kaplayacaktır.Bir telefon kulübesiyle dalmamız mümkün olmadığına göre yüksek basınçta sıkıştırılmış (200-300 atm) hava tüpleri ile dalmamız ve regülatör yardımıyla bu havayı ortam basıncında solumamız gerekmektedir.Amaçlarına göre tüpler 0,5 – 0,7 – 1 – 2 – 4 – 7 – 10 – 12 – 15 – 18 litre ve hatta 2*10 veya 2*12 litre gibi ortak vanayla birleştirilmiş olabilirler.4 litreye kadar olan tüpler sualtı monopalet yarışmaları,BC veya ABLJ (ileriki paragraflarda anlatılacak) şişirilmesi, yedek hava kaynağı olarak kullanılabilmekte, 7 litre tüpler deko tüpü ,eğitim dalışı junior dalışlarında kullanılmaktadır.Genelde dalış maksatlı tüpler 10 – 12 – 15 – 18 litre ve az olarak rastlanabilecek 2*10 veya 2*12 litre olanlardır.Bayanlarda 10 – 12 litre, erkeklerde 10 - 15 litre ideal hacimlerdir ve rekreasyonal (sportif) dalışlar için yeterlidir.

 

          Tüplerin yapıldığı malzemeler çelik veya alüminyum alaşımları olabilir ve birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları vardır.Çelik tüpler korozyona daha az dayanıklı ve daha fazla bakım gerektirirler.Alüminyum tüpler ise daha fazla et kalınlığına sahip olduklarında daha büyük bir dış hacme dolayısı ile daha fazla kaldırma gücüne sahiptirler ve dalıcının daha fazla ağırlık takması gerekir bu da dalış konforu açısından tercih edilmeyen bir durumdur.Tüplerin vanaları çelik malzemeden yapıldığı için  alüminyum tüpler dalış sırasında boşaldıkça vana daha ağır geleceği için dalıcı baş aşağı pozisyona gelmeye zorlanacaktır. Her iki tüp tüpünde de dezavantajların giderilmesi mümkün olup (biraz fazla ağırlık alıp , kemerimizi kalçamıza yakın bağlamak veya tüpün bakım ve testine dikkat etmek gibi) dalış hayatınız boyunca kendi tüpünüzü kullanamayacağımız yerlerde (uzak seyahatler gibi) her iki tüp tipine de rastlayabileceğiz.

 

Yüksek basınçlı havadaki ne tüpün içinde yoğunlaşarak bir su tabakasına neden olabilecektir.Hareket halindeyken tüpümüzden sıvı çalkantı sesleri duyarsak mutlaka tüpümüzün havasının boşaltılıp , vanasının çıkarılıp gözle kontrol edilmesi ve gerekiyorsa tüpün temizlenme işlemi yetkili bir servis tarafından yapılmalıdır.Tüpümüzde fark edilmiş bir problem olmasa dahi her yıl bir kere bu kontrol yapılmalıdır.

 

Tüplerimiz patlama riski taşıyan bir ekipmandır.Uzun süre ve sık kullanılmış bir veya birkaç kere darbe almış ,kullanım basıncı üzerinde basınçlarda kullanılmış, aşırı derecede korozyona uğramış tüplerde bu risk artar.Bu nedenle tüpler ,çeliklerde ,kullanım basıncının 3/2 oranında , her 2 yılda (bazı kaynaklarda 5 yılda bir ibaresine rastlanabilir , esas alınacak tarih tüpün üzerinde yazılı olandır), alüminyumlarda kullanım basıncının 5/3 oranında her beş yılda bir hidrostatik teste tabii tutulmalıdır.Test yapılmamış tüplerin kullanımı ve dolum yapılması sakıncalıdır. Testi  yapılmış ve uygun kullanılmış tüplerin patlama riski yoktur denebilir.               

 

Tüplerin üzerinde imalatçı firma ismi,hacmi, kullanım ve test basınçları, boş ağırlığı, üretim ve bir sonraki test tarihi , malzeme kodlanması imal ettiren firma bilgileri yazılıdır.

 

Tüplerimizin , dalış zamanı, teknede veya herhangi başka bir yerde dik olarak bırakılmaları düşme riski oluşturduğundan sakıncalı olup her zaman tüpümüzün yere yatırılması ve yuvarlanma riskine karşı desteklenmesi veya dik durması halinde sabitlenmesi gerekmektedir.

 

Tüpler bir yerden bir yere taşınırken ,düşürme ihtimaline karşı yere olabildiğince yakın taşınmalıdır.Tutma sapı olamayan tüplerde  vanadan taşınırken elimizle vanayı açma ihtimaline karşı vanayı kapamaya zorlayacak şekilde taşımalıyız.

 

Uzun süre kullanılmayacak tamamen boşalmış tüpler vanaları kapalı dahi olsa nefes alır yani içine hava girişi olacaktır.Bu da tüpün içine nem girmesi demektir.Tamamen dolu tüplerin içindeki zaten varolan nem hem tüp için korozyon nedeni olacak, hem de dalıcı için kullanılması sağlık yönünden sakıncalı bir hava oluşacaktır.Ayrıca Tüpün tamamen dolu olarak saklanması 200 atm gibi yüksek bir basınçtan dolayı metal yorulmasına sebebiyet verecektir ki bu da tüpümüzün ömrünü kısaltacaktır.Uzun süre kullanılmayacak tüplerin dik olarak içinde az bir basınçla (10-30 atm) depolanması gerekir.Böylece içindeki basınçlı havadan dolayı içine dışarıdan nem girişi olmayacaktır.Ayrıca eğer tüpün içinde sıvı varsa dik durduğundan dibinde ,et kalınlığının en fazla olduğu bölgede kalacak ve korozyon etkisi en az düzeyde tutulmuş olacaktır.

 

Tüp Vanaları :

 

Tüpümüzdeki yüksek basınçlı havayı kullanabilmemiz için regülatöre gereksinim duyduğumuzu daha önce görmüştük.Bu regülatörün tüpe takılması ve tüpteki havanın birinci kademeye geçmesine izin vermek, gerektiğinde hava yolunu kapamak için tüpümüzün boğaz kısmına vidalanarak monte edilmiş vanaları kullanırız.değişik tipte vanalar olmakla birlikte en genelinde vanaları bir musluğa benzetebiliriz.Saat ibresi yönünde kapanır ve ters yönde açılır.DIN ve INT normu vanalara rastlanabileceği gibi 200 bar (atm) ve 300 bar standartlarında DIN normu vanalar da mevcuttur.

 

Bu vanaların normları  basit bir adaptörle birbirine çevrilebilirler ve aynı normda regülatör kullanılması gerekir.Vanaların hepsi diğer norma adaptörle çevrilemez bu durumda özellikle dalış merkezlerine gittiğimizde zor durumda kalmamak için regülatörümüze uygun vanalı tüp olup olamadığını yoksa adaptörle dönüştürme imkanını merkezde ayarlamalıyız.             

 

Vanalar çift çıkışlı ve/veya rezervli olabilirler.Çift çıkışlı vanaya iki ayrı regülatör takılabildiğinden ilave emniyet sağlar.Rezervli vanalar ise  tüpün içinde 40 bar veya daha az hava kaldığında bir yay kuvveti yardımıyla hava geçişini kapatan vanalardır.Bir tel veya çubuk bu vanalara takılıdır ve çekildiğinde mekanik olarak yay kuvveti ortadan kaldırarak kalan havanın regülatöre geçişine olanak verir.Bu bir uyarı sistemidir.Dalıcıya havasının az kaldığını ve çıkışa geçmesi gerektiğini hatırlatır.Genelde eski vanalar rezervli üretilmiştir.Günümüzde konsolumuzdaki manometreden tüpümüzde kalan hava miktarını kontrol altında tutabildiğimizden rezervli vana tercih edilmemektedir ve bu sebeple de artık üretilmemektedirler.Rezervli vanayı kullanırken dikkat etmemiz gereken bazı hususlar aşağıdaki gibidir :

            - Tüp doldurulurken rezerv açık olmalıdır, aksi halde tüpe hava basamayız

            - Dalışa başlarken rezerv kapalı olmalıdır, açık unutulması durumunda hava gelişi kesildiğinde

              tüpümüzde hava kalmamış olacaktır

            - Dalış sırasında bir yerlere takılıp zamansızca erkenden açılabilir

            - Tüpün dalış sonrası yıkanmaması sebebiyle biriken tuz kristalleri nedeniyle mekanizmanın

              sıkışma ve iş görememe ihtimali vardır.

            - Tüm bu sebepler yüzünden artık rezervli tüpler tercih edilmemektedir.

 

 Vanalarımızı açarken saat dönüş yönünün tersine sonuna kadar yavaşça açıp, yarım tur geri çeviririz.Kapatırken de ters yönde sonuna kadar ancak fazla sıkmadan parmak kuvvetiyle kapamalıyız.Fazla sıkılması vanamızın arıza yapma riskini arttıracaktır.

 

En yaygın olarak rastlayacağımız INT normu vanalarda regülatörün takıldığı bölümde O-ring adı verilen dairesel kesitli sızdırmazlık contası vardır.Bunun olmaması durumunda hava basınçla dışarı kaçarak regülatöre yeteri kadar gelmeyecektir.O-ring’in çapaklı,tuz kristalleri birikmiş veya çizilmiş,yırtılmış veya deforme olması hallerinde O-ring patlaması dediğimiz olay gerçekleşebilir ve yine tüpteki hava dışarı kaçarken regülatörümüze yeterli hava gelmeyecektir.Bu durumda hava hızla boşalır ve su dışındaysa bayağı gürültüye sebep olur.Bunun olamaması için regülatörü vanaya monte etmeden önce O-ring kontrol edilmeli regülatör vanaya monte edilirken tam ağız ağza getirilerek regülatörün ağırlığı elimizde olacak şekilde O-ringin üzerine düzgün basmasını sağlayarak monte etmeliyiz.O-ring patlaması genellikle monte edilip n-vana açıldıktan sonraki ilk 10 dakika içinde meydana gelir.Bu yüzden dalışa hazırlanırken ilk iş olarak regülatörümüzü,BC mizi  tüpe monte ederek bir kenara düzgünce yatırıp ,sabitleyip  giyinmeye gidersek bu riskli süreyi dışarıda hazırlık sırasında geçirmiş oluruz.Eğer patlama olursa da suya girmeden müdahale etme  imkanımız olur.

 

BC – Yüzerlik dengeleyicileri

 Buoyancy Compansator - yüzerlilik dengeleyici kısaca BC dediğimiz bir ekipmanımızdır.

 

BC tüpümüzün üzerine monte edildiği , tüpten gelen düşük basınç hortumuyla veya ağızla şişirilebilen, ceket gibi giyilebilen bir ekipmanımızdır.İçine hava verilmek suretiyle bizi dalış öncesi ve sonrası yorulmadan su üstünde tutar.BC’mizi  inflatör den şişirdiğimiz gibi yine inflatörden    söndürerek dalışa geçeriz. Derinlikle birlikte vücudumuz üzerindeki basınç ta artacağından  elbise ve vücut hacmimiz küçülecektir.Sonuçta suyun kaldırma kuvveti azalacağından derinde yüzerliliğimiz negatif olacağından batmaya başlarız.Bu aşamada BC’mizin içine yeteri kadar hava basmak suretiyle yüzerliliğimizi nötr hale getirerek daha konforlu bir dalış yaparız.Bu durumda paletlerimizi aşağı doğru vurup sabit durmaya çalışmak yerine sadece yatay pozisyonda vurarak rahatça ilerlememize yarar.

 

Çeşitli dizaynlarda BC’lere rastlamak mümkündür.Omuzları tokalı veya tokasız, her tarafı veya sadece sırt kısmı şişebilen, sert veya yumuşak sırtlıklı ,ağırlık entegreli, cepli, metal veya plastik D-ring halkalı, omuz ve/veya belden hızlı hava tahliyeli değişik modeller mevcuttur. Ancak her BC’de inflatör hortumu ve ağızdan şişirme mapsı bulunmaktadır.

 

BC’lerde tüpün takıldığı sırtlık kısmındaki kolonların metal veya yaygın olarak plastik tokaları olabilir.Tüpün sıkıştırıldığı  plastik tokanın üzerinde kolon kayışının hangi sıra ile takılacağı resim veya numara sırası ile çoğunlukla verilmiştir.Ancak doğru takmak önemlidir, yapılacak bir yanlış montaj tüpün sualtında sırtlıktan çıkmasına sebep olabilir ki bu da dalıcıyı zor durumda bırakacaktır.

 

BC’lerimiz de yine diğer tüm dalış malzemelerimiz gibi dalış günü veya gezisi sonrası tatlı su ile her tarafı iyice yıkanıp tuzlu sudan arındırılmalıdır.Hatta infaltörden içine su doldurup  tahliye valflarından sırayla bu suyu boşaltmak suretiyle valflarda de tuzun kötü etkilerini bertaraf etmiş oluruz.

 

           

 

EKİPMAN HATALARI VE GİDERME

 

            Ekipman hatalarında yapılacak müdahaleler kademe kademedir;

¨        Dalış öncesinde yapılan müdahaleler

¨        Teknik servis gerektiren müdahaleler

            Ekipmanların ciddi bakım ve tamiri için özel ekipman arıza giderme kursları vardır.

            Ekipmanlarda hata olmaması ve problem yaşamamak için bazı önlemler alınması gerekir. Ekipmanlar hakkında bilgi sahibi olmak ve iyi bakmak gerekmektedir. Genelde dalış kazalarında yaşanılan problemlerin % 90 ‘i ekipman hatalarından kaynaklanmaz. Ekipman hatalarından kaynaklanan problemler ise ekipman fonksiyon hatası değildir.

 

            Ekipman Hatası Tipleri;

 

1.    Uygun olmayan ekipman kullanmak

2.    Ekipmanın uygun kullanılmaması, bilgisizlik

3.    Bakımsız ekipman

4.    Yetkisiz kişiler tarafından uygun olmayan, standart dışı bakım yapılması,

5.    Gerçek ekipman fonksiyon bozukluğu

 

             Yapılması gereken;

-         Evlerde ve dalış öncesinde yapılacak bakımın nasıl olduğunu bilmek,

-         Herhangi bir basit problem karşısında gereken müdahaleleri bilmek.

-         Gerekiyorsa, yetkili teknik serviste, orijinal parçaları kullanılarak problemleri gidermek gerekir.

 

            MASKE

 

Ø     Maske yanlış kuşanılmış olabilir: Elbise başlığının, saçın, bıyığın üzerine geldiğinde arada boşluk kalacağından maske su alır.

Ø     Maskenin kayışı çok sıkı yada çok gevşek ise su alır,

Ø     Maskenin yüze uygun olmaması da problemlere neden olabilir.

Ø     Maskenin, silikon , kauçuk olan yan bölümlerinde delik olabilir.

Ø     Optik camlı maskelerin camları sökülüp takılabildiği için, bu esnada tam oturmayan parçalar olursa su almasına neden olur. Tekrar söküp takınca problem çözülebilir.

Ø     Siboplu maskelerde su sızdırmaya neden olabilirler.

Ø     Maskenin kayışı kopabilir.

 

            Tüm bu nedenlerden dolayı oluşabilecek problem karşısında yedek maske ve kayış bulundurmak faydalıdır.

            Maskelerin buğulanması, maske hatası değildir. Maske 2 nedenle buğulanır;

1.    Isıl işlem görmüş camların iç kısmında kimyasal bir madde vardır. Bu madde zamanla ( hemen hemen 2 yıl) kaybolur. İç kısma diş macunu sürerek, özel sıvılar kullanarak ve tükürerek buğulanmayı önlemek mümkündür.

2.    Diğer bir sebep ise ısı farkıdır. Çok fazla efor sarf edildiğinde, terlendiğinde dış ısıdan fazla iç ısı olacağı için maske buğulanır. Buna daha çok su ragbisi gibi su altı sporlarında rastlanılır.

 

            ŞNORKEL

 

            Şnorkel hatası scuba dalışlarını engellemez. Üretim hatası dışında hatası yoktur.

            Uzun ve siboplu şnorkeller tavsiye edilmez. Siboplu şnorkellerin arıza riski vardır. ayrıca gerektiği zaman suni teneffüs yapılamaz. Uzun şnorkellerde ise CO2 zehirlenmesi riski vardır.

            Scuba dalışlarda şnorkel kullanılacaksa, regülatörün 2. Kademesi sağ taraftan geldiği için maskenin sol tarafından takılmalıdır, ikisi beraber rahatsızlık verir.

 

            PALETLER

 

            Çok ciddi hataları olmamakla birlikte, başlıca hatası tokaların sıkı yada gevşek takılmasıdır.

·        Tokalar sıkı takılırsa ayağa kramp girer.

·        Tokalar gevşek takıldığında ise kullanma zorluğu ve ayaktan çıkması söz konusudur.

 

            Bu nedenle suya girmeden önce Buddy check yapılırken paletler mutlaka kontrol edilmelidir. Ayrıca tekne dalışı yapılıyorsa, tekne ile fiziksel temas sağlanmadan paletler ayaktan çıkartılmamalıdır. Tekneden uzaklaşıp yüzmek zorunda kalınabilir.

 

            DALIŞ ELBİSELERİ

 

            Çok ciddi hataları söz konusu değildir.

 

            Tüm dalış malzemeleri, kullanıldıktan sonra mutlaka tatlı su ile yıkanmalı ve gölgede kurutulmalıdır.

 

            Başlıca hatası yanlış, uygun olmayan elbise alınmasıdır. Bol elbise alındığında içine su girer ve üşünülür. Sıkı elbise alındığında ise kan dolaşımını engeller ve problemlere neden olur.

 

            Dalış elbiseleri neopren malzemeden yapılır. Neoprenin dayanma ömrü 8 – 10 kauçuğun ise 10 – 12 yıldır.Bu ömrün uzun yada kısa olması bakıma bağlıdır. Dalış elbiseleri için tuz kristalleri ve ultraviyole ışınları en zararlı şeylerdir.

 

            Deniz suyu dalış elbiselerinin üzerinde kurumadığı sürece zararlı değildir. Sadece kokmasına neden olur.      Ancak deniz suyu kuruyup tuz kristalleri oluşunca problem başlar. Bu nedenle tatlı su ile yıkanmalı ve gölgede her iki tarafı birden kurutulmalıdır.

 

            İyi kullanıldığı sürece dalış elbiselerini uzun süre kullanmak mümkündür. Dalış elbiselerinde overlock denilen süs dikişleri vardır. Bu dikişlerde sökülme olursa ipler kesilir ve uçları ateş ile yakılır, elbiselere zarar vermez.

Elbiselerde esas olan neopren yapıştırma ve iç dikiştir. Herhangi bir açılma yada yırtılma söz konusu olduğunda neopren yapıştırıcılar kullanılır.

 

            Dalış elbiselerinin arasında kuru elbise denilen soğuk sularda giyilen elbiseler vardır. Bu elbiseleri kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir;

 

·        Kuru Elbiselerde contalar vardır. Bu contalar yırtılabilir. Bu yüzden bilezik, yüzük ile giyilmemelidir. Kuru elbiselerin boyun kısmı da contadandır ve ilk alındığında çok uzun olup, kullanıcının boynuna göre uygun bir şekilde kesilmelidir.

·        Kuru elbise giymeden önce mutlaka tuvalete gidilmelidir.

·        Kuru elbise giyildiğinde kullanılacak olan ağırlık farklı olur.

·        Kuru elbisenin içerisine hava basılır ve kendi üzerindeki boşaltma valfı ile de boşaltılır. Eğer bu valfta bir problem yaşanılırsa, içeri su girmesi göze alınarak yaka kısmı açılıp hava boşaltılır. Aksi takdirde yukarı fırlanır.

·        Kuru elbiselerde fermuar önemlidir. Fermuarlarının arasına sızdırmazlık sağlanması için o-ring dökülmüştür. Bu yüzden dikkatli kapatılmalıdır. Bu fermuarların bir ucunda da kilit vardır.

·        Kuru elbiselerin göğsünde şişirme valfı bulunur. Bunun da aynı BC lerde olduğu gibi kamçı hortumları vardır. Bu hortumlar yırtılma ve yıpranma olmamasına dikkat edilmelidir.

·        Kuru elbiseye müdahale edilmez.

 

            KURŞUN KEMER

 

            Kurşun kemerlerin başlıca hatası yanlış kuşanılmasıdır.

y     Kurşun kemer takılırken, vücuda orantılı bir şekilde yerleştirilmelidir. Aksi taktirde dengenin bozulmasına neden olur. Kurşunların kaymaması için stoper kullanmak faydalıdır. 2 yada 4 stoper yeterli olacaktır. Eğer stoper yoksa, kemer kurşunların içerisinden çevrilerek geçirilir, dolayısıyla kaymaz. Bunlar dengede olmanın yanı sıra, suda kemer çıkarmak gerektiğinde kurşunların aşağıya düşmesini de engellemiş olur.

y     Diğer bir kuşanma hatası ise, kemer uzun ise ucunun içeriye doğru katlanarak düğüm yapılmasıdır. Bunu yapmak çok sakıncalıdır. Çünkü bir problem ile karşılaşıldığında kemerin atılması gerekirse zorluk yaşanılır.

 

            Kurşun kemerlerde, BC lerde ya da diğer dalış malzemelerinde kullanılan TOKA çeşitlerini mutlaka bilmek gerekir.

 

            REGÜLATÖR

 

            Ekipmanlar içerisinde çoğunlukla regülatör ile ilgili problemler ile karşılaşılır.

 

            Regülatör Hataları;

1.     Regülatörün oktopusu olmayabilir. Mutlaka oktopus tedarik edilmeli, dalış arkadaşları ikna edilmelidir.

2.     Regülatörün Hortumlarında çatlama, yırtılma , tahribat sonucu problemler olabilir. Bu tahribatlar sonucunda da hava kaçırıyor olabilir. Hortumların kauçuk kısımlarında bükülmekten dolayı çatlama, yırtılma yada delinme olabilir. Bu tip yıpranmaları önlemek için hortum koruyucuları vardır. Bu koruyucular spiral şeklindedir. Bir tek dezavantajları tatlı su ile yıkanması esnasında aralarında tuz kristalleri kalma ihtimali yüksektir. Bu nedenle yıkarken bu koruyucular ileri-geri hareket ettirilerek iyice temizlenmelidir.

a)    Eğer yıpranma düşük basınç (LP) hortumunda olmuş ise çok tehlikelidir. Çünkü yıpranmadan dolayı oluşan çatlak veya delikten çıkan havanın çıkarak patlaması esnasında hortum şiddetle sağa sola savrulacak ve çevreye zarar verecektir.

b)    Eğer yıpranma yüksek basınç (HP) hortumunda olmuş ise aynı ciddiyette problem ile karşılaşılmaz, mutlaka değiştirilmelidir. Yüksek basınç hortumlarının içerisinde çelik hasır vardır ve iki kat kauçuktur. Üst tabaka delinse bile altta bulunan tabaka belirli bir süre idare edebilir.

c)    Regülatör hortumlarından kaynaklanan diğer bir problem ise , yüksek basınç hortumunun manometre bağlantısından hava kaçırmasıdır. Manometrenin yanında çok ince mm’lik bir çubuk vardır ve bunu kenarında da o-ring bulunur. Eğer bu o-ringde de bir yıpranma olur ve su sızdırırsa manometrenin çalışmamasına neden olur. Tuz ve nemden dolayı mekanizması paslanır ve işlev göremez hale gelir. Manometreler demonte edilemezi dolayısıyla yetkili servise götürmek gerekir.

3.     Regülatörün II. Kademesinin su almasıdır. Bunun bazı nedenleri vardır;

a)    Maps ‘ın ağza tam oturmamasından yada mapsta yırtılma ve delikler olmasından kaynaklanabilir. Böyle durumlarda varsa yedek maps ile değiştirilir

b)    Diğer bir neden ise Egzost sibobundan kaynaklanıyor olabilir. Eğer bu sibop ters, yukarı doğru tutulursa, yerinden oynamış, kıvrılmış yada yırtılma çatlama gibi nedenlerle deforme olmuşsa su sızdırır. Eğer yırtılma yoksa yerinden oynamış yada kıvrılmış demektir, kuvvetle üfleyerek düzeltilebilir.

c)    II. Kademe diğer bir problem ise diyaframdan kaynaklanabilir. Eğer diyaframda yırtılma gibi yıpranma varsa , yada söküp takma yapıldığında yanlış monte edildiyse direk su alır. Böyle durumlarda açıp kontrol edilmeli eğer yırtılma varsa değiştirmelidir.

d)    II. Kademedeki diğer bir problem ise FREE FLOW ‘a (serbest akışa) geçmesidir. Bu da diyaframın içeri doğru basılı kalıp, sürekli hava vermesinden kaynaklanır. Maps baş aşağı tutulunca yada su altında elle kapatılınca geçer. Çoğunlukla oktopusta olur, engellemek için ağızlık askıları ile ağzı kapatılarak BC’ye monte etmek yeterlidir.  Eğer II. Kademe sürekli free flow yapıyorsa, ara basınç ayarlarının yetkili servis tarafından kontrol edilmesi ve ayarlanması gerekmektedir.

e)    II. Kademe olabilecek düşük bir ihtimalli problem ise, I. Kademenin su alıp, II. Kademeye su geçirmesidir.

f)      En ciddi  regülatör problemi ise buzlanmadan dolayı donma olmasıdır. Tuzlu su sıcaklığı –4° ‘ye kadar düşebilir. Buz kristalleri nerede oluşursa orayı bloke eder. II. Kademeden alınan nefes içindeki rutubetten dolayı valfın üzerinde donup o bölgeyi bloke ederek açık durumda kalmasına ve buna bağlı olarak da serbest akış olmasına neden olabilir. Ayrıca regülatörün II. Kademesi su dışında ıslatıldığında yada suya girip tekrar dışarı çıktığında donma olacaktır. Bu yüzden regülatör suya girdikten sonra tekrar dışarı çıkartılmamalıdır .

Eğer I. Kademe donmadıysa II. Kademe muhtemelen donmaz.

4.     Regülatörün I. Kademesinden kaynaklanabilecek problemler II. Kademede olduğu gibi fazla değildir.

 

a)    I. Kademe tüpe monte edilirken, regülatörün ağzın vananın ağzına tam oturtulmalıdır. Tam oturtulmadığı takdirde o-ring üzerinde yer yapar ve deforme olmasına, hava kaçırmasına neden olur.

b)    En ciddi  I. Kademe problemi donmasıdır. Tüpten gelen basınçlı hava, regülatörün I. Kademesinde yüksek basınç odasından, ara basınç odasına geçerken soğur. Eğer soğuk su dalışı yapılıyorsa, zaten odalar arasında soğuyan havanın içerisindeki nem kristalleşir ve donar. Tüm regülatör markalarında deniz suyunda donmaya karşı ayrı modeller yada aparatlar vardır.

 

            Regülatörün II. Kademeleri sökülüp takılabilirler, ancak I. Kademe asla sökülmez. Bu ayarlarının bozulmasına neden olabilir. I. Kademede herhangi bir problem yaşanılırsa, mutlaka yetkili servisine götürülmelidir.

 

            Pistonlu ve diyaframlı olmak üzere 2 tip regülatör vardır. Diyaframlı regülatörler yüksek performanslı regülatörlerdir. Tüpteki hava azalsa dahi rahatlıkla solunabilir.

 

            VANALAR

 

·        Tüplerdeki vanalar 2 türlüdür. DIN Normu ve INT normu. Genelde INT Normu kullanılır. DIN normu vanalar vidalanarak kullanılır. O-ring açısından DIN normları daha avantajlıdır. Ayrıca DIN normlarının hem 200 bar hem de  300 bar çeşitleri vardır. 300 bara sahip olan DIN normlarında daha fazla vida dişi vardır. 300 bara sahip INT normu yoktur. DIN normları adaptör takılarak INT normuna çevrilebilir.

 

·        Vanalarda karşılaşılan en büyük hata O-ring patlamasıdır. Bunu engellemek için uygun O-ring kullanılmalı, doğru takılmalı ve üzerinde olabilecek tuz kristalleri, kir gibi cisimler temizlenmelidir. Çatlamış, yırtılmış yada iz yapmış o-ringler temizlenmelidir. Dalışa geçmeden önce regülatör tüpe bağlanmalı ve tüp açılmalıdır. Çünkü o-ring patlayacaksa 10-15 dakika içerisinde patlar, böylece önceden tedbir alınmış olunur.

 

·        Vanaları çok fazla sıkmamak gerekir. Aksi takdirde teflon contanın, içerdeki metale baskı yapmasına ve  deforme olarak sürekli hava kaçırmasına sebep olur.

 

            Vanalar regülatör bağlandıktan sonra tam açılıp, yarım tur kapatılmalıdır.

 

 

            BC

 

            Genelde BC’ lerde 2 türlü problem yaşanılır.

 

1.    Boşaltma valfının biriken tuz kristallerinden dolayı yada yanlış montajdan dolayı hava kaçırması söz konusu olabilir. Bu valflar vidalıdır, açıp temizlenebilir. Dikkat edilmesi gereken husus içlerinde yay vardır açarken kaybetmemek ve kapatırken de diş kaptırmamak gerekir.

2.    Diğer bir problem ise BC’ nin inflaterı, biriken tuz kristallerinden yada içerisindeki sibobun arızalanmasında dolayı sürekli basılı kalmasıdır. Böyle durumlarda BC sürekli şişer. BC’ lerin 1/3 ü şişirilmelidir. Maksimum dolumu 2/3 olmalıdır. Eğer dalış esnasında böyle bir problemle karşılaşılıp da BC şişerse, ilk önce mutlaka nefes verilmeli, mümkünse kamçı sökülmeli ve yatay durup su ile temas yüzeyini çoğaltarak yüzeye çıkılmalıdır.

 

            TÜP

 

            Tüpler, eğer sürekli bakımı yapılıyorsa ve uygun şartlarda saklanıyorsa, dalış esnasında sırtlıktan çıkmasının dışında bir problem yaratmaz.

 

            Yalnız tüpün içerisine su girerse, özellikle çelik tüplerde paslanmaya neden olur. Dolayısıyla solunan hava uygun olmaz. Eğer böyle bir kuşku varsa, vananın ağzına bir mendil dayayarak rengine ve kokusuna bakılır.

 

            Tüm dalış malzemelerini tanımak ve bilmek gerekir.Yeni bir malzeme görüldüğünde özelliklerini sormaktan çekinmemelidir.

 

            Servis dışı yapılabilecek basit müdahalelerde, özel anahtar gerektiren tamirlerden kaçınılmalıdır. Ekipmanların üzerindeki tırtıklı bölgeler, bu noktaların açılıp kapatılabileceğini gösterir. Eğer anahtar işareti varsa, bunlar dokunulmaması gereken noktalardır. 

 

 

 

           

 

          

 

 

 

 

 

 

 

 



M: info@derindalismerkezi.com
T: +90 (236) 231 94 65 / +90 (532) 297 45 95
A1: "Derin Dalış Merkezi" Çandarlı Limanı / ÇANDARLI - Turkey
A2: 2.Anafartalar Mah. Yeni Orta Sok. No: 1/11 MANİSA - Turkey

Copyright © 2007 by Derin Dalış Merkezi. All rights reserved..
Turizm acentemiz http://www.kozaktur.com.tr'dır
Sanal market, e-ticaret ve kurumsal yazılım geliştirmede lider