Electronic Project Company
 
Yazdır  Öner

Dalıcılığın Tarihçesi


Bilinmeyenin çekiciliği, doğayı tanıma ve karşı koyma isteği, ekonomik, ticari ve askeri nedenler sonucu insanoğlu sualtını keşfetmek ihtiyacı hissetmiştir.

Nefes tutularak yapılan dalışların kökeni tarih sayfaları içinde kaybolmuşsa da ilk insanların yiyecek temini için daldıkları bilim adamlarınca tespit edilmiştir. Ticari olarak inci ve sünger için dalışlar günümüzde de devam etmekte, Kore ve Japonya da AMA adı verilen kadın dalgıçlar halen çalışmaktadır.

Askeri amaçlı dalışlar ise M.Ö. 1194 – 1195 yıllarında Truva savaşları sırasında başlamış olup ilk faaliyetler ise düşman gemilerinin halatlarını kesmek yada gemilerin altında delikler açmaktan ibaretti. Romalılar zamanında ise dalgıçlara karşı gemiler halat yerine zincir kullanmaya başladılar.

17 ve 18. YY da seyyahlar  Amerika yerlilerinin 30 metrelere kadar dalabildiklerini sabahtan akşama kadar onlarca kez dalış yaptıklarını gözlemlemişlerdir.

 İLK EKİPMANLAR :
 
Tarihi kayıtlara göre Büyük Aleksander M.Ö 332 yılında kuşattığı Tyre limanı (şimdiki Lübnan da) önündeki sualtı engellerini dalgıçlar kullanarak temizletmiş, hatta kendisinin de cam bir fanus içerisinde dalarak dalgıçları denetlemiştir. Bu çağda Doğu Akdeniz’de aktif sualtı arama kurtarma işleri bir düzene bağlanarak  kanun kapsamına alındı. Derinlik ve risk faktörleri hesaplanarak ücret cetvelleri  buna göre düzenlenmiştir. Yunanlı Tarihçi Heredot, Pers kralı Xerxes in batık bir defineyi çıkartması için Ispartalı esir dalgıç Scyllis’i kullandığından  bahseder.

 Leonardo da Vinci paletler ve dalış aletleri çizmiş ve dalgıca hava sağlamak için kafasına şarap tulumu geçirme fikrini ortaya atmışsa da bu günkü dalış malzemelerine çok benzeyen eskizler o dönemde sadece kağıt üzerinde kalmıştır. Bu belki de kayıtlara geçen ilk SCUBA aparatıdır. Borelli adında bir diğer İtalyan dalgıç kullandığı havanın yeniden temizlenmesi gerektiğini fark etmiş, bakır bir borudan geçirilen kirli havanın deniz suyu ile soğutularak temizlenme fikrini ortaya atmıştır. Buda belki  günümüzdeki kapalı devre modelinin öncüsü sayılabilir.

Dalış çanları, sualtında kalma süresini uzatan ilk başarılı çalışma olmuştur. 1691 yılında Edmund HALLEY ilk dalış çanının patentini almıştır. O dönemde Spalding adlı bir İskoç ta çanın üst bölümüne ilave bir bölüm koyarak büyük bir gelişme sağladı.

 İlk atmosferik dalış elbisesi sayılabilecek dalış giysisinin geliştirilmesi John Lethbridge’ e mal edilmektedir. Tahta bir fıçının üzeri su geçirmez bir malzeme ile kaplanarak, küçük bir pencere ile görüş imkanı sağlanmıştır. Cihaz hareketi büyük ölçüde engellediğinden pek kullanışlı olmamakla birlikte, Lethbridge 20 m. derinde 34 dakika kalabilmiştir. Bu cihazı Kaptan Rowe’nın bakırdan yapılan fıçısı takip etti.Bu iki mucit batıklardan mal ve hazine çıkartarak dünyayı gezip önemli miktarda paralar kazanmışlardır.

 Taraflı davranılarak Augustus SİEBE’ye mal edilen, aslında John ve Charles DEANE kardeşlerin icadı olan duman cihazı itfaiyeciler için planlanmışsa da sualtında kullanılmıştır. Bu standart dalış başlığının atası olarak kabul edilmektedir.

Porsmouth limanı ağzında bulunan ve deniz trafiğini engelleyen bir batığı çıkartmak için bir proje hazırlayan Albay William PASLEY bir çok dalış ekipmanını denemiş ve sonuç olarak DEAN kardeşlerin ekipmanında karar kılmıştır. Bu işte dalgıçlar 20– 32m derinlikte günde 6-7 saat çalışıyorlardı. Bu dalıcılarda başlayan eklem ağrıları o günkü şartlarda romatizma olarak adlandırılmışsa da, dalgıçlık mesleği için çok büyük bir önemi olan fizyolojik problemin habercisiydi. Esrarengiz hastalık bir yandan dalgıçları tehdit  ederken,  diğer taraftan da dalış odalarının hacimleri büyültülüp, sualtında kalma süreleri arttırılmaya çalışılıyordu. Bu bilinmeyen hastalığa Caısson hastalığı denildi. Bu günümüzde çok iyi bilinen ve halk arasında VURGUN olarak isimlendirilen, DEKOMPRESYON hastalığından başka bir şey değildi. Zira o dönemde çok az bilim adamı basıncın insan vücudu üzerine etkilerini araştırmışlardır.

Dekompresyon hastalığının gerçek  nedenini 1878 yılında Fransız fizyolog Paul BERT açıkladı. Bert uzun araştırmalardan sonra bu hastalığı havada bulunan ve basınç altında uzun süre solunan  AZOT gazının meydana getirdiğini tespit etti.

SCUBA ( Self Contained Underwater Breathing Apparatus)
 
SCUBA terimi dalgıcın hava kaynağını yanında taşımasına imkan veren dalış şeklini tanımlamak için kullanılır. 19 YY başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Charles CONDER adlı Amerikalı  mühendis vücuduna sardığı bakır borulara hava depolayarak dalmıştır. İlk cihazlardan biri de Rouquayrol ve Denayrouze tarafından icat edilen AEOROPHORE’dir.

 1918 yılında Ohgushi adlı Japon  hava kaynağından gelen hortumun uçlarını dişleriyle kontrol ederek dalışlar gerçekleştirmiştir.  1933 yılında La Prieur ise dalgıcın göğsüne bağlı hava tankının vanasını açıp kapatarak havanın akışını kontrol eden bir cihaz gerçekleştirmiştir.

 1943 yılında biri deniz subayı, diğeri de mühendis olan iki Fransız, Alman işgalindeki küçük bir kasabada zor şartlar altında çalışmalarını sürdürüyordu. Bu  iki kişi Kaptan Yves COUSTEAU ve Emile GAGNAN dan başkası değildi. Bunlar basınca dayanıklı tüpler ve Demand (isteğe bağlı)  valflı regülatörler  geliştirerek ilk kez açık devre SCUBA sistemine adapte ettiler. Bu iki bilim adamının başarıları yüzlerce yıllık birikimin sonucuydu. Bu cihazla yaklaşık 60 m. derinlere başarılı dalışlar gerçekleştirdiler.

 CMAS ( Confederation Mondiale des Activites Subaquatiques) TANIMI VE YAPISI

 Jacques COUSTEAU’nun da aralarında bulunduğu 10 kişi 10 OCAK 1959 tarihinde Dünya sualtı etkinlikleri konfederasyonu ( CMAS ) ı kurdu. Üyesi olan ülke federasyonlarındaki su altı çalışmalarını standart hale getirmek ve daha da geliştirmek amacını güden CMAS’a 5 kıtada 111 ülke federasyonu bağlıdır. Ayrıca, CMAS tarafından tanınan OCC (Organisation Conventionne Cmas) / ( CMAS la anlaşmalı kuruluşlar) adı verilen çok sayıdaki dalış okulu ve merkezleriyle birlikte yüz binlerce dalıcıyı bünyesinde barındırmaktadır.

 CMAS, sportif, teknik, bilimsel, tıbbi ve doğal kültür aktivitelerinde hiç bir dini, politik, sosyal ve ırksal ayrım yapmaksızın herkese açıktır. Bağımsız ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan CMAS, kendini tüm dünyada sualtı aktivitelerinin dengeli gelişimine ve dalış eğitimlerinin koordinasyonlarına adamıştır.

 CMAS’ın geliri, UNESCO ve Dünya Olimpiyat Komitesine aktarılmaktadır. 

 Türkiye’nin CMAS taki resmi temsilcisi TÜRKİYE SUALTI SPORLARI FEDERASYONU (TSSF) dir.Federasyonumuz, 8 OCAK 1980 tarihinde Türkiye Sualtı Sporları  Federasyonu adı ile kurulmuştur. 2005 yılında adı TÜRKİYE SUALTI SPORLARI FEDERASYONU (TSSF) olarak değiştirilen federasyonumuzun  hedefi yurdumuzda sualtı sporlarını geliştirmek, sporcu, hakem, balıkadam ve eğitmenlerin dünya standartlarına göre eğitilmesini sağlamak ve CMAS tarafından düzenlenen etkinliklerin yurdumuza da yapılmasını sağlamaya çalışmaktır. Çift taraflı bröve sistemine geçmek  için CMAS la 1994 yılında bir anlaşma yapılmıştır.



M: info@derindalismerkezi.com
T: +90 (236) 231 94 65 / +90 (532) 297 45 95
A1: "Derin Dalış Merkezi" Çandarlı Limanı / ÇANDARLI - Turkey
A2: 2.Anafartalar Mah. Yeni Orta Sok. No: 1/11 MANİSA - Turkey

Copyright © 2007 by Derin Dalış Merkezi. All rights reserved..
Turizm acentemiz http://www.kozaktur.com.tr'dır
Sanal market, e-ticaret ve kurumsal yazılım geliştirmede lider